Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/1839 E. 2025/9206 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2021/1839
Karar No
2025/9206
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/280 Esas, 2016/196 Karar SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, rüşvet verme, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : a-23.10.2008 tarihli .... Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Sarf Malzeme Alım İhalesine ilişkin olarak sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet, . b-. .... Devlet Hastanesi tarafından doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara ilişkin olarak sanıklardan ... hariç diğer sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından beraat,

c- Sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme ile rüşvet verme suçlarından beraat, d-Sanıklar ..., ... (...), ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ile rüşvet verme suçlarından beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma ile ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından suç duyurusunda bulunulması kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223. maddesi gereğince davayı esastan sonuçlandıran hüküm mahiyetinde olmadığından temyizinin mümkün olmadığı diğer taraftan .... Teknoloji ve Sağlık Hizmetleri İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 01.06.2016 tarihinde yüzüne karşı usulüne uygun olarak tefhim edilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde belirlenen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra verdiği 16.08.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği ayrıca Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle suç işlemek için örgüt kurma ve yönetme, bu amaçla kurulan örgüte üye olma ve rüşvet verme suçlarından açılan kamu davalarına suçtan doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin yine sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında görevi kötüye kullanma ile sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan suç duyurusunda bulunulması kararlarına yönelik temyiz istemlerinin, .... Teknoloji ve Sağlık Hizmetleri İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin süresinden sonra vaki temyiz isteminin ve sanıklar ... ve ... müdafiilerinin sonuç ceza miktarları itibarıyla koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 17... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanık ... müdafiinin müvekkiline ait taşınmazlara konulan tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2016 tarihli ek Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesi gereğince itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek sanık müdafiinin anılan ek Karara yönelik temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan vekilinin sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, özel belgede sahtecilik ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen beraat hükümlerine, sanıklar ... ve.... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan beraat hükümlerinin gerekçesine, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında .... Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ihaleyle ilgili olarak ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine,....Ltd. Şti, .... Medikal Tic. San. Ltd. Şti, ... Medikal Teknik Ortepedi Teknoloji Ürünleri .... Turizm Tic. A.Ş. ile ... Endüstriyel ve ... Mekanik Cihazlar ve Tıbbi Malzemeler San. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin ise adı geçen şirketler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1-Denizli....Devlet Hastanesi tarafından doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara ilişkin olarak sanık ... haricindeki diğer sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ..., ...,., ..., ... ve ... (....) hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma, özel belgede sahtecilik ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kamu davaları açılmış ise de sanıkların üzerlerine atılı eylemlerin sübutu halinde kül halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve bu suça iştirak niteliğinde olacağı, Diğer yandan rüşvet alma suçuna ilişkin ise 5237 sayılı Kanun'un 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı gözetildiğinde; rüşvet anlaşmasına konu edilen doğrudan temin ile gerçekleştirilen eylemler icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmekle dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, rüşvet alma suçu ile ilgili kamu görevlisi olan sanıkların meşru zeminde bulunduklarının kabulü gerekeceği, buna bağlı olarak kamu görevlisi olan sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde; Anılan suçların söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırına nazaran 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 ve 12 yıllık asli ve ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlemler olan 17.09.2010, 24.09.20 10... .10.2010 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 2- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34/1, 230/1 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği nazara alınmadan, sanıkların sübutu kabul edilen anlaşma yoluyla ihaleye fesat karıştırma suçundan ne şekilde sorumlu tutuldukları karar yerinde tartışılıp, buna ilişkin kabul edilen ve reddedilen delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğunun denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği gözetilerek, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi bakımından, öncelikle iddia konusu ihaleye ait malzeme alımıyla ilgili ..... Devlet Hastanesi ile benzer kurumlar tarafından suç tarihinden önce aynı konuda yapılan son birkaç yıla ilişkin ihalelerin özellikle yaklaşık maliyet tespitine ilişkin olanlar olmak üzere idari ve teknik şartnameler de dahil olmak üzere tüm ihale evrakı dosya arasına alındıktan sonra dava dosyasının kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, suça konu ihaleye ait yaklaşık maliyet tespiti, idari ve teknik şartname, sözleşme, iddia, savunmalar ve müfettiş raporları ile bilirkişi raporları da değerlendirilmek suretiyle ihalenin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı, kamu zararı bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı hususlarında ayrıntılı rapor alınmasından sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ile sadece iddianamede yer alan, suça konu ihale sürecinden bahsedilerek gerekçesiz olarak yazılı biçimde hükümler kurulması, Kabule göre de; 6459 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinde yapılan değişiklik sonucu ihaleye fesat karıştırma suçunun temel şeklinin zarar suçuna dönüştürüldüğü, suç tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeye göre ihaleye fesat karıştırma sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmiş olması artırım nedeni olarak öngörülmüşken değişiklik sonrası suçun işlenmesi sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmemiş olması halinin 5237 sayılı Kanun'un 235/3-b maddesinde ayrıca düzenlendiği, bu düzenlemedeki cezanın alt ve üst sınırları ile dava zamanaşımı hususlarının sanıklar lehine olduğu, dolayısıyla iddiaya konu ihale yönünden bir zarar meydana gelip gelmediğinin tespitinin önem arz ettiği, somut olayda ise mahkemece suça konu ihaleyle ilgili olarak kamu zararının oluştuğu şeklinde herhangi bir değerlendirmeye yer verilmeden doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 235/2-d maddesi delaletiyle 235/1. madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyet kararları verilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, İhaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyetlerine hükmolunan sanıklar hakkında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17. maddesi yollamasıyla anılan Kanun'un 59/1. maddesi uyarınca yasaklama kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/1839, K. 2025/9206, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2021-1839-e-2025-9206-k-386b339a1a19