Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9288 E. 2024/11916 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9288
Karar No
2024/11916
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2023/291 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Davacı ve davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı borçlu ...'yi aralarındaki borç ilişkisinden kaynaklanan bonoyu ödemesi yönünde defaten uyarmasına rağmen borçlu tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle icra takibine koyduğunu, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/13663 esas sayılı dosyasında yapılan takibin kesinleştiğini, yapılan hacizlerin sonuçsuz kaldığını, haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde bulunduğunu, davalının bononun tanzim tarihinden daha sonra müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla Ankara İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, 2837 ada, 11 parsel sayılı taşınmazı diğer davalı ...'ya devir ettiğini, aynı taşınmazın 05.02.2015 tarihinde ... tarafından ...'e satıldığını ve halen ...'ten adına kayıtlı olduğunu belirterek taşınmazın devrine yönelik tüm tasarrufların İİK 278, 279 ve 280. maddeleri gereğince iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun olarak alınmış bir aciz vesikası veya geçici aciz vesikasının bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili ile diğer davalı arasında iddia edildiği şekilde herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 05.02.2015 tarihinde diğer davalı ...'dan satın aldığını, taşınmazı satın aldığında davacı ile diğer davalı arasında bu taşınmaza ilişkin herhangi bir çekişme olduğunu bilmediğini, tapu kayıtlarında da bu konuda herhangi bir şerh, tedbir veya haciz kararı bulunmadığını, taşınmazın tam ve boş olarak ... tarafından müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtildiği şekilde müvekkilinin davalı ...'in çalışanı da olmadığını, müvekkilinin taşınmazı satın alırken diğer davalı ile tanıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI (I) Mahkemenin 09.04.2014 tarihli ve 2013/239 Esas, 2014/220 Karar sayılı kararı ile; borcun doğumundan sonra borçluya ait taşınmazın tapudaki satış bedeli ile rayiç bedel arasında fahiş fark olacak şekilde satıldığı, satışa rağmen borçlunun taşınmazda oturmaya devam ettiği, davalı tarafından sunulan 28.02.2011 tarihli sözleşmenin davacının iddiasını teyid eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/11364 Esas, 2016/6282 Karar sayılı ilamı ile; "... Dava koşulları yönünden somut olay incelendiğinde; davalı borçlunun evinde 06.12.2012 tarihinde haciz yapılmış ve hacze kabil mal bulunmamış ise de borçlunun taşınmaz ve araç kaydı, bankalarda alacağının olup olmadığı araştırılmadığından bu haliyle haciz tutanağının İİK'nun 105.madde anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu söylenemez. Bu nedenle borçlunun aciz durumunun bulunup bulunmadığı öncelikle tesbit edilmelidir. Aciz halinin varlığının tesbiti halinde ise, davalı üçüncü kişi dava dayanağı alacağın gerçek olmadığı iddiasında bulunduğundan bu husus üzerinde durulmalıdır. Gerçekten, davalı borçlu ile üçüncü kişi arasında dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak uyuşmazlık bulunduğu, taşınmazın teminat amaçlı satıldığı 01.08.2011 tarihine kadar borçlunun oturmasına izin verildiği ancak çıkmayınca davalı ... tarafından borçlu hakkında 16.05.2012 tarihinde ecrimisil ve el atmanın önlenmesi davası açtığı davanın lehine sonuçlandığı, yargılama sırasında bu takibin 05.11.2012 tarihinde başladığı dava konusu takibin 01.12.2010 tanzim tarihli bonoya dayandığı, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, her zaman takip konusu alacağın gerçek bir alacak, yani davacının gerçekten alacaklı, borçlunun da gerçekten borçlu olduğunu göstermez. Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olmasına rağmen davacının gerçekten alacaklı olup olmadığının mahkemece res'en değerlendirilmesi gereklidir. Borcun gerçek olmadığı yönündeki itirazı bu olgular karşısında irdelenmesi gerektiği açıktır. Yapılacak iş, borçlu şirket ile davacı alacaklı arasındaki takip konusu bono düzenlenmesini gerektirecek bir alacak borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, gerekirse tacir olan borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, alacağın gerçek olduğunun tesbiti halinde, aciz hali var ise şimdiki gibi davanın kabulüne aksi durumda davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkemenin 24.02.2020 tarihli ve 2016/401 Esas, 2020/155 