Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/7459 E. 2026/6638 K. – Zimmet

Konu: Zimmet

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2025/7459
Karar No
2026/6638
Karar Tarihi
Konu
Zimmet

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2324 Esas, 2020/2920 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2016/382 Esas, 2019/388 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-b maddesi gereğince beraatine hükmolunmuştur. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 02.11.2020 tarihli ve 2020/2324 Esas, 2020/2920 sayılı Kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanık tarafından İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan vekalet ücretinden kaynaklanan alacak davasında katılanın dosya tarafı olmadığının sabit olduğuna, sanığın atılı zimmet suçunu işlediğine, beraat kararının kaldırılarak sanığın cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Olay tarihinde İzmir Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2015/5719 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibinde 06.05.20 15... .06.2015 tarihli reddiyat makbuzları ile 16.856,07 TL, aynı Müdürlüğün 2015/5720 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibinde 06.05.20 15... .06.2015 tarihli reddiyat makbuzları ile 21.384,24 TL olmak üzere 38.240,31 TL tahsil ettiği halde müvekkili ile aralarındaki anlaşma uyarınca tahsil edilen miktarın %10'u oranında vekalet ücreti dışındaki bakiye miktarı katılana vermeyip uhdesinde tuttuğu iddiasıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemi 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 166/1. maddesine göre hapis hakkını kullanma olup olayda zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu, bu suçu işlediğini gösterir katılanın soyut iddiası dışında cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı bir delil ile tarafsız tanık beyanına ulaşılmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; sanığın, davaya konu icra takiplerinin ... İnşaat Güvenlik şirketinde çalışan işçiler ... ve ... 'in bu şirket ile ... Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine açtıkları davalar nedeniyle ilama dayalı alacaklar olduğunu, ... İnşaat Güvenlik şirketi sahibi ...'ın işçilerin borçlarını ödeme isteği üzerine alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşemeyeceğinden bahisle şirket müdürü katılana işçi alacaklarının temlik edildiği, bu suretle gerçek alacaklının katılan değil ... İnşaat Güvenlik şirketi ve kendisinin de bu şirketten vekalet ücreti alacağı olduğunu savunması, katılanın ise alacaklının kendisi olduğunu beyan etmesi karşısında, ... ve ... ile şirket yetkilisi olan ...'ın tanık sıfatıyla dinlenerek, ... ve ... 'e katılanın işçi olan şahıslara alacaklarını temlik etmelerini gerektirir borçlarının bulunup bulunmadığı, ...'a ise alacağın temliki ile sanığın vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı hususları sorularak aralarındaki hukuki ilişkilerin tespiti ayrıca katılanın ...'a ait yemek firmasını satın aldığı iddiasının araştırılması sonrası sanığın uhdesinde katılana ait para bulunup bulunmadığının belirlenmesi, eyleminin sübutu hâlinde Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık ile katılan arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan ... ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/7459, K. 2026/6638, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2025-7459-e-2026-6638-k-6b4d17480c06