Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/13039 E. 2023/3659 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13039
Karar No
2023/3659
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle öncelikle tapu kaydının iptali ile adına tesciline olmadığı takdirde uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 106 ada 35 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek öncelikle tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini, bunun kabul edilmemesi hâlinde uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımının geçtiğini, dava konusu yerin 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, 2/B maddesi kapsamında olan yerlerin Hazine adına tescilinin yasal bir gereklilik olduğunu, davacının 07.01.2013 tarihli dilekçesi ile Mal Müdürlüğüne doğrudan satış başvurusunda bulunduğunu, Ahmet Tunç oğlu davacı ...'un ise 09.07.2013 tarihinde iade başvurusunda bulunduğunu, iade talebinin Defterdarlığın Milli Emlak Müdürlüğünce 15.09.2015 tarihli ve 10370 sayılı inceleme raporuyla ret olarak sonuçlandığını, dilekçede tazminat talebinde bulunulduğunu, bu talebin ise hiç bir yasal dayanağının olmadığını, davacının hiç bir zaman dava konusu taşınmazın maliki olmadığını sadece zilyedi olduğunu, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptal ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kabulü ile tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yönetilmesi gerektiğini, kendilerinin bu davada taraf olmasının mümkün olmadığını davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın vasfının hatalı tespit edildiğini, metoduna uygun olarak hesaplama yapılmayıp buna göre fahiş tazminat hesaplandığını, Mahkemece hükmedilen tazminata tapu iptal davasının kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin doğru olmadığını, davanın ıslah edilmiş olmasına rağmen ıslah edilen kısma da iptal davasının kesinleşme tarihinden faize hükmedilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı yararına hükmedilen vekâlet ücretinin fazla olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince Devletin kusursuz sorumlu olduğu, davacıların zararının tazmini talebinin yerinde olduğu, taşınmazın arazi niteliğinde kabul edilmesinin ve net gelir metodu uygulanarak değerinin tespit edilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; orman alanının özel mülkiyete konu olamayacağını, husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, taşınmazın niteliğinin hatalı belirlendiğini, raporun yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...  Mahallesi 106 ada 35 parsel sayılı, 1.105,54 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 1969 yılında yapılan arazi kadastrosu sebebiyle  ... Köyü Kalkındırma Kooperatifi adına tespit ve tescil edildiği, 04.10.2001 tarihinde satış yoluyla davacıya devredildiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun ikinci maddesinin (b) bendi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğundan 10.04.2012 tarihinde Hazine adına tescil gördüğü, eldeki davanın 07.01.2016 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. Tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir esas alınarak, üzerindeki yapıya yapı sınıfı ve yaşına göre yıpranma payı düşülerek bedel belirlenmesi suretiyle taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/13039, K. 2023/3659, T. 10.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2022-13039-e-2023-3659-k-941d140d414c