Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/99 E. 2023/10034 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/99
- Karar No
- 2023/10034
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/695 E., 2022/2042 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/284 E., 2019/516 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; dava dilekesinde; davacı ...'ın kaza tarihinde polis memuru olduğunu, 26.09.2014 tarihinde davalı ... Bakanlığı'nın işleteni olduğu, Bitlis Emniyet Müdürlüğü adına kayıtlı aracın dava dışı sürücü ..... idaresinde bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralanarak malul kaldığını, kazanın görev sırasında meydana geldiğini, davacı eş .....'ın da davaya konu olay nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan ... için bedensel zararlar nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.09.2014’ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile davacı ...'ın maddi tazminat talebini 1.161.059,36 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığını, olay ile davalının eylemi arasında illiyet bağının olmadığını, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemelerin dikkate alınmasını, manevi tazminat talebinin yüksek olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Adli Tıp kurumundan alınan raporda davacının %56 maluliyet oranının bulunduğu bildirilmiştir. Yine, konusunda uzman aktüer bilirkişiden alınan raporda özetle, davacı ... ....’ın geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 45.596,66 TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının ise 1.161.059,36 TL olduğu, davacı tarafın sigorta şirketine dava açılma tarihinden itibaren, diğer davalıya başvuru tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği, kaza tarihinde (2014 yılı) ZMSS poliçesi ölüm ve sakatlanma teminat limit tutarının 268.000,00 TL olduğu, Sigorta şirketinin sorumluluk tutarının 268.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan ek raporda özetle, davalı idare ve ihbar olunan sigorta şirketi tarafından yapılan itirazlar yerinde olmadığından hesaplamada bir değişikliğe gidilmeyerek, davacı ... ...’ın; geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 45.596,66 TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının ise 1.161.059,36 TL olduğu davacı tarafın sigorta şirketine dava açılma tarihinden itibaren, diğer davalıya başvuru tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği, kaza tarihinde (2014 yılı) ZMSS poliçesi ölüm ve sakatlanma teminat limit tutarının 268.000,00 TL olduğu, Sigorta şirketinin sorumluluk tutarının 268.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Somut olayda davacının dava dışı Mustafa Kızılay yönetimindeki araçta bulunduğu ve göreve giderken kazanın oluştuğu, davacının bu kaza nedeniyle %56 iş gücü kaybı olduğu ve yapılan hesaplama ile de sürekli iş gücü kaybının 1.161.059,26 Tl olduğu bildirilmiştir. Yine, davacının eşi yönünden somut olay dikkate alındığında taktiren 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı ...'ın davasının kabulüne, 1.161.059,36 TL maddi tazminatın (sürekli iş göremezlik tazminatı) 26.09.2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat yönünden davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın 26.09.2015 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin talebi üzerine verilen 12.02.2020 tarihli ek karar ile 17.12.2019 tarihli gerekçeli kararın 1 nolu bendinde maddi hata sonucu yazılan 26.09.2015 kaza tarihinin "26.09.2014" olarak düzeltilmesine hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul, yasa ve hakkaniyet ölçütüne aykırı olduğunu, meydana gelen olayda davalının kusuru olmadığını, olay ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, zarardan davalının sorumlu olmadığını, tedavi giderlerinin davacının sosyal ve ekonomik durumuna uygun olması gerektiğini, davacı ...’a maluliyet maaşı bağlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu hususun göz ardı edildiğini, davacının hiçbir geliri yokmuşçasına hesaplama yapıldığını, manevi tazminata hükmedilebilmesi için manevi bir zararın varlığı gerektiğini, mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, ıslah edilen miktar için faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini, manevi tazminat miktarını davalının önceden belirleyerek ödemesinin mümkün olmadığını, bu yönden davalının temerrüdünden söz edilemeyeceğini ve manevi tazminata faiz uygulanamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava konusu olaydan sonra düzenlenen 26.09.2014 tarihli kaza tespit tutanağında Bitlis Emniyet Müdürlüğü adına kayıtlı 13 A 0045 plakalı aracın sürücü Mustafa Kızılay idaresinde bulunduğu sırada tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, davacı ...’ın araçta yolcu olarak bulunduğu ve kaza sonucu yaralandığı anlaşılmıştır. Davalı vekili, davalı idarenin kusuru olmadığının iddia etmiş ise de; 2918 sayılı KTK’da hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8. kısımda 85/1.maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” şeklindedir. İşleten tanımı ise KTK’nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. Bunun yanında yine Kanunun “Devlete ve Kamu Kuruluşlarına Ait Araçlar” başlıklı 106. maddesi “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. KTK’da sorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 ve devamı maddelerinde yer almakta olup sorumlu olarak motorlu araç işleteni ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi belirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, “motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır”. Özellikle 106. maddede belirtildiği üzere kamu kuruluşlarına ait araçların neden olduğu zararlara ilişkin sorumluluk da 85 ve devamı maddeleri gereğince işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümlere tabi kılınmış olmakla davalı idarenin araç işleteni olması nedeniyle kusursuz sorumluluğu bulunduğundan tazminattan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK.nın 355. Maddesi gereğince davalının istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davanın davalının işleten sıfatına dayanılarak açılmış olması nedeniyle işleten olarak tazminattan sorumlu tutulmasında, uzman bilirkişice düzenlenen maddi tazminata ilişkin raporun hükme esas alınmasında, ayrıca davacı eş için manevi tazminatın takdirinde TBK.nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı..." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının işleteni olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davalının araç işleteni olması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı polis memuruna davaya konu kaza nedeniyle davalı tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın güncelleştirilmiş halinin tazminattan mahsubu ile davacının hak kazandığı tazminatın hesaplandığı, davacı eş ... için takdir edilen manevi tazminat miktarının kazanın meydana geliş şekli, kazada yaralanan davacı ...'ın maluliyet oranına göre isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.