Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/3735 E. 2026/7933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3735
Karar No
2026/7933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/806 E., 2025/1711 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/953 E., 2024/734 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiş; incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... , davalı ... mirasçıları ..., ... geldiler. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.06.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 09.08.2018 tarihinde davacılardan ...'ın sevk ve idaresindeki emniyet şeridi dışında stabilize alan üzerinde dörtlü ikaz lambaları yanar vaziyette duran araca, davalılardan ... Kargo Servisi AŞ'nin işleteni olduğu, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan, davalı ...'ın sürücüsü olduğu kamyonun çarpması sonucu meydana gelen kazada, araç içerisinde bulunan davacıların yaralandığını, kazanın oluşumunda kamyon sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek davacı ... için, ekonomik geleceğin sarsılması sebebiyle 1.000,00 TL, sürekli iş göremezlik sebebiyle 1.000,00 TL, tedavi masrafları sebebiyle 1.000,00 TL, araçta zarar gören eşyalar sebebiyle 5.000,00 TL, çekici ücreti sebebiyle 600,00 TL, yol masrafları için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 11.600,00 TL maddi tazminatın davalılar ... Kargo Servisi A.Ş ile ...'dan olay tarihinden, ... Sigorta Şirketinden temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini, ... için 100.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan ... Kargo Servisi A.Ş ile ...'dan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ... yönünden; ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle 1.000,00 TL olan tazminat taleplerini, 100.000,00 TL'ye, sürekli iş göremezlik nedeniyle 1.000,00 TL olan tazminat taleplerini ise 793.791,53 TL'ye, gelecekteki estetik masrafları için 1.000,00 TL, hastane/ulaşım giderleri için 3.000,00 TL, araçta bulunan ve hasarlanan eşyalar için 5.000,00 TL ve araç çekici ücreti 600,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 903.391,53 TL maddi tazminatın davalılardan davalı ... şirketinden teminat limiti ile bağlı kalmak kaydı ile temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılardan olay (09.08.2018) tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 28.06.2018 / 2019 tarihleri arasında ... no'lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek üzere sorumluluklarının poliçe limitleri ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağını, davacı yanın dava konusu kaza sebebiyle yaptığı masraflar, araç içerisinde zarara uğrayan eşyalar dolaylı zarar olup müvekkili şirketin dolaylı zararlardan sorumluluğunun bulunmadığını, zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda tazminattan uygun bir oranda indirim yapılması gerektiğini, davacı yanın maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davada müvekkili şirketin sorumlu olacağı bir hukuki nedenin bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın maliki ve işletenin ... Mühendislik Emlak İnş. Taah. Nak. Sarj ve Tic. Ltd. Şti olduğunu, araç sürücüsünün de bu şirketin personeli olduğunu, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, huzurdaki davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacıların kusuru ile meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, araç sürücüsü ...'ın aracını emniyet şeridinde park pozisyonuna getirdiğini ve emniyet şeridini amacına aykırı bir şekilde dinlenmek için kullandığını, davacı ...'ın yüzündeki sabit eser nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsılıp sarsılmayacağının belli olmadığını, doğup doğmayacağı belirli olmayan bir zarara karşı tazminat talebinde bulunulamayacağını manevi tazminat talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen diğer davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 735.971,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, 2.435,12 TL hastane yol gideri tazminatı olmak üzere 838.406,27 TL maddi tazminatın davalı ... bakımından 04.02.2021 tarihinden, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 09.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle (360.000 TL sakatlanma, 360.000 TL sağlık gideri) sınırlı tutulmasına, davacının estetik masrafları, hasarlanan eşyalar ve çekici ücretine yönelik diğer maddi tazminat taleplerinin reddine; davacılar ... için 100.