Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12074 E. 2025/5530 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12074
- Karar No
- 2025/5530
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1346 Esas, 2024/1555 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/460 Esas, 2023/65 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Edirne ili, ... ilçesi, ... 219 ada 164 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kamulaştırmadan arta kalan kısmında değer kaybı oluştuğunu ve taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, acele el koyma dosyasında belirlenen bedel ile arasında çok fark bulunduğunu, münavebeye alınan ürünlerin üretim miktarlarının yüksek, giderlerinin düşük hesaplandığını, ortalama değerlerin esas alınması gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının ve objektif değer artış oranının hatalı alındığını, bu oranların belirlenmesinde aynı nedenlerin kullanılmasının doğru olmadığını, müvekkili idare aleyhine vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, aksine idare lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu, bedelin düşük belirlendiğini, münavebe sisteminin hatalı seçildiğini, 2022 yılı verilerinin getirtilmediğini, sulu tarım yapıldığını, münavebeye alınan ürünlerin veriminin düşük olduğunu, üretim giderlerinin yıllık brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağını, arta kalan kısımda değer kaybı oluştuğunu, taşınmaz üzerindeki maddi unsurların değerlerinin bedele eklenmesi gerektiğini, kamulaştırma ile sulama sistemi ortadan kalktığından sulama sistemi ekipmanının da bedele eklenmesi gerektiğini, demiryolu inşaat çalışmaları sırasında toz, gürültü gibi nedenlerle arta kalan kısımda oluşacak ürün bedel kaybının da hesaplanması gerektiğini, dava tarihi ile bedelin ödeme tarihi arasında geçen zamanda oluşan değer kaybının tespitini talep ettiklerini, faiz oranının zararı karşılamadığını, ek beyan ile de oluşan zararın tespit için bilirkişiden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza dava tarihi itibarıyla geçerli resmî verilere göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda değerlendirmeye alınan verilerin resmî verilere uygun ve münavebeye alınan ürünlerin yörenin münavebe sistemi ile uyumlu olduğu, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde bulunduğu, kamulaştırmadan arta kalan bölümün yüzölçümü ve geometrik durumuna göre değer azalışı bulunmadığı, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, davanın niteliği gereğince davacı idareye vekâlet ücreti verilmemesinde ve davalı taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, böylece Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, enflasyon karşısında yitirilen değerin karşılanması gerektiğini, kamulaştırma bedelinin kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 12 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay içinde sonuçlandığından faize hükmedilmemesi yerindedir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 2942 sayıl Kanun'un 15 inci maddesi gereğince bedel tespiti ve tescil davalarında değerlendirme dava tarihine göre yapılır. Bu nedenle dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2022 yılına ait İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü resmî verileri dosyaya getirtilip bu veriler esas alınarak bedel tespit edilmesi gerekirken il verilerini alındığını belirten rapora göre bedel tespit edilmesi yerinde değildir. 6. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ifrazla 219 ada 165 parsel olan kısmının yüzölçümü ve hızlı tren hattı nedeniyle oluşacak güvenlik ve ulaşım sorunları nazara alındığında; kamulaştırma nedeniyle arta kalan alanda değer azalışı oluşacağının kabulü gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.