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamı öncesi yapılan yargılamada borcun doğumundan sonra borçluya ait taşınmazın tapudaki satış bedeli ile rayiç bedel arasında fahiş fark olacak şekilde satıldığı, satışa rağmen borçlunun taşınmazda oturmaya devam ettiği, davalı tarafından sunulan 28.02.2011 tarihli sözleşmenin davacının iddiasını teyid eder nitelikte olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verildiği görülmekle birlikte alacağın gerçek bir borç doğurucu ilişkiden de kaynaklanmış olduğu kabul edildiğinden yine asıl dava bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, birleşen dava bakımından da bozma öncesinde tespit edilen davalıların davranışları, davalıların taşınmazı sürekli el değiştirmeye çalışarak davacıyı mağdur etmeye çalıştıkları kabul edilmiş olup davanın kabulüne, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince Ankara ... mah. 2837 ada 11 parselde kayıtlı 19 nolu bağımsız bölümün davalı borçlu ... tarafından diğer davalı ...'ya satışı ile ilgili ( 28.02.2011 tarihli ) Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/13663 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptali ile alacağın ve ferilerinin tahsili için iptale konu taşınmaz üzerinde davacının cebri icra işlemlerine devam etmesine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarihli ve 2020/2544 Esas, 2021/1320 Karar sayılı ilamı ile; "... Somut olayda davalı borçlu ... vekili, davacı şirket ile düzenlenen danışmanlık sözleşmesinde vaki işin konusu uyarınca işverenin talimatları doğrultusunda danışmanlık hizmeti verildiğini, müvekkiline bu hususta gerek avans açıklaması ile gerekse açıklamada işin adı belirtilmek suretiyle bankalar kanalı ile ödemeler yapıldığını, takibe konu edilen bononun ise müvekkili tarafından ...'a işbu sözleşme kapsamında verildiğini, müvekkilinin işbu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmiş olduğunu belirterek müvekkilinin Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2012/12663 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti talebiyle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığını belirterek sonucunun beklenmesini talep etmiştir. Davalı borçlu ... tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasında (Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/121-2020/369) her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece; somut olayın özelliğine göre Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/121-2020/369 sayılı menfi tespit davasının kesinleşmesi beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. 2-Kabule göre de; tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Dairemiz bozma ilamında; davacının alacağının gerçek olduğunun tespiti halinde davanın kabulüne karar verilmesi gereğine değinilmiş, ancak bu sırada dava konusu taşınmaz 05/02/2015 tarihinde davalı 3. kişi ... tarafından 4. kişi ...’e devredilmiş ve ... Dairemiz’in bozma ilamından sonra birleşen dava ile davaya dahil edilmiştir. Mahkemece; bozma ilamına uyularak birleşen dava bakımından, bozma öncesinde tespit edilen davalıların davranışları, davalıların taşınmazı sürekli el değiştirmeye çalışarak davacıyı mağdur etmeye çalıştıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya içeriğinden, dayanılan delillerden 4. kişi konumunda bulunan davalı ...’in; ancak kötüniyetli olduğunun ispat edilmesi halinde mahkemece aleyhine tasarrufun iptaline, karar verilir. Ancak; Davacı tarafından davalı 4.kişi ...’in kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı gibi mahkemece birleşen davada bozma öncesinde tespit edilen davalıların davranışları şeklinde soyut ifadelerle gerekçe gösterilmeden davanın kabulü de doğru değildir. 3-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda davacı ile davalı ... arasında ticari ilişkinin olmadığı sonucuna varıldığı, davalı ...'nın dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek bedelini kaldırdığı ve ilave ödemesiyle gerçekte rayiç bedel üzerinden taşınmazı satın aldığı, davalılar arasındaki işlemlerin alacaklıyı mağdur etmeye yönelik olarak yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza davası asli delil olarak gösterilmişse de ceza mahkemesinin delil yetersizliğine dayanan aklama (beraat) kararının hukuk hâkimini bağlamayacağını, bozma ilamında taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki olup olmadığı değil, bir alacak borç ilişkisi olup olmadığının araştırılması istenmiş olup borcun kaynağının ticari bir alışveriş olması gerektiğini, mahkemece dayanak gösterilen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporunda; 