Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10726 E. 2025/9181 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10726
- Karar No
- 2025/9181
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/806 Esas, 2024/951 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 478 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazların gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi karanının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda arsa bedelinin yüksek takdir edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre değerinin tespit edilmesi gerektiğini, emsal taşınmazların hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza gerçek değerinin çok altında bir bedel tespit edildiğini, bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, kurulan hükümde birleştirilen davalar açısından ...'a mükerrer ödeme sonucu doğuracak yanlış ve hatalı bir hüküm kurulduğunu, taşınmazın tapuda her ne kadar kargir ev vasfı ile kayıtlı olsa da üzerinde fiili olarak kullanılan ve içinde kiracısı bulunan dükkan niteliğinde iş yerlerinin olduğunu, bilirkişi raporunda ... hissesine düşen değerin belirtilmesine rağmen birleştirilen davada davalı sıfatı ile yer alan diğer hissedarlara düşen değerin ayrıca belirtilmediğini belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza gerçek değerinin çok altında bir bedel tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, kurulan hükümde birleştirilen dava açısından ...'a mükerrer ödeme sonucu doğuracak yanlış ve hatalı bir hüküm kurulduğunu, taşınmazın tapuda her ne kadar kargir ev vasfı ile kayıtlı olsa da üzerinde fiili olarak kullanılan ve içinde kiracısı bulunan dükkan niteliğinde iş yerlerinin olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 4.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın vefat eden eşi ... 'a ait olduğunu, çocukları ..., ..., ... ve ...'nın babaları sağ iken haklarını aldıklarını, bu yerlerde kendisinin 2 hakkı ve 2 hissesi olduğunu, eşi sağ iken kızı ...'a herkesin hakkını verdiğini ve daha verecek bir şeyi yoktur diye açıklama yaptığını belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince taşınmazın arsa olarak kabul edilmesinde, kamulaştırılan dava konusu taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine uygun, emsal esasına göre emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yapılarak değer biçilmesinde, taşınmazların üzerinde bulunan yapıya yapı birim maliyetleri tebliğine uygun yapı sınıf ve grubu belirtilerek yazılı oranda yıpranma uygulanmak suretiyle yapı bedelinin belirlenmesinde, dava konusu taşınmazın konumu itibarıyla 2021 yılı m² birim fiyatının hakkaniyete uygun olarak 8.400,00 TL tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir; ancak asıl ve birleştirilen davada davalıların dava konusu 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarda 13/16 paya iştiraken malik oldukları, kalan 3/16 payın davacı ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu halde, davacı belediyenin payı dikkate alınmadan, mahkemece taşınmazların tamamına yönelik hesaplanan bedelin kamulaştırma bedeli olarak tespiti ile bu bedelin davalılara ödenmesi yönünde hüküm tesisi, karar başlığında asıl davada davalı ... yanında birleştirilen davanın davalılarının da gösterilmesi ve kamulaştırma bedelinin ödenmesi yönünden hükmün infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisi ve dava tarihindeki güncel enflasyon değeri tespit edilerek, tespit edilen bu bedele dava tarihinden itibaren ise kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmemesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalılar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrası (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de faize ilişkin olarak davacı idare vekilinin açık temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda kanaatimizce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4 üncü Hukuk Dairesinin; “dava tarihinden itibaren ilk derece mahkemesi karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının işletilmesine,” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de; Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığımız, “Onanma Kararı”nın, “Değerlendirme” bölümünün 3 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği”ne ilişkin eleştirel gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 18.06.2025