Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2958 E. 2025/4639 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2958
- Karar No
- 2025/4639
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/165 E- 2020/282 K HÜKÜM/KARAR : Usulden reddine Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...' dan olan alacağının tahsili amacı ile Mersin 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takibe geçtiklerini, davalı adına kayıtlı Gaziantep ... Tapu Müdürlüğü' nün ... köyü 161 ada 15 parsel nolu taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, önceki vekil tarafından iki yıl içinde satış yapılmadığı için hacizin düştüğünü, davalı ...'ın fırsattan istifade ederek mal kaçırmak amacı ile taşınmazını kısa süre içinde kayınbiraderi ...'a devrettiğini, bu şahsın da yine çok kısa bir süre içinde diğer davalılara devrettiğini, şu anda taşınmazın davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, tüm davalıların mal kaçırma amacını bilerek hareket ettiklerini belirtmiş, davalılar arasında yapılan satış işlemlerinin iptali ile alacağın tahsili yetkisi verilmesini, bu talep yerinde bulunmaz ise taşınmazın gerçek değerinin davalılardan tahsili yolunda hüküm kurulmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur. 2.Diğer davalıların davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 16.04.2015 gün, 2009/284 E- 2015/275 K sayılı kararı ile "taşınmazın tapu kayıtları ve resmi satış senet suretleri getirtilip incelendiğinde devirler arasındaki sürenin çok kısa olduğu, yine dosyaya sunulan nüfus kaydına göre davalı ...'nin asıl borçlu ...'ın kayınbiraderi olduğu, söz konusu taşınmazın talimat yolu ile belirlenen değeri ile tapudaki resmi satış değeri arasında fahiş bir farkın bulunduğu, davalı-borçlu ...'ın yargılamanın ileriki aşamalarında murislerinden kalan Konya Ereğli de bulunan bir taşınmazın da olduğu, ancak bu savunma davanın başında ileri sürülmediği gibi taşınmaz henüz murisler adına kayıtlı olup intikal işlemleri yapılmadığından haciz yapılmasının da mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne" karar verilmiştir. 2.Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan 17.) Hukuk Dairesinin 16.10.2019 gün, 2017/988 E- 2019/9528 K sayılı ilamı ile "dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu nedenlerle mahkemece muvazaalı işlemin iptalinde aciz belgesine gerek olmadığı yönündeki görüşüne katılmak mümkün değildir. İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan davalarda, alacaklının elinde muvakkat yahut kati aciz vesikasının bulunması dava şartı olup, İcra dairesince verilen 03.09.2007 tarihli borç ödemeden geçici aciz vesikasının, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesince iptal edilmiş olmasından dolayı dava şartı gerçekleştirilememiştir. Öte yandan, mahkemenin davalı borçlunun murisinden kalan dava konusu taşınmazın halen murisi adına kayıtlı olup intikal işlemleri yapılmadığından haczinin mümkün olamayacağı gerekçesine de katılmak mümkün değildir. Bu durumda tasarrufun iptali için gerekli dava şartı olan borçlunun aciz halinin varlığından söz edilemeyeceğinden borçlunun miras yolu ile hissesine düşen payında İİK 277 vd maddeleri uyarınca dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile BOZULMASINA karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2020 gün, 2020/165 E- 2020/282 K sayılı ilamı ile; İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarında alacaklının elinde muvakkat yahut kati aciz vesikasının bulunmasının dava şartı olduğu, Mersin 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden verilen 03.09.2007 tarihli borç ödemeden geçici aciz vesikasının, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı kesinleşen kararı ile iptal edilmiş olmasından dolayı dava şartının gerçekleştirilemediği, Yargıtay bozma ilamına karşı tashihi karar yoluna gidilmediği hususu da göz önünde tutulduğunda İİK’da “Tasarrufun İptali” davası için gerekli dava şartlarının oluşmadığı görülmekle HMK 114/ 2. maddesi yollaması ile HMK 115/ 2. maddesi gereğince dava şartları oluşmadığından davanın usulden reddine " karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamından sonra yeniden yargılama yapılacağından dava şartı eksikliğini gidermek için başka bir deyişle geçici ya da kesin aciz vesikasını sunmak üzere taraflara süre verilmesi gerektiğini, bu süre verilmeksizin yazılı şekilde yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve esasa aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Dava şartları, mahkemenin esas hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli şartlar olup, (HMKnun 114) bu şartların var olup olmadığı davanın her aşamasında öncelikle ve resen incelenir. (HMK’nun 115). Bu genel dava şartlarının yanında yasada somut uyuşmazığa ilişkin özel dava şartları belirlemiş ise bu şartlarında HMK’nun 11. maddesi kapsamında araştırılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK'nun 115/2. maddesinde açıkca belirtildiği gibi dava şartları noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verilir, bu süre içinde noksanlık giderilmemiş ise dava dava şartı noksanlığından red edilir. HMK’nun 115/3. maddesinde ise “Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” Aciz vesikası yargılama aşamasında ibraz edilebileceği gibi Yargıtay aşamasında da ibrazı mümkündür. Ayrıca bozmaya uyulduğu beyan edilmişse de; borçlunun miras yolu ile hissesine düşen pay ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu durumda davacı vekiline aciz belgesini ibraz etmek üzere uygun süre verilerek ve borçlunun miras yolu ile hissesine düşen pay