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Kargo Servisi A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve ... Kargo Servisi AŞ vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, "... davalı ... AŞ'nin de kabulüne olduğu gibi kazaya karışan aracın ... Kargo firması adı altında kargo taşımacılığında kullanıldığı, KTK'nın 85. maddesinde belirtildiği şekilde ... Kargo AŞ adı altında teşebbüsün unvanı ile çalıştığı anlaşılmakla davacıların zararından müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğundan husumete yönelik itirazı yerinde görülmemiştir....davalı ... kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup kaza tarihinde yürürlükte bulunan poliçe teminat limiti ile sorumludur. Kaza tarihi olan 09.08.2018 tarihinde ise poliçe teminat limitleri kişi başı sakatlık teminat limiti 360.000,00TL, sağlık ve tedavi gideri teminat limiti 360.000,00TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece 735.971,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, 2.435,12 TL hastane yol gideri tazminatı olmak üzere 838.406,27 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalı ... şirketinin sorumluluğunun 360.000,00 TL sakatlanma, 360.000,00 TL sağlık gideri teminat limiti ile sorumlu olduğu belirtilmiş ise de hüküm altına alınan toplam tazminat miktarı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti toplamından fazla olduğundan her iki poliçe limitinin tamamından sorumlu olacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda davalı ... şirketinin 735.971,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat nedeniyle sakatlık teminat limiti olan 360.000,00Tl ile sınırlı olarak sorumlu tutulması, 2.435,12 TL tedavi giderinden ise diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulması, yargılama harç ve giderlerinin sorumlu olduğu miktara oranlanarak karar verilmesi gerektiği... " gerekçesiyle davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak 735.971,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminatı, 2.435,12 TL hastane yol gideri tazminatı olmak üzere 838.406,27 TL maddi tazminatın davalı ... bakımından 04.02.2021 tarihinden, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 09.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun 360.000,00 TL sakatlanma teminat limiti ve 2.435,12 TL sağlık gideri ile sınırlı tutulmasına, davacının estetik masrafları, hasarlanan eşyalar ve çekici ücretine yönelik diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, davacılar ... için 100.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Kargo Servisi AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminatın, Zorunlu Karayolu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında bulunmadığını, bu nedenle bu talebin şirket yönünden reddi gerektiğini, 31.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının henüz 3 yaşında olması ve ileride yapacağı iş belli olmadığından, yüzünde bulunan izlerin yapacağı işin niteliği gereği ekonomik geleceğini sarsacak nitelikte olup olmayacağının, olacaksa da ne oranda olacağının ve bu durumun gelirine etkisinin tespiti mümkün olmadığından ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zarar hesaplaması yapılmadığını, tedavi giderinin teminat dışı olduğunu, 3 yaşındaki davacı yönünden maluliyetin (ÇÖZGER)'e göre tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet raporlarının çelişkili olduğunu, dosyada ayrıca kusur raporu alınması gerektiğini, müterafik kusur indirmi yapılması gerektiğini hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... AŞ vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davalının Türkiye genelinde kargo hizmeti veren bir firma olup, kargo hizmetini yürütürken kendi mülkiyetindeki araçlar dışında ayrıca üçüncü kişilerden kiralık araç sözleşmesiyle araç kiralayıp, idaresini araç malikinin çalıştırdığı şoförlere bırakmak suretiyle, belirli bir ücret karşılığında kargo hizmetini yürüttüğünü, kazaya karışan ... plakalı aracın maliki ve işletini davalı şirket ile aralarında taşıt sözleşmesi bulunan ... Mühendislik Emlak İnşaat Taahhüt Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur raporu alınması gerektiğini, emniyet şeridinin keyfi biçimde kullanıldığını, maluliyet raporlarının çelişkili olduğunu, ... bakımından talep olunan sürekli iş göremezliğe ilişkin tazminat talebinin ve estetik ameliyat giderleri yönünden doğmamış zararlarının tazminini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, küçüğün erişkin yaşlarında sürekli olarak iş görüp göremeyeceği, kaza nedeniyle meydana geldiği iddia olunan izin hayatını etkileyip etkilemeyeceği ve estetik ameliyat yaptırıp yaptırmayacağı bilinemeyeceğini, Adli Tıp Kurumunun 29.03.2023 tarihli raporunda ...'ın özür oranı %0 olmasına rağmen üst kurulun raporu dikkate alınarak hesap bilirkişine gönderilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatların fazla olduğunu belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketi (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alan) oldukları aracın karıştığı trafik kazasında yaralanan ve maluliyet oluşan davacı ...'ın sürekli iş göremezlik tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, davacının estetik masrafları ile hasarlanan eşyalar ve çekici ücreti ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1- Davalı ... AŞ vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2025 yılı için 544.000,00TL’dir. HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 544.