Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10046 E. 2025/9621 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10046
Karar No
2025/9621
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1299 Esas, 2024/1149 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve davalı ... Hazinesi vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ..., ..., ... Mahallesi, 1739 ada, 2 parselde kayıtlı 11.760,00 m²lik taşınmazın maliki olduklarını, müvekkillerinin taşınmazı tapuda satın aldıklarında tapu sicilinde hiçbir takyidat ve şerh bulunmadığını, taşınmazın müvekkilleri tarafından fiilen tasarruf edilen, ekilen biçilen ziraat arazisi olduğunu, taşınmazın değişik zamanlarda orman sınırları içerisine alındığını, bir kısmının daha sonra orman dışına çıkarıldığını ancak taşınmazın hiç bir zaman orman olmadığını, müvekkilleri ile Orman Genel Müdürlüğü arasında Mahkememizin 1984/1405 Esas, 1986/469 Karar sayılı dava dosyasında dava konusu taşınmazın orman olduğundan bahisle tapu kaydının iptaline karar verildiğini, ancak tapuda taşınmazın halen müvekkilleri adına kayıtlı olduğunu, müvekkillerinin dava konusu taşınmazın tapu takyidatlı maliki göründüklerini, bu kaydın zaman zaman hukuki manada hak sahibi olmalarına karşın, yürürlüğe giren kanun ve yönetmelikler nezdinde kısmen maliki görülmekte ancak taşınmazın mülkiyetini kullanamadıklarını, satamadıklarını, tapunun müvekkilleri adına kayıtlı olmasına rağmen kaydında hükmen orman olması neticesi iadesi hususundaki taleplerinin de yerine getirilmediğini, müvekkillerinin tapu ile malik oldukları dava konusu taşınmaz revizyon görerek 4185 ada 1 parselin mülkiyetinin müvekkillerinin hiçbir kusur ve katkıları bulunmadığı halde ve kendilerine bugüne kadar hiçbir bedel ödenmeden tapu kaydının iptal edilerek davalıya geçmesi nedeniyle uğranılan zararın davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, husumetin kendilerine düşmediğini, davanın TMK 1007 inci maddesi kapsamında koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.1986 tarihli ve 1984/1405 Esas, 1986/469 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptaline karar verildiği, kararın 15.01.1988 tarihinde kesinleştiği ancak söz konusu kararda Hazine adına tescile ilişkin hüküm kurulmadığı ve dolayısıyla infazı kabil bir karar bulunmadığı için dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilinin yapılamadığı gerekçesiyle ilk kaldırma kararı verilmişse de; çoğunluğun hem bahsedilen kesinleşmiş mahkeme ilamının hem de diğer kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararının varlığından dolayı önceki kaldırma gerekçesine katılmadığını, şöyle ki; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.1986 tarih 1984/1405 Esas, 1986/469 Karar sayılı kararı, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline dair hükmün verildiği kesinleşmiş bir mahkeme kararıdır. Bu kararın hüküm fıkrasında taşınmazın idare adına tesciline ilişkin ibarenin bulunmayışı bu kararı hukuken sakatlamayacağı gibi geçersiz hale de getirmeyecektir. Tescil ibaresinin bulunmayışı, en fazla hazinenin malik olarak tapu siciline şerh verilmesini engelleyen bir etkiye sahip olacaktır. Başka bir deyişle hükümde taşınmazın hazine adına tescili ibaresinin olmaması, kesinleşen bu mahkeme kararını yok saymayı gerektirmeyecektir. Nasıl ki, 4721 sayılı Kanun'un 705 nci maddesine göre bir mahkeme kararı taşınmazın tescilsiz iktisap hali ise böyle bir ilam da taşınmazın mülkiyet hakkının sonlandığını gösteren kesin, sabit ve en önemli belge mahiyetindedir. Mahkeme kararını sadece infaza elverişli olup/olmamasına göre değerlendirmek iş bu dava yönünden mümkün olmamalıdır. Zira davacı taraf, dava öncesinde idareye başvuru yaptığı zamanlarda dahi bu taşınmazın murisleri adına tescilli olduklarını bilmediklerini dosya içindeki beyan dilekçelerinde belirtmiştir. Bu itibarla davacı tarafın bizzat kendisinin dahi dava konusu taşınmazın maliki olduğunu bilmedikleri bir durumda sadece mahkeme kararının infaza elverişli olmaması sebebiyle yok saymak hukuki olmayacağından bu mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle davacı zararının oluştuğu ve genel zamanaşımı süresinin de (10 yıl) bu tarih itibariyle başlayacağı kabul edilmelidir. O halde dava açma süresinin bu kararın kesinleştiği tarih olan 15.01.1988 gününden itibaren