Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10774 E. 2025/5102 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10774
- Karar No
- 2025/5102
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/43 Esas, 2023/440 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, tapudan yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1025 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2.387,17 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.10.2011 tarihli ve 2011/72 Esas, 2011/577 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.10.2011 tarihli ve 2011/72 Esas, 2011/577 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 03.02.2011, hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen ... Mahallesi 1038 ada 39 parsel sayılı taşınmazın ise satış tarihi olan 27.05.2005 tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğünden araştırılarak dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın ikisinin de kadastro parseli veya her ikisinin imar parseli olduğunun tespiti halinde, düzenleme ortaklık payı indiriminin yapılmaması, dava konusu taşınmazın kadastro, emsalin ise imar parseli olduğunun belirlenmesi durumunda bedelden % 40 oranında düzenleme ortaklık payı indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik bedele hükmedilmesinin davacı idare harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle tespit ve depo edilen fark bedelin davalıya peşin ödenmesine, tespit edilen kamulaştırma bedeline 03.06.2011 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilemeyeceğini, kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerinin üzerinde belirlendiğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tespit edilen kamulaştırma bedelinden ilk karar ile hüküm altına alınan 102.661,00 TL'lik kısmının ilk karar tarihi olan 17.10.2011 tarihi itibarıyla davalıya ödenmesine karar verildiği gözetilmeksizin kamulaştırma bedelinin tamamına ödeme tarihine kadar faiz işletilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin 8 inci fıkrasının dördüncü cümlesinin; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak bozma kararı sonrası artan fark bedele dava tarihinden 4 ay sonrasından başlayarak Dairemiz karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi ve bozma kararı sonrası oluşan fark bedelin derhâl ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. 4. 143.904,10 TL toplam kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedeli olan 96.010,00 TL'nin mahsup edilmesi suretiyle fark kamulaştırma bedeli 47.894,10 TL olarak tespit edilmiş olup bunun 6.651,00 TL'sinin bozma kararı öncesi depo edildiği dikkate alındığında, bozma kararı sonrası tespit edilen 41.243,10 TL fark kamulaştırma bedelinin depo ettirilmesi gerekirken bozma kararı sonrası davacı idareye 43.643,10 TL bedelin depo ettirildiği anlaşılmakla bu durumda davacı idarece fazla depo edilen 2.400,00 TL'nin iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. 5. Tespit olunan toplam kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle kalan fark bedele yasal faiz işletilmesi gerekirken acele el koyma bedeline faiz işletilmesi doğru görülmemiştir. 6. Bozma öncesi tespit ve depo ettirilip ilk karar tarihi itibarıyla davalıya derhal ödenmesine karar verilen 6.651,00 TL fark kamulaştırma bedeline ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, işbu bedele ödeme tarihine kadar faize hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a) (2) numaralı bendinin hükümden çıkarılması, yerine "Tespit olunan 143.904,10 TL toplam kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle tespit ve depo edilen 47.894,10 TL fark kamulaştırma bedelinin, bozma kararı öncesi tespit edilen 6.651,00 TL'sine davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 04.06.2011 tarihinden ilk karar tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar, bozma kararı sonrası tespit ve depo edilen 41.243,10 TL'sine ise 04.06.2011 tarihinden Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin karar tarihi olan 15.04.2025 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faizi ve tüm nemalarıyla birlikte davalıya derhal ödenmesine, ödeme yapılırken taşınmazın tapu kaydında haciz, ipotek, şerh vb. takyidat bulunması halinde takyidatların bedele yansıtılmasına, bu hususta ilgili bankaya müzekkere yazılmasına, " cümlesinin yazılması, b) (4) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkarılması, c) Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Davacı idare tarafından fazladan depo edilen 2.400,00 TL bedelin varsa işlenmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.