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Dosya içeriğine göre davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup davalılar aleyhine karar verilen ve davalılar tarafından adı geçen her bir davacıya yönelik temyize konu edilen manevi tazminat miktarları Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00TL'nin altında kalmaktadır. 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları ve davalı ... AŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; temyiz olunan karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hesap raporunun dosya kapsamına uygun denetlenebilir, açık ve anlaşılır olmasına, kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilebilmesine, maluliyet raporunun dosya kapsamına uygun olmasına, davacının yaralanmasının ekonomik geleceğinin sarsılmasına da yol açar nitelikte olmasına, kusur konusunda kaza tespit zaptı ve ceza dosyası kusur raporunun uyumlu olmasına ve özellikle davalılardan ...'ın Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra 22.01.2026 tarihinde vefat etmesine ve Bölge Adliye Mahkemesince karar ilamı tebliğ edilen davalı mirasçılarının yasal süresi içerisinde, Ankara Batı 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/88 Esas, 2016/116 Karar sayılı ilamıyla "mirasın gerçek reddi" suretiyle mirası kayıtsız şartsız reddetiklerinin tespit ve tescil edilmiş olması ve kararın 09.02.2026 tarihinde kesinleşmiş olması hususunun infazda gözetilir nitelikte olması ve bozma sebebi yapılmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... AŞ vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve davalı ... AŞ vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... AŞ ve ...'ne yükletilmesine, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2026 tarihinde Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Bedensel zararlar Türk Borçlar Kanunu 54. maddesinde sayılmıştır. Buna göre bedensel zararlar; Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Salt beden bütünlüğünün ihlâli; bir kimsenin haksız fiil sonucu yaralanması, sakatlanması, hafızasını kaybetmesi gibi durumlar, TBK m. 54 (BK m. 46/f. 1) anlamında bir zarar teşkil etmez. Zararın varlığından bahsedebilmek için, beden bütünlüğünün ihlâli yüzünden malvarlığında bir azalma gerçekleşmelidir. Mağdur, malvarlığındaki bu azalmayı, bedensel zarar adı altında talep edebilir. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 604.; TUNÇOMAĞ, Kenan, Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s. 446.) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında bedensel zarar, vücut bütünlüğünün ihlali olmayıp, bu ihlal sonucunda meydana gelen ekonomik sonuçlar, maddi ve manevi eksilmelerin vücut bütünlüğünün ihlali zararın sebebini oluşturduğuna karar vermiştir. (Yargıtay, HGK., 14.04.2005, 2004/200 E., 2004/227 K.) Haksız fiil sonucu ölen veya beden gücü eksiltilen bir kimsenin “parasal değer üretme” işlevinin durdurulması veya azaltılması tazminat hukuku yönünden “kazanç kaybı”dır. Kazanç kaybı kavramı, yalnızca haksız fiil öncesinde elde edilmekte olan “parasal değer”le sınırlı değildir. Yakın veya uzak gelecekte elde edilmesi beklenen kazançlar da zarar hesabında gözetilecek parasal değerlerdendir. Kazanç kaybına çalışması karşılığı olmayan gelirler dahil edilmez. (..., ..., Cana Gelen Zararlarda Tazminatın Ölçüsü Ve Kazanç Kavramı, Legal Yayıncılık; 1. Basım Sayfa 103) Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713.) Kaza sonucu vücut bütünlüğü ihlal olan kişinin fiziki ve ruhsal yönden hayat boyu eski sağlığına kavuşamayarak kalıcı sakatlığına sürekli iş göremezlik diyoruz. İş hukuku ve sosyal güvenlik alanında “sürekli işgöremezlik” kavramı kullanılırken, uygulamada ve Yargıtay kararlarında “kalıcı maluliyet”, "kalıcı sakatlık" “beden gücü kaybı”, “çalışma gücü kaybı” ya da “meslekte kazanma gücü kaybı” kavramlarının da kullanıldığını görmekteyiz. Sürekli iş göremezliği adli tıp açısından ikiye ayrılır: 1) Organ kaybı, 2) Organ zayıflaması. Organ kaybı, kişinin kaza sonucu herhangi bir organının kalıcı olarak kaybedilmesidir. Örneğin el, ayak, kol, bacak, görme, işitme, tatma, koklama, dokunma duyuları ile ayrıca iç organlarından biri yada birkaçının kaybedilmesidir. Organ zayıflaması ise, kişinin organlardan birinin veya bir kaçının işlevinin azalması veya büsbütün işlevsiz kalmasıdır. Bunların dışında, kişini geçirdiği kaza kişinin kalıcı olarak akli melekelerini ve belleğini yitirmesi, ya da ruhsal ve sinirsel dengesinin bozulması ve yüzünde kalıcı iz oluşması organ zayıflaması olarak sürekli iş göremezlik kapsamına girmektedir. Beden gücü kaybı açısından sürekli iş göremezlik kaybı: 2) Sürekli tam işgöremezlik kaybı, Olarak ikiye ayrılmıştır. Diğer taraftan trafik kazası neticesi beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Örneğin, zarar görenin kişinin sakat kalması, sinir, akıl veya hafıza zayıflığına uğraması gibi hallerde de zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir. Beden bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan zararların çalışma gücünü mü azalttığı yoksa ekonomik geleceğin sarsılmasına mı