Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11406 E. 2025/8979 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11406
- Karar No
- 2025/8979
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1190 Esas, 2024/2153 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... 12564 ada 294 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek değerin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; metrekare birim değerinin yüksek belirlendiğini, 2022 yılı verileri getirtilerek metrekare birim bedelinin belirlenmesi gerektiğini, ÜFE ile artırım yapılmasının hatalı olduğunu, objektif değer artışının doğru olmadığını ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konum, merkeze yakınlık, ve sulu tarım arazisi olması hususları dikkate alındığında metrekare birim bedelinin düşük olduğunu, aynı adada 136,24 TL/m² birim bedeli belirlendiğini, su kuyusu değerinin düşük belirlendiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza davanın açıldığı 2022 yılı resmî tarım verileri uygulanarak ve hesaplama sırasında, resmi verilerde yer alan masraf kalemleri içinde bulunan sermaye faizi, tarla kirası gibi giderlerin dahil edilmemesi ve taşınmazın konumu bilirkişi kurulu raporunda yazılı özellikleri ile objektif değer artış oranının % 100 olarak alınması suretiyle yeniden bedel tespit edilmesi için istinaf incelemesi sırasında raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, alınan ek bilirkişi raporunda yukarıdaki hususlara uygun şekilde % 100 objektif artış ilavesi ile 240,00 TL/m² birim bedeli üzerinden üzerindeki kuyu için de 36.692,00 TL kuyu bedeli ilavesi ile toplam kamulaştırma bedelinin 550.073,00 TL olduğunun belirtildiği, ek rapordaki tespitler zemin bedeli yönünden doğruysa da Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre dava konusu taşınmaz su kuyusundan sulandığı ve bu nedenle sulu tarım arazisi olarak bedel belirlendiği bu durumda, sulamada kullanılan kuyu ve diğer ekipman bedeli sulu tarım arazisi bedeline dahil olması nedeniyle ayrıca kuyu bedeline hükmedilemeyeceğinden kamulaştırma bedelinin 513.381,00 TL. olduğunun tespitinin gerektiğini, öte yandan; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararında; 2942 sayılı Kanun’un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olduğundan kamulaştırma bedeline yasada belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulaması gerektiğinden, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın yasal faizi itirazının bulunmadığını, davanın 01.08.2023 tarihinden önce açılmış olması nedeniyle faiz konusunda hatalı karar verildiğini, ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; su kuyusu bedelinin taraflarına ödenmesini ve duruşma açılarak karar verildiğinden lehlerine vekâlet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Faize ilişkin olarak davalı vekilinin istinafının bulunmadığı ve faizin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan da olmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince, faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekirken, faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak karar verilmiş olması nedeniyle, davalı vekilinin, duruşma açıldığından lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi yönündeki temyiz sebebi de dikkate alındığında karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı yararına 10.200,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmemesi de bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının, (B) bendinin (1) numaralı alt bendinin, ilk paragrafının çıkartılması, yerine “Davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin, 513.381,00 TL olduğunun tespitine, bu bedelin 278.055,00 TL kısmına 21.08.2022 tarihinden, İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olan 20.01.2023 tarihine, bakiye 235.326,00 TL kısmına 21.08.2022 tarihinden, iş bu karar tarihi olan 17.09.2024 tarihine kadar geçen süre için yasal faiz işletilmesine” cümlesinin yazılması, (C) bendinin (3) numaralı alt bendinin çıkartılması, yerine “Duruşma açıldığından karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifesi gereğince belirlenen 10.200,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalı tarafa verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.