Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4154 E. 2024/7809 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4154
Karar No
2024/7809
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/25 E- 2022/889 K Mahkeme ve bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın aidat borçlarını ödememek amaçlı olarak borca neden olan taşınmazlarını düşük bir bedelle aynı sitede oturan diğer davalı ...'a İİK 278 maddesini ihlal ederek düşük bedelle temlik ettiğinden yargılamanın yapılarak, temlike konu malların Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2009/25203 Esas sayılı dosyadaki alacak karşılanıncaya kadar tasarrufun iptali ile borcun karşılanması için mezkur dosyalardan cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davacının kötüniyetli olarak 2007 yılının Ocak ayından 2009 yılının 4.ayına kadar geçen 27 aylık sürede hiçbir işlem yapmadığını davalının taşınmazları satın alması üzerine dava açtığını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur. 2-Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI ve YARGILAMA SÜRECİ 1-Mahkemenin 22.01.2015 tarihli ve 2009/1175 Esas ve 2015/24 Karar sayılı kararıyla; ".. davacının gerek dava dilekçesinde açıkça belirttiği B.Çekmece 3 İcra Müdürlüğünün 2009/25203 Esas gerekse duruşma sırasında belirttiği B.Çekmece 1 İcra Müdürlüğünün 2009/23089 Esas sayılı takip dosyasının kesinleşmediğinden dolayı Yargıtay'ın 17.Hukuk Dairesinin 11.05.2009 tarih 2009/203 Esas 2009/3002 Karar sayılı ilamı ve aynı mahiyetteki diğer ilamlarında belirttiği üzere İİK.277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için icra takibinin kesinleşmesi dava koşulu olup somut olayda ise dava tarihinden bugüne kadar geçen süre içerisinde icra dosyalarında davalı borçlu Ahmet Kürşat Saatçi'ye usulüne uygun tebligat yapılamadığından ve takipler kesinleşmediği" gerekçesi ile dava koşulu gerçekleşmediğinden davacının davasının usulden reddine ve davalılar yararına maktu ücreti vekalete hükmedilmiştir. 2-Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3-Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 08.07.2020 gün, 2018/6276 E-2020/ 4495 K sayılı ilamı ile "İcra takibinin kesinleştirilmesi tamamlanabilir dava şartı olup, mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin davalı borçluya ilanen tebliğ edildiği, davacı tarafından da davalı borçlunun bulunan mernis adresine de tebligat yapıldığı hususu gözönüne alınarak davacıya icra dosyalarındaki tebligatlar yönünden tebligat eksikliğinin tamamlanması için süre verilmeksizin yazıı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4-Bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; 30.11.2022 gün, 2021/25 E- 2022/889 K sayılı ilamı ile "Davalılar arasında İİK madde 280 kapsamında tanışıklık olduğunun ileri sürülüp ispatlanmadığı, İİK’nın 278/3-2 maddesinin uygulanması için, satışın bir mislinin altında veya üstünde bedel ile yapılmış olması yeterli olduğu anlaşılmıştır. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının buna göre değerlendirilmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8782 karar sayılı ilamı) 17.05.2022 Uyap tarihli banka dekontuna göre alıcı davalının taşınmazlar için 185 bin TL ödeme yaptığı, 23.05.2022 Uyap tarihli bilirkişi raporuna göre taşınmazların tasarruf tarihindeki değerleri toplamının 235 bin TL olduğu, hal böyleyken satışın gerçek değere kıyasla bir bir misli farkla yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; misli farkın oluşup oluşmadığının her bir gayrımenkul yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, duruşmada dinlenen davalı tanıklarının söz konusu dairenin bulunduğu site de dairenin aidat borcu olduğu ve borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak gayesi ile taşınmazların ikisini birlikte tek bir daire fiyatına elden çıkardığını, tüm bu durumun komşular tarafından da bilindiğinin beyan etmiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava İİK madde 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Davacı dava dilekçesinde, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 25203 E sayılı dosyadan cebri icra yetkisi verilmesini talep ve dava etmiştir. Bu icra dosyası incelendiğinde, dosyanın ihtiyati haciz ile başlatıldığı, ihtiyati haciz kararı gereğince haciz işleminin yapıldığı ancak ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediğinin dosya içerisinden anlaşılamadığı, icra müdürlüğü tarafından da verilen cevapta dosyada ödeme emrinin tebliğine dair, tebligat parçasının da dosya içerisinde olmadığı beyan edilmiştir. Bozma ilamı gereğince icra takibinin kesinleştirilmesi tamamlanabilir dava şartı olduğunun belirtilmesine ve davacıya icra dosyasındaki tebligatlar yönünden tebligat eksikliğinin tamamlanması için süre verilmesine rağmen, tebligat eksikliğinin davacı tarafından halen tamamlanmamış olduğunun, tebligat yapılan dosyaların ise davanın konusu olmadığının anlaşılmış olmasına göre dava şartı yokluğundan davanın reddine, davacı aleyhine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nin 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde yer alan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Değerlendirme bölümünün (2) bendinde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe bölümünün son iki paragrafının çıkarılarak yerine iş bu bozma ilamının Değerlendirme ve Gerekçe bölümünün 2 numaralı bendindeki açıklamaların yazılmasına, hüküm fıkrasının (III). bendindeki "12.735,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine "9.200,00 TL maktu" ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/4154, K. 2024/7809, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-4154-e-2024-7809-k-d93515fc5c22