Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4347 E. 2023/9639 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4347
- Karar No
- 2023/9639
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1160 Esas, 2023/55 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/304 Esas, 2020/14 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1958 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; değerlendirmeye esas alınan taşınmazın Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların tamamlanma oranlarının hatalı belirlendiğini, buna bağlı olarak da kamulaştırma bedelinin yüksek hesaplandığını, yapıların % 70 oranında tamamlandığını, yine binaların kaç yılında yapıldığı tespit edilmeden yıpranma oranının belirlenmesinin hatalı olduğunu, ağaç bedelinin hesaplanmaması gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin tamamına karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, 55.998,74 TL'sine kararın kesinleşmesine kadar yasal faiz işletildiğini, bu durumun davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın emsal alınan taşınmazdan çok daha fazla değerli olduğunu, taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiğini, irtifak tesisinden sonra taşınmaz üzerine 4 katlı bina yapılmasının imkansız hale geleceğini, taşınmazın fazlasıyla değer kaybedeceğini, buna rağmen değer düşüklüğü oranının düşük belirlendiğini, taşınmaz üzerindeki zirai ve inşai muhdesatların bedelinin de çok düşük hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; emsal alınan taşınmazın Yargıtay içtihatlarına uygun olup yargı denetiminden geçtiği, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların değerinin 2019 yılı resmi verilerine uyumlu olarak hesaplandığı, bilirkişi heyetince yapılan hesaplama ve tespit edilen kamulaştırma bedelinin önceki emsallere uygun olup bölge rayicini yansıttığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı ve 2942 sayılı Kanun'un 29 uncu madde hükmü göz önüne alınarak, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de doğru ve yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 4 üncü, 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) maddesi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumu dikkate alınmak suretiyle değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazla aynı mahallede bulunan, aynı amaçla kamulaştırılmasına karar verilen, benzer nitelikteki komşu parsellerden 1963 ada 4 parsel sayılı taşınmazın zemin birim metrekaresi, Dairemizin 2023/482 Esas, 2023/5224 Karar sayılı dava dosyasında, aynı değerlendirme tarihi itibarıyla 972,32 TL olarak tespit edilmiş olup iş bu bedel Dairemizce de uygun bulunduğundan, belirtilen dosyada belirlenen bedelden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınmadan karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. 5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu 1958 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının yaşı ve yıpranma payı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip, buna göre yıpranma payı düşülerek binaya değer biçilmesi gerekirken, binanın yaşı belirlenmeden, soyut ifadelerle ve gerekçesi gösterilmeden % 25 oranında yıpranma payı indirilmesi bozmayı gerektirmiştir. 6.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde bulunan muhtelif meyve ağaçlarının yaş, cins ve verim durumu dikkate alınarak, değerlendirme yılı olan 2019 yılı Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine uygun rayiç değerlerinin tespit edilmesi gerekirken, söz konusu meyve ağaçlarına 2019 yılı verilerinin oluşmadığından bahisle 2018 yılı verilerine göre değer biçildiği görülmüştür. Mahkemece, karar tarihi itibarıyla 2019 yılı verilerinin oluştuğu gözetilip, bu hususta ek rapor alınarak sonucuna uygun hüküm kurulması gerekirken, 2018 yılı verilerine göre bedel tespit eden raporun hükme esas alınması suretiyle, eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 7. Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesi; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak fark kamulaştırma bedelinin derhal ödenmesi gerektiğinin düşünülmemesi yerinde değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.