Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/144 E. 2024/5365 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/144
Karar No
2024/5365
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/961 E., 2021/851 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul-Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/616 E., 2019/424 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın eşi, davacı ...'ın babası olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosikletin 24.10.2008 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu sürücü ...'ın hayatını kaybettiğini, davacıların davalı aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı talepli açtıkları davanın kabul edildiğini, davalı tarafından icra takibi sonucu davacılara ödeme yapıldığını, ancak murisin terekesinin borca batık olduğunu, bu durumun mahkeme kararıyla tespit edildiğini ve terekenin borca batık olduğuna dair kararın kesinleştiğini, davalının bu durumu bilerek ödediği destek tazminatı için rücuen tahsil amaçlı davacı aleyhine icra takibinde bulunduğunu, davalının takipte kötüniyetli olduğunu belirterek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, davalının Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10178 sayılı dosyasında haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile 182.124,71 TL tazminat ile %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; terekenin borca batık olduğuna dair tespit davasında muris ...'ın menkul ve gayrimenkulü bulunmadığı gibi herhangi bir gelirinin de bulunmadığı belirlenerek terekenin borcu batık olduğuna karar verildiği, bu durumda miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunun kabulü gerektiği, miras hükmen reddedilmiş olduğundan, davalı yanca yapılan icra takibinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, icra takibine başlamakta davalı yanın kötüniyetli olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10178 sayılı dosyasında takibe konu alacaktan borçlu olmadığının tespitine, davacı yanın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kötüniyet tazminatının reddinin hatalı olduğunu, davalının terekenin borca batık olduğunu bilmesine rağmen davacılar aleyhine icra takibine başladığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesince; sürücü muris ...'ın kusuruyla kazaya sebebiyet vermiş olması nedeniyle davacı mirasçılarının sorumlu olduğunu, dava dışı ...'in ise araç maliki olarak yaptırmakla yükümlü olduğu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yaptırmamış olması nedeniyle sorumlu olduğunu, davacılara ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücu edilmesi gerektiği hallerde mirasın borca batık olduğunun ileri sürüldüğünü, bu durumda davacıların kötü niyetli olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğini, davacıların bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere vekalet ücretine hükmedilecekse de maktu olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin terekesi borca batık olduğundan, davalı yanca yapılan icra takibinin yerinde olmadığı, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, her ne kadar Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/28 Esas sayılı dosyasında terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, davacıların kazanın üzerinden uzun bir süre (yaklaşık 8 yıl) geçtikten sonra destek tazminatı davası açtığı, bu tazminat davasında ödenen bedelin rücusu için davalı tarafından takip yapıldığı, tazminat davasında menfi tespit davasından hiç bahsedilmediği, davalının ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesine dayalı olarak rücuen tahsil için takip yaptığı, takibin kötüniyetle yapıldığı kanaatine varılamadığı, davacılar tarafından açılan davanın aynı hukuki sebebe dayanmakta olduğu, borçlular teselsülen sorumlu olduklarından aleyhlerine takip yapıldığı, bu nedenle davacılar lehine tek bir vekalet ücretine karar verilmesinin yerinde olduğu, yargılama giderlerinden davalının sorumluluğuna karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sürücü muris ...'ın kusuruyla kazaya sebebiyet vermiş olması nedeniyle davacı mirasçılarının sorumlu olduğunu, dava dışı ...'in ise araç maliki olarak yaptırmakla yükümlü olduğu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yaptırmamış olması nedeniyle sorumlu olduğunu, davacılara ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücu edilmesi gerektiği hallerde mirasın borca batık olduğunun ileri sürüldüğünü, bu durumda davacıların kötü niyetli olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğini, davacıların bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere vekalet ücretine hükmedilecekse de maktu olması gerektiğini belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı alacaklı tarafından davacı borçlular aleyhine başlatılan Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10178 sayılı dosyasına ilişkin icra takibi takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile terekenin borca batık olduğuna dair tespit kararının kesinleşmiş olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/144, K. 2024/5365, T. 28.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-144-e-2024-5365-k-7960dc627b2e