Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1124 E. 2025/13261 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1124
- Karar No
- 2025/13261
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/3424 E., 2022/2477 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/240 E., 2022/289 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Defterdar Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde davalı ... tarafından Hazineye ait taşınmazların sahte tapu vermek suretiyle 106.000,00 TL bedel karşılığında...'e satılması üzerine, ... tarafından idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini için Malatya İdare Mahkemesinin 2017/1275 Esasında açılan tam yargı davasında, mahkemenin 30.11.2017 tarihli 2017/1275-1713 E.K sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacının uğramış olduğu 106.000,00 TL zararın idareye başvuru tarihi olan 18.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğini, hükmedilen alacakların ödenmesi için yapılan başvuru sonrası 07.02.2018 tarihinde 202.597,92 TL, 15.02.2018 tarihinde 23.493,00 TL ödeme yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 226.090,92 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin savunma hakkını kısıtladığını, davacı tarafın, idari davayı müvekkiline ihbar etmeyerek ve icra takibi başlatılmasına sebebiyet vererek ana para dışında, icra masrafları, faiz ve diğer ferilerin de oluşmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle bu ferilerden de müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın aleyhine sonuçlanmasının sorumlusunun müvekkili olmayacağını ve yine aynı gerekçe ile ödenmesine sebebiyet verdiği faiz ve ferilerden kendisinin sorumlu olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Borçlar Kanunu madde 72'den de anlaşılacağı üzere tazminatın, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğduğunda, bu zamanaşımının uygulanacağını, davalının iş bu davaya konu fiilden dolayı Malatya Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, dolayısıyla ceza zamanaşımı hesaplandığında iş bu davalarının da zamanaşımına uğramadığının açık ve net olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre rücu istemlerinde zamanaşımının tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren başladığını, dolayısıyla ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü durumlarda, zamanaşımı başlangıcının tazminatın tamamının ödendiği tarihten itibaren olduğunu, iş bu davada davalarının zamanaşımına uğramadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının ... Defterdar Yardımcısı iken Hazineye ait taşınmazları sahte tapu vermek suretiyle satması nedeniyle zarar görenin idare mahkemesinde açtığı dava sonucunda davacı tarafından ödenen miktarların zarardan sorumlu olduğu iddiası ile davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
1. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK 114,1/d maddesi). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8 ve 28. maddelerine göre her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK 28/1. maddesi). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir.
Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen yani mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.
Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK 55. maddesi). Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK 43/1, 513/1. maddeleri). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.
Somut olayda; davalı ...'nun istinaf aşamasında 12.07.2022 tarihinde öldüğü, buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararın adı geçen davalının mirasçılarına tebliğ edilip istinaf süresi beklendikten sonra davacının ve olması durumunda davalı mirasçılarının istinaf talepleri ile ilgili karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle istinaf aşamasında vefat eden davalının mirasçılık belgesinin getirtilmesi ve mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılması, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımının sağlanması suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada değerlenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.