Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/8032 E. 2025/14403 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8032
- Karar No
- 2025/14403
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/29 24... /979 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/12 E., 2020/24 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar davacı vekili ile davalı ... vekili, davalı ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalıların olay tarihinde ... Devlet Hastanesi'nde görevli doktorlar ve sağlık çalışanı olduğunu, davalılardan ... ve ...'ın acil serviste görevli pratisyen hekim, davalı ...'ın ortopedi ve travmatoloji uzmanı, davalı ...'in acil serviste görevli hekim ve davalı ...'ın ise sağlık çalışanı olduğunu, 02.07.2002 tarihinde dava dışı kişi ...'in sol kolunun kırılması nedeniyle ... Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğunu, yapılan işlemler sonucu şikayetlerinin geçmemesi nedeniyle 04.07.2002 tarihinde gazlı kangren teşhisiyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine, buradan da ... Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Hastanesine sevk edildiğini ve burada dava dışı hastaya sol kol ampütasyonu yapıldığını, bu olay nedeniyle dava dışı hasta ve yakını tarafından idare mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabul edildiğini, dava dışı hastaya davacı idare tarafından ödeme yapıldığını, davalıların görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek asıl davada fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 121.009,23 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte, ek ödeme nedeniyle açılan birleşen davada ise, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 246.258,75 TL'nin davalılardan ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; açılan davayı kabul etmediklerini, meydana gelen olayda kusurlarının bulunmadığını, olayda hizmet kusuru olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli, 2019/12 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararı ile ATK İhtisas Daireleri ve ATK Genel Kurul raporu arasındaki çelişkiyi giderici nitelikte yeni bir heyet raporu alındığı, 03.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; bu tür acil ortopedik uygulamalarda tedavinin devamlılığını sağlayacak uygun rutin prosedür ve alt yapıyı oluşturmamış olan hastahane idaresinin sorumluluğunun olduğuna kanaat getirildiği, olayda davalıların değil, davacı idarenin hizmet kusuru olduğunun belirlendiği, raporun hüküm kurmaya elverişli ve çelişkiyi giderici nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli, 2020/934 Esas, 2021/946 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesi tarafından son alınan 03.07.2019 tarihli heyet raporunun dosya arasında bulunan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 08.01.20 14... .06.2015 tarihli heyet raporları ile uyumlu olduğu, dava dışı küçüğün sol kolunun kesilmesine sebebiyet verecek nitelikteki süreçte davalıların kusurunun bulunmadığı, bu durumunun tamamen idarenin işleyişinden kaynaklı hizmet kusurundan meydana geldiği, zira olay tarihi itibarı ile dava dışı küçüğün hastaneye başvurduğuna ilişkin kayıtların dahi düzenli olarak tutulamadığı, küçüğün ortopedi polikliniğine sevk edilmesine rağmen burada muayene olup olmadığının belirlenemediği anlaşılmakla tüm bu sürecin idarenin işleyişinden kaynaklı hizmet kusuru nedeni ile meydana geldiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın tümden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlığın bulunmadığı, ancak davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, tümden reddedilen eldeki dava bakımından davacı aleyhine ancak maktu vekalet ücreti hükmedilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrası (b) bendinin 2 nci maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen dava yönünden davacı aleyhine maktu vekaletine hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 01.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Daire'nin 27.02.2024 tarih, 2021/21259 esas, 2024/2121 karar sayılı kararıyla, Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü maddenin “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haiz olduğu, dosya kapsamından, olay tarihinde davalıların ... Devlet Hastanesi'nde görevli oldukları, davalılardan ... ve ...'ın acil serviste görevli pratisyen hekim, davalı ...'ın ortopedi ve travmatoloji uzmanı, davalı ...'in acil serviste görevli hekim ve davalı ...'ın ise sağlık çalışanı olduğu, dava dışı hasta ...'e hatalı uygulanan tedavi nedeniyle dava dışı hastanın sol kolunun ampüte edilmesi nedeniyle malul kaldığı iddiasına dayalı ... aleyhine Adana 2. İdare Mahkemesinde 2007/14 32... /1636 karar sayılı dosyası ile açılan tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karar sonrasında ödenen bedelin eldeki dava ile davalılardan rücuen tahsilinin talep edildiği anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; davacı tarafından başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafından açılan davanın görülebilmesi için davacı vekiline Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvuru yapılması hususunda 30.01.2025 günlü duruşma ara kararı ile kesin süre verildiği, davacı ... vekili tarafından 24.02.2025 tarihli dilekçe ile davalı aleyhine mesleki sorumluluk kuruluna başvurulmayacağının bildirildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına, HMK'nın 114/1.h ve 115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, Bakanlık tarafından yayınlanan Genel Yazı gereği başvuru yapılmadığını, davacının davasında haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından ilgili usullere uyulmadan dava açılmasının davalıların kusuru olmadığını, bu nedenle davalılar lehine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılacağına ve davacı aleyhine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğine ilişkin yasa maddesinin AYM kararı ile iptal edildiğini, bu nedenle davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl ve birleşen dava yönünden, davacı idare tarafından ... Devlet Hastanesi'nde görevli davalı doktorlar ve sağlık çalışanı tarafından kolu kırılan dava dışı hastaya uygulanan hatalı tedavi nedeniyle hastada meydana gelen sol kol ampütasyonu nedeniyle ödenen tazminatın davalı doktorlardan ve sağlık çalışanından rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tüm, davalı ..., ... ve ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı ..., ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; Dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, davacı vekiline Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvuru yapılması hususunda 30.01.2025 günlü duruşma ara kararı ile kesin süre verildiği, davacı ... vekili tarafından 24.02.2025 tarihli dilekçe ile davalı aleyhine mesleki sorumluluk kuruluna başvurulmayacağının bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına, HMK'nın 114/1.h ve 115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 12.05.2022 tarih ve 7406 sayılı kanunla 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen Ek 18/2. maddesi ve aynı yasanın geçici 13. maddesi gereğince davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. 02.08.2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2023/ 29... /112 Karar sayılı kararı ile 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi olan "...Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Şu halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından anılan Anayasa Mahkemesi iptal kararı dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII.KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalı ..., ... ve ...'in diğer temyiz itirazının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ..., ... ve ...'in temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ..., ... ve ...'ya iadesine, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.