Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2181 E. 2024/4193 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2181
Karar No
2024/4193
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/812 D. İş, 2021/812 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/31766 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne-Davalının İtirazının Kısmen Kabulüne SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/71345 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik (davacı ... dışındaki davacılar hariç olmak üzere), süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.12.2010 tarihinde müvekkillerinin eş ve babalarının kullandığı araç ile tek taraflı trafik kazası yapması sonucu vefat ettiğini, müvekkillerinin bu şekilde desteklerini yitirdiklerini, bu zararın karşılanması için aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmadığından davalı ... Hesabına başvurulduğunu ancak olumlu yanıt alınamadığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.001,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dava değerini davacı ... için 107.834,50 TL'ye, davacı ... için 11.011,81 TL'ye, davacı ...için 8.055,90 TL'ye, davacı ... için 10.011,81 TL'ye, davacı Sümeye Hünerli için 23.955,91 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsar zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep hakları bulunmadığını, kusurlu sürücünün yakınlarına tazminat ödemelerinin teminat kapsamı dışında bırakıldığını, yapılacak ödemenin davacılar mirasçı olduğundan kendilerine rücu edileceğini, kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, hesaplamanın uzman bilirkişilerce yapılması gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun poliçe limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, başvuran lehine hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT’ne göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini, başvuru tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini savunarak talebin reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne, davacı ... için 108.835,50 TL, ... için 12.061,32 TL, ...için 9.055,90 TL, ... için 11.011,81 TL, ... için 24.955,91 TL olmak üzere toplam 165.920,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ölenin anne ve babasına ait nüfus kayıtlarının getirilmeden destek tazminatı hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, temerrüt tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, tazminat hesabının TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarına göre ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanunu) 92 inci maddesi uyarınca tam kusurlu olan ölenin mirasçılarının destekten yoksunluk tazminat talepleri teminat dışı olduğundan davalının da bundan sorumlu olmadığını, davacıların beheri lehine 1/5 oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat hesabında hayatta olan anne payı ayrılmak ve kaza tespit tutanağında emniyet kemeri belirsiz olarak işaretli olmasına rağmen müteveffa araçtan dışarı istemsizce çıktığından emniyet kemeri takılı olmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 84.634,35 TL, ... için 8.795,25 TL, ...için 6.450,35 TL, ... için 7.964,65 TL, ... için 19.000,35 TL olmak üzere toplam 126.844,95 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, baba hayatta olmadığına göre hesaplamada baba payının anne payına eklenmesi gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 olması gerektiğini, emniyet kemeri takmadığından uygulanması gereken müterafik kusur indiriminin %40 olması gerektiğini, dava konusu olayın teminat kapsamında olmadığını, müteveffa tek ve asli kusurlu olduğuna göre mirasçılarına destekten yoksun kalma tazminatı ödenemeyeceğini, ödeme yapıldığı takdirde mirasçılara rücu edileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kazaya karışan aracın ZMSS poliçesi bulunmadığından vefat eden sürücünün desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının davalı ... Hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 99 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ... lehine kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İhtiyari dava arkadaşı konumunda olan davacılar yönünden 40.000,00 TL'lik kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirlenir. Dosya içeriğine göre ihtiyari dava arkadaşları olan davacı ... lehine 8.795,25 TL, ...lehine 6.450,35 TL, ... lehine 7.964,65 TL ve ... lehine 19.000,35 TL'ye hükmedilmiş olup kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ... için kurulan hükme yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin davacılardan ... lehine kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya içeriğinden; başvuran tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.11.2017 tarih, 2015/792 Esas ve 2017/984 Karar sayılı dosyasında davalı aleyhine dava konusu kazadan dolayı tazminat davası açıldığı ve davacının davayı takip etmemesi sonucu 6100 sayılı Kanunun 150 inci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmediği ve başvuran tarafından bu kez aynı talepler ile 28.01.2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu anlaşılmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrasında "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Somut olayda, aynı olaya ilişkin davacı tarafından İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/792 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı dikkate alındığında 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerekirken başvurunun kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ... için kurulan hükme yönelik temyiz dilekçesinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı ... yönünden kurulan hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 06.05.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Ancak, davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin nihai bir karar olup bu kararla dava açılmasıyla meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılmasıyla doğmuş olan derdestlik durumu da davanın açılmamış sayılmasıyla son bulacağı gibi, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı daha sonra açılan dava için kesin hüküm oluşturmaz. Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacıların destekten yoksun kaldıkları kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın (müterafik kusur yönünden) kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından davalıya karşı açılan davada, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/792 E. 2017/984 K. sayılı ilamı ile HMK'nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden, bu karar kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacağından, başka bir ifadeyle maddi hukuk bakımından dava mevcut ve mahkemeye intikal etmiş olarak kabul edilemeyeceğinden, aynı davacı tarafından aynı davalıya karşı mahkemedeki karardan sonra sigorta tahkim komisyonuna yapılan temyize konu destek tazminatı başvurusu sonucu İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda bu yönüyle isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin (davacı ... lehine hükmedilen tazminat yönünden) bozma nedenine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2181, K. 2024/4193, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2181-e-2024-4193-k-990144acd4b1