Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8604 E. 2024/8146 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8604
- Karar No
- 2024/8146
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/252 Esas- 2022/195 DAVA TARİHİ : 20.04.2010 Taraflar arasındaki tazminat davasında Mahkeme davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı Başak Sigorta A.Ş yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı DASK yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı DASK yönünden kabulüne, davalı Groupama Sigorta A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Sarıgöl merkez ada arasında kaim 4444 parsel 66 paftada kayıtlı taşınmazın Sarıgöl Dayan Mahallesinde olduğunu, taşınmazın müvekkili tarafından 26.08.2008 başlangıç, 26.08.2009 bitiş tarihli olmak üzere DASK sigorta poliçeleri 4 adet taşınmaz için yapıldığnı, diğer davalı Başak Groupama Sigorta A.Ş tarafından da 26.08.2008 başlangıç, 26.08.2009 bitiş tarihli poliçelerler sigorta poliçesi düzenlediğini, poliçeye konu taşınmazın bulunduğu bölgenin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından görevlendirilen jeoloji mühendislerinin hazırladığı etüt raporu sonucunda Bakanlar Kurulu'nun 10.11.2008 tarihli kararı ile afete maruz bölge ilan edilmiş olduğunu, tüm teknik raporlar ve Bakanlığın yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda ortaya çıkan tektonik krip afeti, depreme bağlı gelişen oluşumlar sonucu oluştuğu Bakanlar Kurulu kararı ile de açıkça ortaya konulduğunu, tüm raporlarda müvekkilinin afet bölgesinde hak sahibi olarak belirlendiğini, ancak davalılar müvekkilinin yaptırdığı poliçeler ile üstlendiği edimlerini yerine getirmekten kaçınmakta olduğunu, davalının poliçe sorumluluğunu yerine getirmekten kaçınması sonucu iş bu davanın ikamesi zarureti hasıl olduğunu belirtip fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı DASK vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları gereğince zorunlu deprem sigortası ile depremin neden olduğu veya deprem sonucu yangının, deprem sonucu meydana gelen infilakın, deprem sonucu yer kaymasının sigortalı binalarda doğrudan neden olacağı maddi zararların teminat altına alınmış bulunduğunu, poliçenin 1 inci maddesinde kararnamenin amacının meydana gelecek deprem afeti sonucu bina maliklerinin veya intifa hakkı sahiplerinin binaların ziyalı ve hasarlanması sebebiyle uğrayacakları maddi zararların karşılanması olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, Sarıgöl'deki afetin ise teknik bilirkişi raporlarına göre deprem değil, tektonik krip sebebiyle meydana gelmiş olduğunu, dolayısıyla hasarın gerek taraflar arasındaki sigorta poliçesi gerek teknik raporlar ve gerekse ilgili kanun hükmünde kararname gereğince teminat kapsamında bulunmamakta olduğunu, binalarda hasara yol açabilecek deprem meydana gelmiş olsa idi kuşkusuz böyle bir depremin davacının taşınmazının bulunduğu alan dışında da hasara yol açacak olduğunu, bakanlığın teknik elemanları tarafından hazırlanan raporda hasarların yavaş gelişen bir jeolojik süreç olduğunu, deprem üreterek değil yavaş ve ufak miktarlarda enerji boşalımlarına neden olan yavaş bir hareket olduğunu, bunun ekip tarafından afet olarak değerlendirildiğini, meydana gelen yer hareketinin deprem olmadığını, bu nedenle davacının talebinin teminat dışında kalması neticesinde taleplerinin haklı olarak reddedildiğini, yasaya ve usule aykırı bulunan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazını Doğal Afetler Sigortası Kurumuna sigorta ettirdiğini ardından müvekkili şirkete süper konut sigorta poliçesi ile konutunu sigorta ettirdiğini, müvekkili şirket tarafından davacının sigorta güvencesine alınan riski, deprem sebebi ile meydana gelen hasarın Doğal Afet Sigoraları Kurumu tarafından tanzim edilmiş olan poliçedeki teminat tutarını aşan miktar olduğunu, davanın müddeabihi nazara alındığında hasarın miktar bakımından DASK kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2012 tarih ve 2010/67-2012/152 sayılı kararı ile tektonik krip afetin deprem niteliğinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karsı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.04.2014 tarih, 2013/8765- 2014/5789 sayılı kararı ile somut uyuşmazlıkta; Sarıgöl ilçesi Ayan Mahallesinde bazı binalarda meydana gelen hasarlarla ilgili hak sahiplerince davadan önce yapılan başvurular üzerine Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü'nün 17.07.2009 günlü yazı cevabında "tektonik krip"'in düşük frekanslı bir deprem olduğunun bildirildiği, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda ise "hasarın tektonik krip sonucu oluştuğu, deprem sigortası teminatı kapsamında bulunmadığı" mütalaa edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, zararı doğuran "tektonik krip" in niteliği konusunda Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü'nün mütalaası ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor arasında çelişki olup karar vermeye yeterli nitelikte olmadığı, üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümlerinden seçilecek deprem-tektonik krip hareketleri konusunda uzman, akademik kariyere haiz bilirkişiler kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden ileri gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması suretiyle çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.12.2018 tarih, 2015/18-2018/235 sayılı kararıyla bozma ilamına uyulmasına karar verilerek toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı Başak Sigorta A.Ş yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın davalı DASK yönünden kabulüne, davacının maddi zararı olan 10.000,00 TL tazminatın 10.