Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10555 E. 2025/6990 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10555
- Karar No
- 2025/6990
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/645 Esas, 2024/1188 Karar KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisile ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., Mahallesi 669 parsel sayılı taşınmaza yol ve dere koruma alanı olarak el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müşterek mülkiyete tabi taşınmaz olduğunu, taşınmazın imar planlarında kısmen ağaçlandırılacak alan ve kısmen de dere koruma bandı alanında kaldığını, dere koruma bandı fonksiyonunun imar planları gereğince İSKİ Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hazır edildiğinden uygulama ve kamulaştırma işlemlerinin de İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılması gerektiğini, ayrıca taşınmazın... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından jeolojik açıdan sakıncalı alan olarak belirlendiğini ve bu nedenle de ağaçlandırılacak alan kapsamına alındığını, dava konusu taşınmazın bir kısmının kamusal ihtiyaca tahsis edilerek planlanmasının taşınmazın tasarruf hakkının kısıtlandığı anlamına gelmediğini, taşınmazın imar planlarında imar hakkı transferinin bulunduğu yerde tasarrufun kısıtlanmasının mevzu bahis olmayacağını, dava konusu imar planlarındaki fonksiyonlar gereği huzurdaki davanın İSKİ Genel Müdürlüğü ve .... Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhinde ikame edilmesi gerekirken yalnızca müvekkil belediye aleyhine açılması sebebiyle husumet itirazında bulunduklarını ve davanın reddini talep ettiklerini, hukuki el atma davalarının İdare Mahkemelerinde görülebileceğini, dava görevsiz yargı yerinde açıldığından yargı yolu itirazında bulunduklarını, taşınmaza müvekkil belediyece el atılmadığını, eylem veya işlemine konu edilmediğini, müvekkil belediyece alınmış bir kamulaştırma kararı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2016/615 Esas, 2021/23 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. .Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2022/474 Esas, 2022/1636 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6 ncı maddesi hükmünün 1983 öncesi el atmalarda uygulanacak uzlaşma prosedürüne yönelik olduğu anlaşıldığından, davalı idare vekilinin sair istinaf başvurusunun esastan reddinin yerinde olduğu; ancak dava konusu taşınmazın tapu kaydında yüzölçümü 1.516,00 m² olup tapu kaydında düzeltim yapılmadığı hâlde, fen bilirkişisi tarafından hesaplanan toplam 1.529,71 m²lik alan üzerinden hesaplama yapılarak fazlaya hükmedilmesi hatalı olduğundan düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin20.10.2022 tarihli ve 2022/474 Esas, 2022/1636 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; son tapu kaydında davacıların malik olarak gözükmediği anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası "Davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder" şeklinde düzenlenmektedir. O halde davacıların dava açtıktan sonra taşınmazdaki mevcut paylarını dava dışı üçüncü kişilere devredip devretmediğinin araştırılarak 6100 sayılı Kanun'un anılan 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği üçüncü kişilere devretmiş ise veya tapudaki paylarının ne surettle elinden çıktığının tespit edilerek, davacılar paylarını devralan kişi ya da kişilerin de davacı sıfatı ile davaya iştiraki sağlanarak taraf teşkili tamamlandıktan sonra bu davacılar yönünden karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme neticesinde, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların paylarını dava dışı kişilere sattığını, idare aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacıların dava konusu taşınmazdaki paylarını dava dışı kişilere sattığı, bu satışı idare lehine yaptıklarına dair dosyada delil bulunmadığı, davacıların payını satın alan kişilerin paylarını daha sonra idareye devrettiği gözetildiğinde davanın konusuz kalmasına idare sebep olmadığından davacılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunu'nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.