Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/361 E. 2013/801 K. – Zimmet, Görevi
Konu: Zimmet, Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/361
- Karar No
- 2013/801
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet, Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, sanığa tayin olunan cezanın miktarı nazara alınarak 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına ve CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin 15/06/2011 havale tarihli dilekçe ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazinenin katılma talebinin kabulüne, karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Köy muhtarı olan sanığın makbuz karşılığı teslim aldığı köye ait tarlanın satım bedeli olan 73.100 TL'nin, bilirkişi raporuna göre 58.100 TL'sini, Köy İdareleri Hesap Talimatnamesinin 22. maddesindeki “Banka olan yerlerde 25-50 liradan fazla köy paraları milli bankalarda köy manevi şahsiyeti adına açılacak cari hesaplarda bulundurulur” hükmüne aykırı olarak bankaya yatırmadan belirli sürelerle köy kasasında tutması şeklindeki eyleminde, kullanma zimmeti suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının ve kabulü halinde bu eylemin zimmet suçunun teselsülü olarak değerlendirilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmaması, Zimmet miktarı olan 2.529,13 TL'nin suç tarihi itibari ile ekonomik koşullar ve paranın alım gücü nazara alındığında değerinin az olmasına rağmen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 249. maddesi uygulanmayarak fazla cezaya hükmedilmesi, Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan yoksun bırakmaya hükmedilmesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesi uygulanırken, aynı maddenin 1. fıkrasındaki hangi hak ve yetkinin kötüye kullanıldığının ve yasaklandığının gösterilmemesi suretiyle infazda tereddüde neden olunması, Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, görevi kötüye kullanma suçu yönünden CMUK'nın 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 04/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.