Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4962 E. 2024/145 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4962
Karar No
2024/145
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2201 Esas, 2023/603 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.01.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve Avukat ... ile davalı Hazine vekili ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Tapu Müdürlüğünde 23.05.1989 tarihli ve 317 yevmiye numaralı, cilt: 71, sayfa:25 sıra:21'e kayıtlı olan; ... ili, ... ilçesi, Atatürk Mahallesi, Düz Kort mevkiinde bulunan doğusu: kısmen yol, kısmen 329 ada 1 parsel, batısı: hali arazi, güneyi yol ve ötesi, 116 ada 22, 54, 55, 58, 59 parseller ve kısmen 115 ada 1 nolu parsel, kuzeyi: 104 ada 197, 232 ve 243 parseller ile kısmen 331 ada 8 No.lu parsel, kısmen 330 ada 1 nolu parsel ile çevrili 86.318,43 m²lik taşınmazda davacıların malik olduklarını, tazminata konu taşınmazın çevresindeki taşınmazların kadastro tespiti yapılmasına rağmen davacılara ait taşınmazın tespit dışı bırakılması nedeni ile oluşan mağduriyetin giderilmesi için davacıların taşınmazlarının tespitinin yapılarak krokilendirilmesi, ada ve parsel numarası verilmesi talebi ile 29.05.2006 tarihinde ... Sulh Hukuk Mahkemesinde 2006/119 Esas numaralı dosya ile dava açtıklarını, adı geçen taşınmazın sınırlarının belirlendiğini ve tapuya tesciline karar verildiğini, bu kararın Yargıtayca bozulduğunu ve akabinde Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğini, dosyanın istem üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının "orman" vasfıyla Hazine adına tesciline, (B) kısmının da imar planında "yol ve park" olarak düzenlenmiş olması nedeniyle özel şahıslar adına tapuya tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verildiğini, bu kararın da Yargıtayca bozulduğunu ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/261 Esas sayılı sırasına kaydedildiğini, bu kez ise taşınmazın (B) harfiyle gösterilen kısmının "orman" vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, bu kararın da temyiz edildiğini ve kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiğini, sahip oldukları çok değerli taşınmazın yukarıda belirtilen süreç sonucunda hiçbir bedel ödenmeksizin ellerinden alınan davacıların mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiası ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduklarını belirterek tapu kayıtlarının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu yerin kadastro çalışmaları sırasında taşlık, çalılık olup özel mülkiyete konu edilmediği gibi herhangi bir talep, zilyetlik ve dayanak bulunmadığından hali arazi olması nedeni ile tescil harici bırakıldığını ve kadastronun kesinleştiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin mahkemece kurulan bir hüküm olduğu ve verilen mahkeme kararının defalarca Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğini, kesinleşen bir hüküm olduğu halde aynı yer hakkında dava açılmasının söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/536 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/401 Esas, 2017/747 Karar sayılı kararı ile davacıların tescil davası açarken dayandıkları tapu kaydının, geldileri ile birlikte incelenmesinde 919 m² miktarlı olduğu, davacılar taşınmazın tamamı için değil tapu sicilinin hatalı tutulduğu iddiası ile tapunun miktarı kadar yer yönünden tazminat isteminde bulunabilecekleri belirtilerek İlk Derece Mahkemesince dava konusu yerde yeniden keşif yapılarak, dinlenecek mahalli bilirkişi ve tanık beyanları doğrultusunda davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yere ait olup olmadığının belirlenmesi, tapu kaydının dava konusu yere ait olduğunun anlaşılması halinde, dava konusu yerin büyüklüğü de dikkate alınarak kapsadığı kısmın da belirlenmesi ve bu kısmın 919 m² ile sınırlı şekilde tespit edilerek davacıların zararının tazmini hususunda karar verilmesi; tapu kaydının dava konusu yere ait olduğunun anlaşılması halinde tazminat miktarının zararın meydana geldiği tarih itibarıyla (davacıların açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin kararın Yargıtay’ın karar düzeltme talebinin reddine ilişkin verdiği karar tarihi itibarıyla) hesaplama yapılması; taşınmazın değerinin tespit edilmesinde keşif yapılması; Mahkemece, davacıların talebinin harç yatırılan miktarla sınırlı şekilde tamamen kabul edildiği, harç yatırılmayan kısım yönünden usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığından bu kısım yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, ve davanın kısmen reddi söz konusu olmadığından davalı lehine vekâlet ücreti takdirinin yerinde olmadığı belirtilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6 numaralı alt bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/401 Esas, 2017/747 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kesin olmadığı belirtilip davalı Hazine tarafından sunulan istinaf dilekçesinde ve davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararında ele alındığı şekilde bir istinaf sebebi bulunmamasına rağmen istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir hususun Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sebebi olarak ele alınıp değerlendirilmesinin 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi hükmüne aykırı olduğu; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince ileri sürülen istinaf sebepleriyle bağlı kalınmaksızın, uyuşmazlığın esasına girildikten sonra, duruşma yapılmaksızın, somut uyuşmazlığın özüne aykırı olarak uygulanan 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6 numaralı alt bendi uyarınca delillerin hiçbirinin toplanılmadığı, gösterilen delillerin hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle dosyanın mahkemesine iadesine dair kesin olarak karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2021 tarihli ve 20207213 Esas, 2021/870 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2021 tarihli ve 20207213 Esas, 2021/870 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacıların tescil davası açarken dayandıkları tapu kaydının 919 m² olduğu gözetildiğinde bu miktarla sınırlı tazminat isteyebilecekleri değerlendirilmeden 86.318,43 m² alan üzerinden fazla bedele hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. D.Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; daha önce uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi ilamının usuli müktesep hak oluşturduğunu, uyuşmazlıkta Hazinenin istinaf dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararında ele alındığı şekilde istinaf itirazı bulunmadığını, tapu kaydının ilk tesis tarihindeki malikinin yeterli eğitimden yoksun olması nedeniyle hudutları doğru yazılan taşınmazın alanının ilk tesis tarihinde 919 m² olarak kayda geçirilmesinin müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlalini gerektirmediğini, davacıların elinden 86.328,43 m² taşınmaz alındığı halde yalnızca 919 m²nin bedelinin tazmin edilmesinin uygun olmadığını, taşınmazın alanının 86.318,43 metrekare olduğuna dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/1261 Esas, 2011/390 Karar sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğunu, dosyada bulunan Prof. Dr. Ejder Yılmaz'ın hukuki mütalasının da bu yönde olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 187 nci maddesi gereği taraflar arasında çekişmesiz olan hususların kanıtlanmış sayıldığını, aleyhe istinaf edilmeyen sebebin temyiz nedeni de yapılamayacağını ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını, taşınmazın vasfının hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4962, K. 2024/145, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-4962-e-2024-145-k-01bd037599a9