Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/10722 E. 2025/9207 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10722
Karar No
2025/9207
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/566 Esas, 2022/32 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 140 ada 152 parselde kayıtlı taşınmazda davacı müvekkilinin hisse sahibi olduğunu, taşınmazın tamamının ... Caddesi ile birleşen ...Sokak altında kalmak suretiyle fiilen el atıldığını ve bugüne kadar kamulaştırma işlemi yapılmadığını, dava konusu taşınmazla ilgili olarak davalı idarelere yaptıkları uzlaşma başvurularının sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazın İstanbul'un en pahalı taşınmazların bulunduğu bölgede kaldığını, rayiç bedelinin 25.000,00 TL/m² olduğunu, bu nedenle de taşınmazdaki davacının hissesine düşen kısmın iptali ile yola terkinine ve bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalıdan dava tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından el atılmadığını, davanın husumetten ve esastan reddine, davanın kabulü halinde dava konusu taşınmazın müvekkili idare adına tapuya kayıt ve tesciline, belirlenecek tazminat bedelinin davacının tapu kaydındaki haciz, ipotek, vakıf icaresi vb tüm takyidatları ve şerhleri de kapsayacak şekilde bedele yansıtılmasına ve tüm takyidatların kaldırılarak terkin ve tescil işlemi yapılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu kayıtlarında taşınmaz hissesinin halen ... adına kayıtlı olduğunu, davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olduklarını ispatlamaları gerektiğini, dava konusu yerin müvekkili Belediyenin yetki ve sorumluluk alanında kalmamakta olup herhangi bir el atma olsa dahi bunun müvekkili Belediye tarafından yapılmadığının ortada olduğunu, dava konusu yolun 1950 yıllarında yapıldığını, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davanın süre aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile 13.01.1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 sayılı Kanun'un ile 6830 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 09.10.1956 tarihinden önce idarelerin kamulaştırma yapmaksızın el koyduğu taşınmazların kamulaştırılmış sayılacağının kabul edildiği ve taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce kamulaştırmasız el konulan kişilere kanun'un yürürlük tarihi olan 13.01.1961 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içersinde dava açma hakkı tanındığı, 221 sayılı Kanun'un dikkate alındığında kamulaştırmasız el koyma kavramının 09.10.1956 tarihinden sonraki olgular için söz konusu olabileceği, 221 sayılı Kanun bakımından; 09.10.1956 tarihinden önce kamulaştırma yapılmaksızın idareler tarafından fiilen Kanun hizmetine tahsis olunarak el konulan taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırılmış sayılacağından bu tarihten önceki el koymalar kamulaştırmasız el koyma niteliğinde olamayacağından açılan dava konusu 140 ada 152 parsel sayılı taşınmazın Harita Genel Müdürlüğünden getirtilen 09.10.1956 öncesi ve sonrası haritaları ile ölçekli krokisinin çakıştırılarak alınan rapor ve tapu kaydı üzerindeki geçit hakkı şerhinin konulduğu tarihe göre el atma tarihinin 1956 yılı öncesi olduğu belediye yazı cevabına göre el atmanın 28.07.1953 tarihi olduğundan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 221 sayılı Kanun'un 1 inci Maddesinde "6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ile ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır." Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer." hükmünün yer aldığı, 221 sayılı Kanun'un 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, tapu kaydının iş bu yürürlük tarihinden önce 28.07.1953 ve 14.05.1954 tarihlerinde davacılar murisleri adına oluştuğu dikkate alındığında, dava konusu taşınmazların kayıt malikinin Kanun'un 4 ncü maddesi uyarınca 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkulün bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde, bu hakkını kullanmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, 221 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ve tazminat" sözcüğünün Anayasa Mahkemesinin 17.01.2008 tarihli ve 2004/25 Esas, 2008/42 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinin gözetilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyanın incelenmesinden; taşınmazın 28.08.1952 tarihli kadastro tutanağı ile dava dışı şahıslar adına tespit edildiği, davacılara murisi ...'nın taşınmaza satış yoluyla 14.05.1954 tarihinde ...'in ise kadastro parselinde birleştirme nedeniyle 28.07.1953 tarihinde malik olduğu, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmaza el atma tarihinin 1954 yılı öncesi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

3.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/10722, K. 2025/9207, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-10722-e-2025-9207-k-2e23e4074a84