Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10806 E. 2025/15949 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10806
- Karar No
- 2025/15949
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/124 Esas, 2024/239 Karar KARAR : Yeniden karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesince görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak asıl davanın davacı ... yönünden reddine, diğer davacılar yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen karar istinafta kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacılar ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Bir kısım davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü bir kısım davacılar vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat .. .. .. gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin murislerine ait .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesi 1 37... parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile ... adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini talep etmişlerdir. Asıl davada davacılar vekili şimdilik 20.000,000,00 TL'nin davalıdan hükmen tahsiline talep ettiği davasını ıslah ederek 3.733.680 TL üzerinden nispi harç yatırdıklarını, harç yatırılmayan kısımla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesini ve harç yatırılmayan kısmın atiye bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğünce gerçekleştirildiğinden husumetin Hazineye yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli ve 2019/155 Esas, 2022/276 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı ..den tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/3627 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaz, davacılar ve murisleri adına tapuda kayıtlı iken Orman Genel Müdürlüğü tarafından İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil talepli davada 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı karar ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilerek taşınmazın tapu kaydının iptaline ve taşınmazın orman niteliğinde olduğunun tespitine ve tapu kaydının orman olarak kapatılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1986/17260 Esas, 1989/663 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, ancak davalılardan ..'nın 1976 yılında ölmüş olduğu ve yukarıda sözü edilen davadan önce ölü olduğu gerekçesi ile mirasçıları tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı kararının Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/9111 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararı ile ölü kişi aleyhine dava açılmasının doğru olmadığı, davacı idareye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi uyarınca ...'nın mirasçılarını davaya dahil etmek üzere imkan tanınması suretiyle taraf teşkili yapıldıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu ve karar düzeltme talebinin reddedildiği, bozma ilamı üzerine, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı kararının tümüyle ortadan kalktığı, 2015/409 Esas numarası alarak yeniden yargılama yapıldığı ve 22.02.2016 tarihinde 2015/409 Esas, 2016/64 Karar sayılı karar ile dava konusu 1 37... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman niteliği ile ... adına tapuya tesciline karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin 28.04.2016 tarihinde kesinleştiği, bu durumda 1981/797 Esas, 1985/424 Karar sayılı mahkeme kararı her ne kadar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin onama kararı ile kesinleşmiş görünse de ... mirasçılarına usulüne uygun şekilde tebligat yapılmamış olduğundan aslında maddi anlamda kesinleşmemiş olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 95 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan temyiz başvurusu üzerine, mahkeme kararının taraf teşkili nedeniyle bozulmuş olduğu, bu husus dava şartı olduğundan, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilemeyeceği dikkate alındığında, tapu iptal kararının tüm davalılar bakımından 28.04.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğunun kabulü ile işbu davanın zamanaşımı süresi geçmeden açıldığı kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında kaldığı, küçük bir kısmının askeri yasak bölge, kalan kısmının ise Yoncalıdağ Devlet Ormanı olarak ayrıldığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı, taşınmazın kısmen zeytinlik, kısmen fıstık çamı ormanı, kısmen kuru otluk kabul edilmesi suretiyle net geliri esas alınarak taşınmaza değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi taşınmazın konumu gözetilerek %250 oranında objektif değer artışı uygulanmasının da yerinde bulunduğu gerekçiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine davacılar ... ile ... yönünden temyiz yolu açık, diğer davacılar yönünden miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/3627 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava dilekçelerinde dava konusu mera niteliğine sahip 113.100 m² yüzölçümlü taşınmazın bedeli talep edilmiş olmakla, kök tapu kaydının Nisan 336 tarih, 196 cilt, 55 sayfa, 103 sıra numaralı kayıt olduğu, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar ve 2015/409 Esas, 2016/64 Karar