Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2011/2031 E. 2012/12886 K. – Rüşvet Almak
Konu: Rüşvet Almak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/2031
- Karar No
- 2012/12886
- Karar Tarihi
- Konu
- Rüşvet Almak
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Rüşvet almak HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Duruşmada hazır bulunan sanık müdafiine Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşüne karşı diyecekleri ve son savunması sorulmadan hüküm verilerek CMK'nın 216. maddesine muhalefet edilmesi, Kabule göre de; Mahkemece sübutu kabul edilen eylemin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 257/3. madde ve fıkrası kapsamında sanığın menfaati sağlayamamış olması nedeniyle "görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüs" niteliğinde olduğu, hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasayla TCK'nın 257/3. maddesinde yapılan değişiklik ve 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-6. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 252'nci maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında bu eylemin TCK'nın 252. maddesi kapsamında rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu, buna göre her iki kanun hükümleri karşılaştırılarak TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Sanığın mahkemece sübutu kabul olunan yapması gereken bir işi yapmak için çıkar sağlamaya yönelik eyleminin 765 sayılı TCK'nın 212/1. maddesinde düzenlenen basit rüşvet almaya teşebbüs suçu niteliğinde olmasına rağmen gerekçeli kararda 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe yasanın belirlenmesi amacıyla yapılan karşılaştırmada eylemin 765 sayılı TCK'nın 240. maddesi kapsamında değerlendirilmesi, Hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün uygulanması sırasında, TCK'nın 53/1-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.