06.03.2013 tarih ve 8272 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine göre .... İhr. Ltd. Şti’nin tek ortağının ve yetkilisinin ... olduğu, 5. maddesinde ...’nin banka transferlerinin bir kısmında ... adını kullandığını, ... soyadının ilk soyadı olduğunu, yapılan banka havalelerinin mevcut olduğunu, davalıya gönderilen havaleler toplamı mevcut belgelere göre dava dışı ...ve davalı ... arasında 01.12.2010 tarihinde tutanak düzenlendiği ve buna göre davalının 400.000 TL borçlu olduğunun, bu tutarın danışmanlık hizmetine ilişkin avans olarak verilen tutarlar olduğu, borca karşılık ise senet alındığı hususlarının tespit edildiğini, bilirkişi tarafından “doğrudan bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı” kanaatine ulaşılsa dahi, dava konusu senedin gerçek bir borç- alacak ilişkisinden kaynaklandığının tespit edildiğini, yapılan ödemelerin danışmanlık hizmetine mahsuben yapılmış gerçek ödemeler olduğunu, salt karardan sonra malın satışını engellemek ve yeni bir dava açmaya zorlamak maksadıyla davalı ... tarafından 15.05.2015 tarihinde gayrimenkulün, davalının yanında çalışmakta olduğu ...’e muvazaalı şekilde satıldığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarihli ve 2020/2544 Esas, 2021/1320 Karar sayılı ilamında; somut olayda davalı borçlu ... vekili, davacı şirket ile düzenlenen danışmanlık sözleşmesinde vaki işin konusu uyarınca işverenin talimatları doğrultusunda danışmanlık hizmeti verildiğini, müvekkiline bu hususta gerek avans açıklaması ile gerekse açıklamada işin adı belirtilmek suretiyle bankalar kanalı ile ödemeler yapıldığını, takibe konu edilen bononun ise müvekkili tarafından ...'a işbu sözleşme kapsamında verildiğini, müvekkilinin işbu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmiş olduğunu belirterek müvekkilinin Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2012/12663 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti talebiyle Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığını belirterek sonucunun beklenmesini talep ettiği, davalı borçlu ... tarafından davacı aleyhine açılan menfi tespit davasında (Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/121-2020/369) her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen kararın henüz kesinleşmediği, bu durumda mahkemece; somut olayın özelliğine göre Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/121-2020/369 sayılı menfi tespit davasının kesinleşmesi beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, kararı kesinleşen menfi tespit davasında dava konusu senedin taraflar arasındaki danışmanlık hizmet sözleşmesine konu danışmanlık hizmetine mahsuben davalı şirket yetkilisi ve şirketin ortağı tarafından gönderilen avans ödemelerinin iadesi için verildiği, ödemelerin daha fazla olduğu, danışmanlık hizmetinin yerine getirilemediğine ilişkin tarafların 01/12/2010 tarihli tutanak başlıklı belge ile mutabık kaldıkları, davacı tarafça, davalı şirket yetkilisi ve şirketin ortağı tarafından gönderilen avans ödemelerini davalıya ödediğine ilişkin herhangi bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile davalı borçlu arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunduğu anlaşılmasına rağmen mahkemece 31/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile davalı ... arasında ticari ilişkinin olmadığı sonucuna varılıp davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. İİK.nun 282. maddesi gereğince tasarrufun iptali davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buna göre borçlu ile onunla hukuki muamelede bulunun kişi zorunlu hasım konumundadır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Somut olayda, dava konusu taşınmaz 28.02.2011 tarihinde davalı borçlu ... tarafından diğer davalı 3. kişi ...'ya, İbrahim tarafından da 05.02.2015 tarihinde davalı 4.kişi ...'e devredilmiş olup, bu durumda mahkemece davalı 4. kişi ...'in İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında, davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının tartışılması, bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğu sonucuna varılması halinde, davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerinde davacıya alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesi, aksi durumda ise bedele dönüşme halinde davalı 3. kişi ...'nın tasarrufa konu taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi yönünde karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9288, K. 2024/11916, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9288-e-2024-11916-k-a71f36b4979c