Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/772 E. 2024/7650 K. – Boşanma

Konu: Boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/772
Karar No
2024/7650
Karar Tarihi
Konu
Boşanma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/126 E., 2023/222 K. KARAR : Kararın kısmen kaldırılarak yeniden kısmen esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İpsala Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/42 E., 2021/412 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek cevap dilekçesinde özetle; boşanmak istemediğini, kadının psikolojik sorunlarının olduğunu bu nedenle çocukların velâyetini almak için uygun olmadığını, kadının sebepsiz olarak evi terk ettiğini iddiaetmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacının boşanmaya sebebiyet veren olay olarak, davalı eşinin kendisine şiddet uyguladığı vakasına dayandığı, bu hususta açık bir tanık beyanı yok ise de, davalı erkek eşin, eldeki dava tarihinden önce,ki bir tarihte, davacıya karşı basit yaralama eylemi nedeniyle sanık sıfatıyla yargılandığı, eylemi sabit görülerek ceza aldığı ve cezanın kesinleştiği, bu durumda davalının eşine karşı şiddet uyguladığının sabit olduğu, tarafların aynı yönde olan beyanlarından, sık sık tartıştıkları, birbirlerinden zaman zaman ayrı yaşadıkları her ne kadar davalı boşanmak istemediğini belirtmiş ise de, evlilik birliğinin devamında benzer sorunların yaşanacağının muhakkak olduğu, bu yönüyle evliğin devamının taraflar, çocuklar ve toplum yönünden artık faydalı olamayacağı, zaman zaman çalışsa da, davacının geçimini tek başına sağlayamadığı, babası ve kardeşleri ile birlikte oturduğu, alınan raporda çocukların velâyetinin davacı anneye verilmesi yönünde görüş bildirildiği ancak, annenin bunu sağlamaya hali hazırda fiilen imkanının bulunmadığı, katıldığı duruşmada zaten bunu açıkça beyan ettiği, çocukların mevcut halin devamıyla, babası ve babaanneleri ile birlikte kalmalarının daha uygun olacağı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalının daha ağır kusurlu olduğu kanaatine varılarak, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, henüz reşit olmayan ortak çocukların velâyeti davalı babaya bırakılmış, anne ile bu çocuklar arasında görüş tesis edilmiş, yargılama sırasında diğer çocuğun reşit olduğu, bu konuda karar verilemeyeceğ gerekçesi ile; davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuklar ... ve ... velâyetinin babaya verilmesine, çocuklar ile anne arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk Medine reşit olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; velâyet ve aleyhine hükmedilen yargılama giderleri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar sosyal hizmet uzmanı ... tarafından hazırlanan 09.07.2020 tarihli sosyal inceleme raporunda, "Yapılan görüşme, gözlem ve değerlendirmeler sonucunda, ... Babasının yanında kalmak istediğini, annesi ile de görüşmek istediğini, ... ve ... babasının yanında kalmak istediklerini, anne ile görüşmek istemediklerini ifade etmektedirler. ..., ... ve ... her üç müşterek çocuğun da yaşları göz önüne alındığında anne sevgi, şefkat ve ilgisine ihtiyaç duyması, her üç çocuğun da ahlaki ve psikososyal gelişim süreçleri açısından önemli olduğu ayrıca annenin çocuklarına gösterebileceği ilgi, alaka ve sevgi açısından değerlendirildiğinde çocukların yüksek yararı da göz önüne almarak ..., ... ve ...'ün velâyetinin anne ...'e verilmesinin uygun olacağı, baba ... ile çocukları arasında kişisel ilişki kurularak, çocukların gelişim sürecine katkı sağlaması açısından değerlendirikdiğinde, Mahkemenizin uygun göreceği bir zaman diliminde kişisel ilişki kurulmasının uygun olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır." değerlendirilmesi yapılmış ise de, idrak çağında bulunan ortak çocuklar, gerek sosyal hizmet uzamanı tarafından alınan beyanlarında ve gerekse de 14.10.2021 tarihli karar duruşmasında mahkeme hakimi tarafından alınan beyanlarında davalı babaları ile birlikte yaşamak istediklerini beyan ettiklare, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesinin öngörülmesi, ortak çocuklar 10.04.2006 doğumlu ... ve 04.01.2013 doğumlu ...'ün babaları ile birlikte yaşamak istediğine yönelik beyanları doğrultusunda velâyet hakkının babaya bırakılmasının doğru olduğu, kaldı ki değişen koşullara göre velâyetin değiştirilmesi davalarının her zaman açılabilmesi mümkün olup buna ilişkin kararlar kesin hüküm niteliğinde olmadığı, davacı kadın adli yardımdan faydalandığı, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı erkeğin haksız olduğuna karar verildiği, bu nedenle, ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avansların davalı erkekten tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı kadından tahsiline karar verilmesi hatalı olduğu, ayrıca, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1.bendinde "TMK" yazılması gerekirken HMK yazılması, yine hükmün 7.bendinde, "davacı vekil ile temsil edildiğinden" yazılması gerekirken "davalı vekil ile temsil edildiğinden" yazılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 inci maddesine aykırı ise de bu hatalar mahallinde düzeltilebilecek maddî hata niteliğinde olduğu gereçesiyle; davacı kadının velâyete ilişkin istinaf talebinin esastan reddine, davacı kadının aleyhine hükmedilen yargılama giderlerine yönelik istinaf talebinin kabulü ile; yargılama giderlerine ilişkin 5. bendinin kaldırılmasına; davacı kadın adli yardımdan faydalandığından toplam 118,60 TL harç ile kamu üzerinden karşılanan 471,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 589,60 TL'nin davalı erkekten alınarak hazineye gelir kaydedilmesine (hükme 5.bent olarak yazılmasına) karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında çocukların velâyetinin babaya verilmesinin dosya kapsamına ve çocukların üstün yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanunu’nun 190 ıncı maddesi, 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un, 4 üncü, 6 ıncı, 336 ıncı maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 3 üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 12 nci maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü ve 6 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/772, K. 2024/7650, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-772-e-2024-7650-k-275f02a59632