Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3953 E. 2024/8055 K. – Manevi Tazminat
Konu: Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3953
- Karar No
- 2024/8055
- Karar Tarihi
- Konu
- Manevi Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1065 E., 2021/1607 K. DAVA TARİHİ : 17.10.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi /Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/525 E., 2020/80 K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin Genel Müdürü olduğunu, davalının, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına hitaben vermiş olduğu 26.07.2017 tarihli dilekçe ile, müvekkilinin genel müdürlüğünü yaptığı, Tarım ve Kredi Kooperatifleri ile davalının yetkili temsilcisi olduğu şirket arasında Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/216 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan davadan bahisle, müvekkilini, haksız kazanç elde etmek ve davalının yetkilisi olduğu şirketi zarara uğratmak maksadıyla hareket ettiği, söz konusu işin başkaca üçüncü şahıslara vermek için sözleşmeyi anlaşmalı olarak kanunsuz şekilde feshettirdiği, bunun dışında müvekkilinin, FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olduğu, haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, şahsi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği hususlarında ithamlarda bulunduğunu, davalının bu şikayet ve isnatlarına dayanak olarak müvekkilinin yaklaşık dört yıl önceki Twitter sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımlarını gösterdiğini, davalının T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına vermiş olduğu dilekçe nedeniyle müvekkili hakkında disiplin soruşturması açıldığını, davalının müvekkilinin şeref ve onurunu zedelemeye çalıştığını, müvekkilinin herhangi bir şekilde FETÖ/PDY ile bir bağlantısının bulunmadığını, müvekkilinin davalının eylemi nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 26.07.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir şekilde davacıya kin ve düşmanlık beslemesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin, davacının sosyal medya hesapları üzerinden FETÖ/PDY üyesi olan ve bu durumu tüm kamuoyunun bildiği şahıs ve kurumlarla ilişkili ve bu kurum ve kişileri destekler nitelikteki paylaşımlarını, bir vatandaşlık görevi olarak hiçbir yorumda dahi bulunmadan gerekli mercilere ilettiğini, müvekkilinin yasal şikayet ve hak arama özgürlüğünü kullandığını, müvekkilinin, davacının onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek gibi amaç ve kastının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... davacının genel müdürü olduğu Tarım ve Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile davalı asilin yetkilisi olduğu, Yeni Avrupa Asya Turizm İnşaat Taahhüt Limited Şirketi ile Kur İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. İş Ortaklığı arasında 02.12.2013 tarihinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı ihtilaf bulunduğu, bu konuda Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/216 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen davanın derdest olduğu, davalının, aralarında davacının da bulunduğu Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği yönetim kurulu üyeleri ve diğer bir kısım şahıslar hakkında, resmi belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı isnadı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/149650 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yapılan şikayet sonucunda, 17.01.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı tarafın, davalının, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına vermiş olduğu dilekçeye ilişkin olarak, davalı hakkında iftira, hakaret suçlarından ötürü soruşturma başlatılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/167293 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yapmış olduğu başvuru üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, belirtilen karara karşı yapılan itirazın ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince reddedildiği, gerek Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/216 Esas sayılı dosyası, gerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/149650 soruşturma sayılı dosyası ve gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/167293 soruşturma sayılı dosyası kapsamı ve davalı ve davacı tarafça sunulan bilgi ve belgeler göz önünde tutulduğunda, davalının, haksız ihbar ve şikayette bulunmasından söz edilemeyeceği, şikayet ve ihbarın, haksız biçimde doğru ve gerçek olmayan maddi olaylara dayandırılmadığı, davacıya duyulan kin ve garezin etkisi ile ve zarar verme amacıyla yapılmadığı, ihbar ve şikayetin bir kısım maddi ve somut ihtilaf ve delillere dayandırıldığı, başka bir ifade ile davalı tarafın T.C. Anayasasının 36 ncı maddesinde belirtilen yasal şikayet ve başvuru hakkını kullandığı, bu durumda davalı tarafın, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunmasının söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından yapılan şikayetin asılsız iddialar ile müvekkilini karalamak maksadıyla yapıldığını, şikayetin haksız olduğunu, davaya konu şikayetin müvekkili ile davalı arasındaki hukuki ihtilaf neticesindeki husumetten kaynaklandığını, davalının eylemi nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğramış olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, şikayet hakkının sınırlarının aşıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " şikayet dilekçesinin gereği için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 2017/149650 soruşturma numaralı dosya ile aralarında davacının da bulunduğu şüpheliler hakkında delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, aynı dilekçe nedeniyle davacının da davalı hakkındaki iftira ve hakaret suçundan şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/167293 soruşturma numaralı dosyasında da bu kez davalı hakkında dilekçede hakaret unsurları oluşmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından itirazın reddine karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/167293 soruşturma numaralı dosyasında davacının Yönet-Der üyeleri ile birlikte çekilen fotoğraflarını gösterir gazete fotokopilerinin, yine davacının 2013 ve 2014 yıllarında bir kısım Twitter paylaşımlarının sunulduğu görülmüştür. Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere, davalının sırf davacıya zarar vermek kastıyla hareket ettiğinin ispat edilemediği, şikayet dilekçelerinde davacının kişiliğine yönelik saldırı niteliğinde ifadelerin bulunmadığı, beyanlarını destekleyen bir kısım delil ve emarelerin de sunulduğu, bu durumda davalının şikayet hakkını anayasal sınırlar ve hak arama özgürlüğü çerçevesinde kullandığı, manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; haksız şikayet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Anayasa’nın 12, 17 ve 36 ncı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.