Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4119 E. 2024/5992 K. – Zorunlu Deprem
Konu: Zorunlu Deprem Sigortasından Kaynaklanan Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4119
- Karar No
- 2024/5992
- Karar Tarihi
- Konu
- Zorunlu Deprem Sigortasından Kaynaklanan Tazminat
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3049 E., 2024/12 K. HÜKÜM/KARAR : Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle Usulden Ret/ İstinaf Başvurusunun Usulden Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/403 E., 2023/696 K. Taraflar arasındaki zorunlu deprem sigortasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 01.02.2024 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile davalı vekili tarafından istinaf edilen vekalet ücreti miktarının kesinlik sınırı içerisinde kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verildiği, ancak kesinlik sınırının asıl alacak miktarına göre belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine dair verilen 01.02.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Elazığ İli, Merkez İlçesi, Olgunlar Mahallesi, Sultan Fatih Caddesi, 76/8 numaralı dairesinin 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünü ve hakkında yıkım kararının verildiğini, davacıya ait dairenin 06.02.2023 tarihinde 04.17 saatinde meydana gelen depremde hasar görmediğini ve aynı gün poliçe yenilemesinin saat 09.00'da yapıldığını, poliçede meskenin hasar durumunun hasarsız olarak kayda alındığını, poliçenin sigorta şirketinin genel merkezi tarafından da onaylandığını, bunun üzerine müvekkilinin poliçe bedelini ödeyerek poliçesini teslim aldığını, ancak 06.02.2023 tarihi saat 13.24'te meydana gelen depremde davacının evinin ağır hasar gördüğünü ve taşınmazın yıkımına karar verildiğini, buna ilişkin Elazığ Valiliği Afad Müdürlüğünün yıkım listesinin mevcut olduğunu, müvekkili tarafından sigortacıya zararlarının giderilmesi için başvurulduğunu, ancak sigorta şirketi tarafından hiç bir gerekçe göstermeden davacının zararlarını giderme talebinin sözlü olarak reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 313.664,00 TL'nin 06.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın A.1 inci maddesi gereğince 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince doğal afetlerin sigorta bedeline kadar Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından teminat altına alındığı, kanun gereği muhatabın DASK olduğu, davalı ... şirketinin sigorta poliçesine aracı konumunda olduğu, poliçenin düzenlenmesine aracılık eden sigorta şirketinin davalı sıfatının bulunmadığı, bu haliyle davada husumetin DASK'a yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı (maktu) miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nispî) avukatlık ücretine hükmolunacağı, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT gereğince Tüketici Mahkemelerinde maktu vekalet ücretinin 9.000,00 TL olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle istinaf sınırının 17.830,00 TL olduğu, her ne kadar dava değeri 313.664,00 TL ise de, davanın pasif husumet yokluğundan reddi nedeniyle davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti olan 9.000,00 TL olacağı, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde açıkça ve münhasıran vekalet ücreti yönünden istinaf talep ettiği, ancak davalı vekilince istinaf edilen vekalet ücreti miktarının kesinlik sınırı içerisinde kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf ve temyiz talebinin kesinlik sınırında kalıp kalmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 nci maddesinin ikinci fıkrası, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 6100 sayılı Kanun'un "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 13.10.2023 tarihinde bu miktar 17.830,00 TL'dir. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından zorunlu deprem sigortası ile teminat altına alınan bağımsız bölümün 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğü ve yıkılmasına karar verildiği iddia edilerek tazminat talebi ile eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından münhasıran vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince de İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla istinaf sınırının 17.830,00 TL olduğu, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 9.000,00 TL olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun münhasıran vekalet ücretine ilişkin olması nedeniyle istinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İstinafa konu edilen hususun mahkemece hükme bağlanan işin esasına ilişkin karar olmayıp yargılama gideri, harç, vekalet ücreti, icra inkar tazminatı, para cezası gibi hükmün fer’îlerine ilişkin olması hâlinde kesinlik sınırı istinafa konu edilen fer’î unsurlara göre değil uyuşmazlık konusu değer veya miktar esas alınarak belirlenmelidir. Zira kanun hükmü fer’î unsurlara göre kesinlik sınırı belirlemeyi esas alan bir içerik taşımamaktadır. Kaldı ki icra inkâr tazminatı, para cezası, vekalet ücreti gibi temyize konu edilebilecek fer’î unsurlar, karara konu değer veya miktara göre hesaplanıp buna göre miktarı değişen unsurlar olup uyuşmazlık konusu miktardan bağımsız olarak belirlenmiş değerler değildir. Ayrıca bu fer’î unsurlara hükmedilmesi veya hükmedilmemesinin doğru olup olmadığının belirlenmesi de işin esası ve miktarı değerlendirilmek suretiyle yapılacak incelemeyi gerektirdiğinden değerden bağımsız bir kesinlik sınırı belirlemesi yapılmasının dayanağı da bulunmamaktadır. Diğer yandan salt bu fer’î unsurlar esas alınarak kesinlik sınırı belirlenmesi yapılması uyuşmazlık konusu değer veya miktara göre temyizi mümkün bir kararın, fer’î unsurlar esas alındığında temyiz edilememesi sonucunu doğurabilecek olup bu da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacaktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2019 tarihli ve 2019/5-241 Esas ve 2019/560 Karar sayılı ilamı ile de aynı ilkeler benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 313.664,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi istinafa konu edilmiştir. Kesinlik sınırının, dava değeri esas alınarak belirlenmesi gerektiğinden ve dava değeri de İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin üstünde olduğundan istinaf incelemesinin yapılması gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA; 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.