neden olduğu hususunda kimi zaman tereddüt edilse de her iki zarar bakımından sonuç farkı bulunmamaktadır. Bu iki zarardan hangisi meydana gelirse gelsin tazmini gereken bir zararın varlığını kabul etmemiz gerekir. Nitekim iş gücünü azaltan birçok sakatlık veya hastalık hallerinde zarar görenin ekonomik geleceğinin de sarsılacağı şüphesizdir. Örneğin, sağ elini kullanan bir öğretmenin beden bütünlüğünün ihlâli sonucunda sol elini kaybetmesi mesleği gereği onun çalışma gücünde doğrudan bir eksiklik meydana getirmemesine rağmen, bu kişinin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsetmek mümkündür. Bu Öğretmen bir elini kaybettiği için mesleğinde ilerleme konusunda birtakım sıkıntılar yaşayacak, bunun dışında hayatını idame ettirebilmesi için yardıma ihtiyaç duyacaktır. Tüm bu nedenlerle beden bütünlüğünün ihlâlinin ekonomik geleceğe ilişkin yaptığı bu tür olumsuz etkiler nedeniyle ortaya çıkacak zararların da tazmin edilmesi gerekmektedir. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur. (... / ... , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562.) Haksız fiil neticesi bedensel zarara uğradığını iddia eden kişi için sürekli iş göremezlik tazminatı alabilmesi için TBK 54. madde uyarınca çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi yani bir organ zayıflaması yada organ kaybı sağlık kurulu heyeti tarafından kaza tarihinde yürüklükte olan Yönetmelik ve ek cetvellerine göre tespit edilmesi gerekir. Kişinin çalışmasını ve kazanç elde etmesini engelleyen bir maluliyeti olmayan kişiye sürekli iş göremez demek mümkün değildir. Yüzde sabit iz kalması kişinin çalışma gücünün azalmasına ya da yitirilmesine sebep olmasa dahi, iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi, ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansının azalması veya beden şeklinin önemli derece değişmesi nedeniyle kaybetmesi ya da mesleğinde yükselmesine engel olması gibi hallerde de, zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir. Somut davada mahkeme hem %5 lik sürekli iş göremezlik tazminatı hem de mahkemece taktir edilen 100.000 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat verilmiştir. Dosyada davacının çalışma gücünün azalmasına ya da yitirilmesine ilişkin bir kaybının olduğuna ilişkin bir tespit yer almamaktadır. Yüzde beşlik sürekli iş göremezlik tazminatı da ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminatta davacının yüzünde bulunan sabit izden verilmiştir. Yüzdeki sabit iz kişinin çalışmasına engel teşkil etmeyeceği için kişinin çalışma gücünün azaldığından ya da yitirildiğinden bahsedilemez. Ancak 6 yaşında ki davacı kız çocuğunun yüzünde bulunan sabit iz onu ömür boyu etkileyecektir. Gerek iş bulmasında gerek bulduğu işte ilerlemesinde ve evlenmesinde son derece etkin olacak ve ekonomik geleceği sarsılacağı aşikardır. Nitekim mahkemede davacının yüzünde ki sabit izin ekonomik geleceğini sarsacağı ve bir zarar doğuracağını kabul etmiş ancak tazminatın hesaplanabilir olmadığı gerekçesi ile hâkim kendisi zararı 100.000 TL olarak belirlemiştir. Bu miktar 6 yaşında bir kız çocuğunun ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararı karşılaması düşünülemez. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında olduğu gibi mahkemece; davacının 6 yaşında bir kız çocuğu olduğu göz önüne alınarak eğitim durumu, okuldaki başarısı, ailesinin eğitim durumu, gelir durumu, ileride evlenme ihtimali, ileride edineceği mesleği gibi hususlar göz önüne alındığında, yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmış olmasının etkileri değerlendirilip gerekli araştırma yapılarak davacının yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.05.20 19... /14748 E., 2019/6839 K.) Yukarıda izah edilen gerekçelerle trafik kazası sonucu yüzünde sabit iz kalan davacının çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları olmadığından sürekli iş göremezlik zararının olmadığı ancak ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar nedeniyle zararının olduğu göz önüne alınarak kişilerin vücudunda özellikle yüzünde bulunan sabit yara izlerinin ekonomik geleceğini sarsılmasından doğan zararlar oluşturduğunu bunun ise davacının 6 yaşında bir kız çocuğu olduğu göz önüne alınarak eğitim durumu, okuldaki başarısı, ileride evlenme ihtimali, ileride edineceği mesleği gibi hususlar göz önüne alındığında, yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmış olmasının etkileri değerlendirilip gerekli araştırma yapılarak davacının yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bir bilirkişi heyetinin kişide bulunan sabit izin bulunduğu yer, büyüklüğü, şekli ve gelecekte kişinin ekonomik geleceğini ne oranda sarsacağı belirlenerek buna göre kişinin alacağı tazminat hesaplanması gerektiği gerekçesi ile kararın BOZULMASI gerekirken Sayın Çoğunluğun ONAMA kararına katılmamaktayız.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/3735, K. 2026/7933, T. 14.04.2005, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-3735-e-2026-7933-k-9b103357de15