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı DASK'dan alınarak davacıya verilmesine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 gün ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı kararı uyarınca Yargıtay bozma kararı sonrasında ıslah yapılamayacağından davacının ıslah ettiğini bildirdiği 103.000,00 TL'lik kısım için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 4. Hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. 5.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.11.2020 tarih, 2019/2316- 2020/7450 sayılı kararı ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile kararın; "28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile HMK’nın 177. maddesine getirilen 2. fıkra düzenlemesi ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” hükmü yürürlüğe girmiştir. Dairemizin, 2013/8765 Esas 2014/5789 Karar sayılı 20/05/2014 tarihli bozma ilamı sonrasında mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı vekilince 12/05/2015 tarihli ıslah dilekçesinin sunulduğu, mahkemece de 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay Bozma Kararı sonrasında ıslah yapılamayacağından davacının ıslah ettiğini bildirdiği 103.000,00TL'lik kısım için karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ışığında, usul hükümlerinin derhal yürürlüğe girdiği gözetilerek 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile HMK’nın 177. maddesine getirilen 2. fıkrası hükmü uyarınca davacı vekilinin ıslah talebi de gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-6305 Sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nun Doğal Afet Sigortaları Kurumu başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü: "Kurum gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır." şeklinde olup mahkemece davalı ... karar ve ilam harcından sorumlu tutulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uygun olarak alınan bilirkişi raporları sonucunda tektonik kriptin doğal afet olarak nitelendirilebileceği, bu olayda meydana gelen zararın zorunlu deprem sigortası kapsamında kaldığının rapor edildiği, raporun yargıtay bozma ilamına, dosya içeriğine ve denetime uygun bulunduğu, meydana gelen zarardan davalı DASK'ın sorumlu olduğunun kabulü ile davanın davalı yönünden kabulüne, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda HMK'nın 177/2 nci maddesi uyarınca davacının ıslah talebi kabul edilmiş davalı her ne kadar ıslah talebine karşı zamanaşımı definde bulunmuşsa da cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığı ayrıca zaman aşımı definin ıslahla ileri sürülemeyeceğinden davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verildiği gerekçeleriyle; "1-Davanın davalı DASK yönünden KABULÜNE, 113.000,00 TL tazminatın 10.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı DASK'den alınarak davacı'ya VERİLMESİNE, 2-Davalı Grupama Sigorta A.Ş yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; konu ile ilgili olarak İstanbul Teknik Üniversitesi (İ.T.Ü) öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti raporu ile bu hareketin deprem sigortası kapsamında olmadığı, Yargıtay'ın bozması sonrasında düzenlenen Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi bilirkişilerden alınan raporda ise ilkinden tamamen farklı bir yorumla tektonik kribin deprem sigortası kapsamında kaldığı görüşünün bildirildiğini, birbiriyle mübayenet halinde olan her iki görüşün değerlendirilmesi için dosyanın üçüncü bir heyete tevdi edilerek rapor alınması ve her türlü tereddüdün giderilmesi gerektiğini, bir an için bu hasarın deprem sigortası poliçesi kapsamında kaldığı düşünülse dahi sigorta akdinin kurulduğu tarihte hasarın büyük kısmının gerçekleştiği, hasarın sigorta akdi esnasında meydana gelen kısmı için rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı tarafından dosyanın Yargıtay bozmasından sonra 12.05.2015 tarihinde ıslah edildiğini, ıslah dilekçesinin duruşmada taraflarına tebliğ edildiğini, ancak bu esnada ıslah harcının yatırılmadığını dolayısıyla 13.05.2015 tarihli celsede ortada geçerli ve yasaya uygun bir ıslahın bulunmadığını, ıslah harcının 18.05.2015 tarihinde yatırıldığını, 27.10.2022 tarihli dilekçeleri ile ıslah yolu ile zamanaşımı definde bulunduklarını, süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmiş olan dosyalarda ıslah yolu ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceğini, bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarının üzerinde bir miktara hükmedildiğini, bilirkişi raporunda tazminat miktarının muafiyet miktarı düşüldükten sonra 104.193.60 TL olarak belirlendiğini ancak yerel mahkeme tarafından dosyadaki bilirkişi raporu dahi okunmadan ve raporun üzerinde olan 113.000,00 TL için davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.11.2020 tarih, 2019/2316- 2020/7450 sayılı kararı ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinden bu aşamada ıslah yolu ile zamanaşımı definde bulunulamayacağı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmadan sonra ıslah olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün davacı vekili ve davalı DASK vekilince temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 177. maddesine getirilen 2. fıkrası hükmü uyarınca davacı vekilinin ıslah talebi de gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, 27.10.2022 tarihli dilekçesiyle davalı DASK vekilince ıslah yoluyla zamanaşımı definde bulunulduğu, mahkemece cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmadığı ayrıca zamanaşımı definin ıslahla ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin zamanaşımı definin reddi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, talep sonucunu değiştirebilirler. Davalı vekilince cevap dilekçesinin ıslah edilmesi suretiyle zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşılmakla; süresinde cevap dilekçesi sunan davalı vekilinin ıslah ile zamanaşımı definde bulunabileceği gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.