Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/943 E. 2024/6918 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/943
- Karar No
- 2024/6918
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/93 - 2022/93 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-332 DAVA TARİHİ : 02.04.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulü - Tarafların İtirazının Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/153935 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davacılar vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince tarafların itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; sürücü Mehmet Atasoy'un kullandığı araca davalıya zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsünün 25.11.2020 tarihinde çarpması neticesinde Mehmet Atasoy'un vefat ettiğini, davacı ...'un babası, Birgül Atasoy'un annesi ve kardeşi Kübra Atasoy'un destekten yoksun kaldığını, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada şimdilik Osman ve Birgül için 95.000,00'er TL, Kübra için 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ... için talebini 195.051,13 TL, Osman için 116.701,66 TL olarak yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, kusur oranını kabul etmediklerini, müterafık kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, Sosyal Güvenlik Kurumundan ödeme yaplıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların desteğinin 25.11.2020 tarihli trafik kazasında vefatı nedeni ile maddi tazminat talebinde bulundukları, alınan kusur raporu ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu bulunduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve proressif rant yöntemince alınan hesap raporu ile davacı anne ve babanın destek tazminatının belirlendiği, davacı kardeşin destek tazminatı alamayacağı, müteveffanın araçtan savrulması nedeni ile %20 oranında müterafık kusur indirimi yapıldığı, sigortalı aracın çekici olması nedeni ile avans faizine hükmedildiği, müterafık kusur indirimi ve yapılan ödemenin güncel halinin tenzili ile bakiye tazminata karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile başvurunun kısmen kabulüne, davacı Birgül için 57.706,03 TL, davacı ... için 19.731,07 TL destekten yoksun kalma tazminatının 29.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı Kübra bakımından başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacılar vekili; müterafik kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile karara itiraz etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvuran tarafından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin sigorta şirketi tarafından 13.08.2021 tarihinde 171.965,13 TL ödenerek tüm zararın karşılandığını, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, eksik evrakla başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, kusura ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, başvuran lehine 1/5 vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına tarafların itiraz ettiği, davacı vekilinin müterafık kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ettiği, ancak indirim uygulamasının hukuka uygun olmadığına ilişkin itirazı mevcut ise de T.C. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı 04.12.2020 tarihli Ölü Muayene Tutanağında müteffa Mehmet Atasoy'un ölüm sebebinin genel beden travması sonrası kafa ve çoklu kaburga kemik kırıkları ile birlikte iç organ ve beyin kanaması olduğu tespit edildiğinden, müteveffanın emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığı, davalının itirazlarının değerlendirilmesinde ise hesaplamada kullanılan yöntemin Yargıtay içtihatları uyarınca usul ve yasaya uygun olduğu, somut olayda araç cinsinin çekici ve kullanım amacının ticari olması nedeni iye avans faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu, alınan kusur raporu ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu bulunduğu, davacı lehine nispi tam oranda vekalet ücreti verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile tarafların itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere dayalı olarak kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere dayalı olarak kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 25.11.2020 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52,53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; ceza dosyasındaki beyanlar dikkate alındığından müteveffanın kaza anında araçtan fırladığının sabit olması ve emniyet kemeri takmadığının anlaşılmış olmasına göre müterafık kusur indirimi yapılmasının yerinde olmasına, kazada davalıya sigortalı araç sürücünün asli kusurlu olduğunun belirlenmiş olmasına, davalıya sigortalı aracın çekici olması nedeni ile avans faizine karar verilmesi ve yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olmasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacılar lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak belirlenen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 4. bendinde yer alan "18.733,89" ibaresinin çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılmasına, "12.819,33 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.07. 2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (TBK 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50 nci md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur- ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) HMK 266 ncı md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. 6098 sayılı TBK'nın 51 inci maddesi "tazminat ve belirlenmesi" 52 nci maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında TBK'nın 51-52 maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuku eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. BK 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra BK 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D önceki içtihatları da bu yöndedir. Somut olayda; hakem heyeti tarafından tazminat hesabında önce % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, bulunan tutar üzerinden de davalının yargılamanın devamı sırasında ödediği tutar düşülerek sonuç tazminatın belirlendiği görülmektedir. Oysa, açıklanan nedenlerle, hesap edilen tazminattan öncelikle davalının ödemesinin düşülmesi, ardından da müterafik kusur indirimi yapılması ile bulunacak sonuç tazminat için kabul kararı verilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının davacılar yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun düzelterek onama kararına katılmıyorum.