Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4173 E. 2024/5301 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4173
Karar No
2024/5301
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/231 Değişik İş, 2021/473 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/25232 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2020/79052 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.07.2019 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve davalı tarafından trafik sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak zararın karşılanmaması nedeniyle huzurdaki başvuruyu yapmak durumunda kaldıklarını iddia ederek oluşan zararlarının tazmini için fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici bakıcı giderinin 03.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, 1.244 TL rapor ücretinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte, 250,00 TL rapor için yol giderinin de 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 208.741,77 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 26.181,46 TL, geçici bakıcı gideri talebini 8.063,60 TL, rapor için yol gideri talebini 1.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı defi ileri sürdüklerini, başvuran tarafından geçerli başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu (ATK)’ndan alınması gerektiğini, iyileşme süreci tamamlanmadan rapor alındığını, ikametinden rapor almadığını, raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, kusur durumunun Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden ya da ATK’dan rapor alınması gerektiğini, ön koltukta oturan davacının yaralanmalarına bakıldığında emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının geçici süre ile ehliyetine el konulan sürücü ile birlikte polisten kaçtığını, başkalarının canını tehlikeye attığını, bu nedenle de müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, başvurucu yolcu konumunda olduğundan hatır taşıması bulunup bulunmadığı araştırılarak indirim yapılması gerektiğini, olay sebebi ile davacıya bir ödeme yapıldı ise bu ödemenin hesaplanacak tazminattan düşülmesi gerektiğini, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı ve tedavi giderinin rapor ücretinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, başvuru tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)' ne göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak talebin reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 208.741,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.083,60 TL geçici bakıcı gideri, 26.181,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.244,00 TL rapor ücreti olmak üzere 245.250,83 TL maddi tazminatın 03.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; maluliyet raporunun kabul edilemeyeceğini, maluliyet oranının ATK tarafından belirlenmesi gerektiğini, iyileşme süreci tamamlanmadan rapor alındığını, araç sürücüsüne izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, kusur incelemesinin detaylı şekilde yapılması gerektiğini, başvuranın yaralanma bölgelerine bakıldığında emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığını bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının ehliyeti alınmış sürücü ile polisten kaçtığını, kendi canını ve başkalarının hayatını riske attığını, bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, bu kaza sebebi ile yapılan bir ödeme var ise bunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, hesaplamanın aktüer uzmanı bilirkişilerce yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı ve tedavi gideri, rapor ücreti giderlerinden sorumlu olmadığını, vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan maluliyet raporunda bir eksiklik bulunmadığı, kusur raporunun dosyadaki diğer belgeler ile uyumlu, yasal dayanakları belirtilmiş, gerekçeli bir rapor olduğunu, davacının emniyet kemeri takmadığının ispat edilemediğini, müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olduğunu, taşımanın münhasıran davalı yararına yapıldığının ispat edilemediğini, hatır taşıması indirimi yapılması yönündeki talebin yerinde olmadığını, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri talebinin teminat kapsamında olduğunu, trafik kazası iş kazası olmadığından rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığını, vekalet ücretinin doğru belirlendiğini belirterek davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun ATK’dan alınması gerektiğini, iyileşme süreci tamamlanmadan rapor alındığını, ikametinin bulunduğu yerde bulunan yetkili sağlık kuruluşundan rapor almadığını, raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, kusur durumunun Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden ya da ATK’dan alınan rapor ile belirlenmesi gerektiğini, ön koltukta oturan davacının yaralanmalarına bakıldığında emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müterafık kusur indirimi yapması gerektiğini, davacının geçici süre ile ehliyetine el konulan sürücü ile birlikte polisten kaçtığını, başkalarının canını tehlikeye attığını, bu nedenle de müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, başvurucu yolcu konumunda olduğundan hatır taşıması bulunup bulunmadığı araştırılarak indirim yapılması gerektiğini, olay sebebi ile davacıya bir ödeme yapıldı ise bu ödemenin hesaplanacak tazminattan düşülmesi gerektiğini, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı, tedavi gideri, rapor ücretinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve rapor ücreti ile yol gideri talebine talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre, davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davalıya sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu kazaya ilişkin soruşturma evrakı içerisindeki ifade tutanakları ile sabittir. Sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu, davacının araca bindikten sonra kendisinin de alkol aldığı, kaza sonrası araçta içki şişelerinin bulunduğu, davacının sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının, alkollü olduğunu bildiği halde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kullandığı araca binerek zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı ve araç sürücüsü arkadaş olduklarını beyan etmişlerdir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davaya konu kazanın meydana geldiği 12.07.2019 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 5. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/4173, K. 2024/5301, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-4173-e-2024-5301-k-8ec7450ec6ba