ile ilgili de araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru değildir. VI. KARAR Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde belirtilen sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün BOZULMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde Başkan ... ile Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava şartları, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından, davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken ve taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilen hallerdendir. Tüm davalar için geçerli olan genel dava şartları HMK'nun 114. maddesinde düzenlenmiştir. Buna karşılık özel kanunlarda da düzenlenen dava şartları ise özel dava şartlarıdır. Aciz vesikası, İcra İflas Kanunu 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarında davanın açılabilmesi için gerekli olan özel bir dava şartı olarak hüküm altına alınmıştır. İİK 277. maddesinin birinci fıkrasına göre İİK 278, 279 ve 280 inci maddelerine göre tasarrufun iptali davalarını ancak elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan alacaklılar açabilir. Diğer taraftan İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali davası açılabilmesi için bir icra takibi olmalı ve bu icra takibi kesinleşmiş olmalıdır. Zira takip kesinleşmiş ve alacaklı alacağının tamamını alamamış ise ve borcu ödeyecek borçlunun hacze kabil bir malı yoksa yani aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya vermesi gerekir. Keza borçlunun ev ve iş adresine gidilmiş haczi kabil mal bulunmazsa buna ilişkin tutulan haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir. Kural olarak aciz vesikası dava şartı olduğu için tasarrufun iptali davasının açılması sırasında mahkemeye ibraz edilmesi gerekir ise de öteden beri Yargıtay karar kesinleşinceye kadar her aşamada aciz vesikasının sunulabileceği sunulduğunda ise aciz vesikasının dikkate alınacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle Yargıtay kararlarında dosya içinde aciz vesikası olmadığı durumlarda davacıya bunu sunması için bir süre verilmesi gerektiği de kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay son kararlarında Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/2. maddesi uyarınca aciz vesikası dosyada yoksa sonradan tamamlanabilen dava şartı kabul edilerek bu eksikliğin tamamlanması için davacıya kesin süre verileceğini kabul etmiştir. Somut dosyada ilk derece mahkemesi tasarrufun iptali davasının kabulüne karar vermiş davalının temyizi üzerine Yargıtay 17 Hukuk Dairesi; davanın İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davası olduğunu bu nedenle mahkemenin muvazaalı işlemin iptalinde aciz belgesine gerek olmadığı yönündeki görüşüne katılmak mümkün olmadığını, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan davalarda, alacaklının elinde muvakkat yahut kati aciz vesikasının bulunması dava şartı olup, İcra dairesince verilen 03.09.2007 tarihli borç ödemeden geçici aciz vesikasının, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesince iptal edilmiş olmasından dolayı dava şartı gerçekleştirilemediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar vermiştir. İlk derece mahkemesi Yargıtay bozma kararına uyarak dava şartı yokluğundan HMK 114/2 ve 115/2maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Sayın Çoğunluk; “Bu durumda davacı vekiline aciz belgesini ibraz etmek üzere uygun süre verilerek ve borçlunun miras yolu ile hissesine düşen pay ile ilgili de araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru değildir.” gerekçesi ile bozma kararı vermiştir. Bu karara katılmak mümkün değildir. Zira HMK 115/2 maddesindeki dava şartının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği hükmü ilanihaye davacı tarafa defaten süreler verilmesi değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi geçici aciz vesikasının, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesince iptal edilmiş olmasından dolayı dava şartı gerçekleştirilemediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar vermesinden sonra ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında dahi davacı tarafından aciz vesikası sunulmamıştır. Keza davacı Yüksek Dairenin temyiz incelemesi sırasında dahi aciz vesikası sunmamıştır. Oysa Yargıtayca öteden beri kabul edilen “aciz vesikasının Yargıtay aşamasında sunulması durumunda dahi dikkate alınacağı” ilkesi Yargıtayın temyiz aşamasında aciz vesikasının sunulması durumunda artık aciz vesikası yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğuna karar verilemez olarak anlamak gerekir. Somut davada ilk temyiz incelemesi sırasında aciz vesikası sunulmamıştır. Yargıtay’ın ilk temyiz incelemesi sırasında ve Yargıtay bozmasından sonra ilk derece mahkemesinin yargılama sırasında sunulmamıştır. Ret kararı davacı tarafınca temyiz edilmesi ve temyiz aşamasında dahi sunulmayan aciz vesikasının sunulması için tekrar süre verilmesi İİK 277 ve HMK 115/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan geçici aciz vesikasının, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesince iptal edilmiş olmasından dolayı dava şartı gerçekleştirilemediği gerekçesi ile verilen Yargıtay bozma kararına mahkemenin uyması ile birlikte artık davalı lehine usulü müktesep hak oluşmuşken yeniden temyiz aşamasında dahi sunulmayan aciz vesikasının sunulması için süre verilmesinin mahkemeden istenmesi dosya içeriğine ve tasarrufun iptali davalarının özüne uygun olmadığından mahkemenin bozma kararına uyarak vermiş olduğu usulden ret kararı onanması gerekirken çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayız.