Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5115 E. 2025/12062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5115
Karar No
2025/12062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2024/326 Değişik İş, 2024/326 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI: 2024/İHK-14542 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI: 2024/5976 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;17.01.2015 tarihinde davalıya ... Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın yaya konumunda bulunan davacıya çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, davalı ... tarafından yapılan ödemenin yeterli olmadığını, sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı gideri için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalılardan kusurları oranında 50,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;talebin zamanaşımına uğradığını, maluliyet oranının hatalı tespit edildiğini, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faizle hesaplanması gerektiğini ve vekalet ücretinin 1/5'i alınarak uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda davacının artan maluliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasından sulh anlaşmasının 12.09.2017 tarihinde düzenlendiği, sigorta şirketine 27.03.2023 tarihinde başvuru yapıldığı, 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, sürekli bakıcı talebi yönünden covid döneminde duran süreler eklendiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 22.04.2023'de dolduğu, komisyona 08.05.2023 de başvurulduğundan zamanaşımı definin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; artan maluliyet bulunduğunu ve ibranamede sürekli bakıcı gideri tazminatı olmadığını belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı tarafından ... Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminat talebi ile sürekli bakıcı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davacıya belirlenen iş göremezlik oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Somut olayda davacının başvurusunda artan maluliyet/gelişen durum iddiası bulunmamasına rağmen, davanın gelişen durumla ilgili olduğu anlaşılmakla, gelişen durum var ise tespiti, gelişen durum yok ise dosya durumuna göre karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyetince; kaza sonrası tüm tedavi belgeleri, davalı ... nezdindeki maluliyet raporları, medula sisteminde kayıtlı evraklarının da getirtilerek davacının %28 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen ... Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı'nın 13.12.2016 tarihli sağlık kurulu raporundan sonra tedavi edilip edilmediği, maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını belirlemeye elverişli, yeni bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Dosyada alınan raporla başvuru sırasında sunulan rapor arasında çelişki oluşmuştur. Buna göre, farklı bir üniversite hastanesinden davacının yaralanması konusunda uzman hekimlerin bulunduğu heyetten, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmelidir. Açıklanan nedenlerle; davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı, davacının sürekli bakıcı ihtiyacı olup olmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Başvuran şahıs tarafından İstanbul Anadolu 8. Ticaret Mahkemesi'ne 2015/1001 Esas sayılı dosya ile 50,00 TL sürekli iş göremezlik talepli dava açılmış; 08.05.2023 tarihinde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Madde 30(14) "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz." düzenlemesi ile Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulamayacağını emredici olarak düzenlemiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu "seçimlik hukuk yolu" olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır. 5684 sayılı Kanun Madde 30/23 "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır." HMK Madde 114/2 "Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." anlamında getirilmiş, bir "dava şartı" niteliğindedir ve HMK Madde 115/1 gereği "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." HMK madde 115/ (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince başvurunun reddi gerekir. 01.04.2024 tarihli İtiraz Hakem Heyeti kararının sonuç itibariyle yasaya uygun olduğu görüş ve düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5115, K. 2025/12062, T. 09.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-5115-e-2025-12062-k-69a088828e05