başlatılması gerektiği, 16.01.1998 günü ise zamanaşımı süresinin dolduğu dolayısıyla davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının doğru görülmedğini, yine yukarıda belirtildiği üzere, davacı tarafın orman kadastro çalışmalarına karşı kadastro tespitlerinin askı süresi içerisinde dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları dışına çıkarılması talebiyle ... Kadastro Mahkemesinde itirazda bulunduğu ve ... Kadastro Mahkemesinin 03.04.1191 tarihli ve 1990/118 Esas 1991/17 Karar sayılı kararı ile taşınmazın vasfının yitirmesinden dolayı davacılar adına orman tahdit sınırları dışına çıkarılma imkanının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığı ve kesinleştiği anlaşılmaktadır. Böyle bir mahkeme kararının varlığı bile davacı tarafın taşınmazı tasarruf edememe nedeniyle oluşan zararının o tarih itibariyle dahi öğrenildiğini göstermektedir. Dolayısıyla bu gerekçeyle de zamanaşımı süresinin dolduğunun kabul edilmesi yerinde olacağı, bunlardan ayrı olarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 05.12.1979 tarihinde “orman olarak belirlendiğinden satılamaz” şerhinin konulduğu anlaşılmaktadır. Orman Yönetimi tarafından 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal tescil davasının açıldığı tarihe kadar davacı tarafın hiçbir kısıtlama olmadan taşınmaz üzerindeki tasarrufunu devam ettirdiği düşünülse bile, 05.12.1979 tarihinde tapuya şerh verilen orman açıklaması sebebiyle zararın aslında bu tarih itibarıyla da oluştuğu söylenilebilir. Esasen orman kadastrosuna itiraz davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle taşınmazın orman olgusu kesinleşmişse de çekişmeli parselin orman ile ilgisi bulunduğuna ilişkin Orman Yönetiminin isteği ile şerhler hanesine satılamaz şerhinin yazıldığı tarihin çok daha öncesi olması sebebiyle somut olayda zamanaşımı süresinin fazlasıyla dolduğu kanaatine ulaşıldığından, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tarafların tapu sicilinde mâlik olarak kayıtlı bulunduklarını, yargılama sırasında hissedârlar arasında devam eden bir tenkis davası sırasında öğrendiklerini, bunun üzerine müvekkil asillerin, ... Genel Müdürlüğüne taşınmazdaki takyidâtların düzeltilmesi konusunda 04.04.2012 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunduklarını, ... Belediyesi Başkanlığına yapılan başvuruya karşılık 16.03.2012 tarihinde, dava konusu revizyon gören 4185 ada, 1 parselin ... planında orman alanı ve 1. Derece doğal sit alanında kaldığının resmî yazı ile bildirildiğini, 19.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı 2/B Kanunu uyarınca yaptıkları başvuruya ...... Müdürlüğü 19.02.2014 tarihli ve 32878466/47-13/1666 sayılı yazı ile iadesini talep ettikleri dava konusu taşınmazın 2/3 payının ..., 1/3 payının ... adına tapuda kayıtlı olduğu ve iade edilecek bir taşınmaz bulunmadığı gerekçesiyle red cevabı verildiğini, tapunun müvekkiller adına tescil olduğunu, tapulu taşınmazın iadesi talebi 06.06.2012 olup, '6292 sayılı 2/B Kanunu'nun yürürlük tarihinin 19.04.2012 olduğunu, tapulu taşınmazın iadesi suretiyle varislerine ve mâlikine verilmesi hakkının 6292 sayılı Kanun'a dayandığını, bu nedenle zamanaşımı hesabının 06.06.2012 tarihinden itibaren esas alınması kanun hakimiyeti gereği olduğunu, müvekkillerin tapu kaydında mâlik oldukları resmî belgelerle kendilerine 09.04.2014 tarihinde bildirilmiş ve orman olduğunun varlığı, bu tarih ile öğrenildiğini, bu davada, bu tarih esas alınarak zamanaşımı hesabı yapılması gerektiğini, hukuka aykırı hüküm tesis edilmiş olduğunu, davanın ikâme edildiği tarihte zamanaşımı süresinin dolmadığını, hak düşürücü sürelerin tüketilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kendi kendisiyle çelişen karar tesis etmesinin hukuka aykırı olduğunu, muhalefet şerhinde yer aldığı üzere usûlî müktesep hakkın huzurdaki şekliyle yok sayılması yoluyla işbu kararın tesis edilmesinin kanun hakimiyetini ihlâl ettiğini, ortada bir mahkeme kararı ve hatta açılmış bir davanın dahi olmadığı tarihlerde İdarenin tek taraflı olarak koyduğu şerhlerin zamanaşımının başlangıcı olarak gösterildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan davalı ... yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10046, K. 2025/9621, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10046-e-2025-9621-k-8f1321f51fd2