sayılı ilamları ile bu ilamlara dayanak teşkil eden 30.04.1985 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın 4785 sayılı Kanun'a göre devletleşen ormanlardan olduğu belirtildiği hâlde, bu nitelikteki eski tapu kaydına dayalı olarak mülkiyet hakkı ileri sürülemeyeceği gibi, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat da talep edilemeyeceği gözetilmeksizin asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın davacı ... yönünden reddine, diğer davacılar yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen karar istinafta kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... dışındaki davacılar yönünden kararın istinafta kesinleştiğini, bozma ilamında maddi hata bulunduğunu, karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, bozma sonrası kurulan hükümde yalnızca bir davacı yönünden davanın reddine karar verildiğini, diğer davacılar yönünden mahkemenin ilk kararı istinaf aşamasında kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenle hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, bozma kararının içeriğinin de hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazda 1945 yılında orman tahdidi yapılmadığını, dava konusu taşınmaz ile aynı kök parselden ifraz edilen taşınmaza ilişkin olarak açılan davada Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ağır ihlal edildiği kabul edilerek tazminat ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen davada davacı murislerinin yargılama sırasında vefat ettiğini, bu nedenle .. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı için de kesinleştiğini, davacı ... dışındaki davacılar yönünden miktar itibarıyla kesin karar verildiğini, müvekkilinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla ölü olduğunu, mirasçılarının davaya devam ettiğini ve mirasçılarının paylarına isabet eden bedellerin miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında kaldığını, aynı miktara hükmedilen diğer davacılar için miktar itibarıyla kesinlik kararı verildiğini, bozma kararının eksik incelemeye dayandığını, tapu kayıtlarına orman şerhi konulmadığı gibi tapu kaydının revizyon gördüğünü, kök 63... parsel sayılı taşınmazın revizyon görerek 1 37... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davasının 1981 yılında açıldığını, revizyon görmeden önceki hali olan 63... parsel sayılı taşınmazın 27.05.1946 tarihinde sınırlarının belirlendiğini, mülkiyet hanesinin murisin de aralarında bulunduğu kişilere ait olduğu kabul edildiğini, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına aykırı karar verildiğini, davacı ... dışındaki davacılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına karar verildiğinden, bozma kararının lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiğini ileri sürerek kararın aleyhe yönlerden bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 1 37... parsel sayılı taşınmazın mera niteliğiyle 113.100 m² yüzölçümüyle davalılar adına tapuya kayıtlı olduğu, bu tapu kaydının ...adına kayıtlı Nisan 336 tarih, 196 cilt, 55 sayfa, 103 sıra numaralı 1.125 dönüm yüzölçümlü mera niteliğindeki kök tapu kaydının ifrazı ile oluştuğu, 31.10.1935 tarihinde 1, 2 ve 3 sayılı parsellere ayrıldığı, bunlardan 3 parselin 63 ada olarak 133 hektar 6.082 m² yüzölçümü ile revizyon görerek 969, 970, 971, 972, 9 73... sayılı parsellere ifraz edildiği, 336 tarihli ana tapunun kapsadığı alanın 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılması nedeniyle 4785 sayılı Kanun'a göre hiçbir işlem ve bildiriye lüzum olmaksızın devletleştirildiği, 5658 sayılı Kanun ile de iadeye tabi olmadığı, davacılar ve murislerinin 24.05.1968, 22.05.19 75... .03.1976 tarihlerinde ifrazen, hibe ve alım yoluyla taşınmazları edindikleri, 1979-1980 yıllarında 9 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından taşınmazın orman olarak tespit edildiği, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/797 Esas, 1985/424 Karar ve 2015/409 Esas, 2016/64 Karar sayılı ilamları ile orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla ... adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davacılar ve davalı ... vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince verilen 02.06.2022 tarihli ve 2019/155 Esas, 2022/276 Karar sayılı kararın Dairemizce dava konusu taşınmazın 4785 sayılı Kanun'a göre devletleşen ormanlardan olduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak davası olarak açılan asıl ve birleştirilen davaların tüm davacılar yönünden temyizi kabil kabul edilerek bozulduğu ve İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu hâlde, bir kısım davacılar yönünden verilen kararın istinafta kesinleştiğinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
5. Kabule göre de bir kısım davacılar yönünden kararın istinafta kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği hâlde, yanılgılı değerlendirme biçimi ile kabul edilen miktar üzerinden davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davacılar ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara, 40.000,00 TL vekâlet ücretinin de davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Bir kısım davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.