Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8508 E. 2023/10374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8508
Karar No
2023/10374
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/581 E., 2021/588 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-24102 HÜKÜM/KARAR : Davanın Usulden Reddi/İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/55481 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;18.03.2018 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının sürücüsü olduğu araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;, davacının 12.09.2018 tarihinde Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/593 E. sayılı dosyası ile sigorta şirketi aleyhine dava açtığını, söz konusu davada sulh olunduğunu ve yapılan ödeme üzerine davacı tarafça dava takipsiz bırakıldığını, iş bu karar taraflarca istinaf edilmediğini ve kesinleştiğini, sulh anlaşmasına göre davacının davadan feragat edeceğini beyan ettiğini, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını, kesin hüküm nedeniyle talebin reddi gerektiğini, ayrıca taraflar arasında sulh anlaşması gereğince davacının ibraname imzaladığını, buna göre de talebin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ibraz ettiği maluliyet raporunda taburcu olduktan sonra şikâyetleri ile ilgili herhangi bir hastaneye başvurusu ve gördüğü tedavi olmadığından artan maluliyet talebinin yerinde olmadığı, belirtilen nedenle dava dışı feragat ve maluliyet raporu veren adli tıp anabilim dalları tarafından maluliyet oranı ile ilgili değerlendirme ve takdirlerin maluliyet artışı olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapmadan önce, Trafik Sigortası Genel Şartlarında yazılı evraklar arasında sayılan maluliyet raporu ile sigorta şirketine başvuru yapılmadığı anlaşıldığından başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davaya konu olan kazadan kaynaklı artan bakiye maluliyet tazminatının davacıya ödenmesi için komisyona başvurulduğunu ve Uyuşmazlık Hakem Heyetinin davayı usulden reddettiğini, somut olayla ilgili “Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği” uyarınca düzenlenen adli kurul raporu ile davacının maluliyetinin artmış durumda bulunduğunun tespit edildiğini, sundukları raporun usule uygun olduğunu ve dava şartı eksikliğinden taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki dava şartı eksikliğinin tamamlanabileceğini, dosyalarının tazminat hesabı yapılması için bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kaza tarihinde tedavilerinin yapıldığı bu tarihten sonra davacının maluliyetinin artmasına neden olacak ne gibi tıbbi sorunlarının olduğu ve nasıl müdahale edildiği veya davacının daha önce %6 olarak belirlenen maluliyet oranının neden %22,1'e arttığına ilişkin raporda herhangi bir açıklama bulunmadığı belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının talebinin reddedilmiş olmasında sabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı sunduğu itirazında ileri sürülen sebepleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. İtiraz Hakem Heyetince, davacının daha önce Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/593 E. sayılı dosyası ile sigorta şirketi aleyhine dava açtığı, yargılama sırasında tarafların sulh oldukları ve davacı tarafından takipsiz bırakılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, ayrıca davacının sunduğu %22,1 oranını içeren maluliyet raporunda maluliyeti %6 'dan nasıl bu orana arttığına ilişkin bilgi bulunmadığı belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 30/14. maddesinde “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.’’ düzenlemesi yer almakta olup bu düzenleme özel bir dava şartıdır. Aynı taraflar arasında aynı konuda açılan derdest davalar ile kesin hüküm oluşturan davalar madde kapsamında değerlendirilmelidir. Davanın açılmamış sayılması kararı nihai bir karardır. Yargıtay HGK'nın 07.02.2001, 20-100/108 sayılı kararında da belirtildiği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150 nci maddesine göre, davacının açılmamış sayılacağı kararı yasanın emredici nitelikte hükmü gereği olup başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden yürürlük kazanır. Davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/6 ncı maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar (örneğin zamanaşımı kesilmesi veya sürenin durması gibi) açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır (HMK'nın 150/7). Bu sebeple açılmamış sayılan davada verilen dava dilekçesindeki talep miktarı sonradan açılacak davalar bakımından önleyici veya sonuç doğurucu etki meydana getirmez. Maddi hukuk bakımından açılmamış sayılan davanın mevcut kabul edilmemesi gerekir. Somut olayda; davacı tarafından davalıya karşı sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açılan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/593 E. sayılı dosyasında HMK'nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden, bu karar kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacağından, maddi hukuk bakımından dava mevcut ve mahkemeye intikal etmiş kabul edilemeyecektir. Davaya konu alacağın sigorta tahkim yargılamasına konu edilmesine hukuki engel bulunmadığından, İtiraz Hakem Heyetince, adli yargıda açılan dosyadan bahisle itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Bölüm Başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, cismani zararın tazmini amacı ile %6 maluliyet oranı üzerinden davalı tarafça ödeme yapıldığını, bu kez davacıda iyileşme süreci devam ettiğinden maluliyet oranının sürekli artış gösterdiğini belirterek maluliyete ilişkin alınan yeni raporda ise davacının maluliyet oranının % 22,1 olarak tespit edildiğini açıklayıp maluliyet oranındaki bu artış sebebi ile aradaki farka ilişkin maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır. Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. İtiraz Hakem Heyetince, davacının sunduğu %22,1 oranını içeren maluliyet raporunda maluliyetin %6 'dan nasıl bu orana arttığına ilişkin bilgi bulunmadığı da belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir. Ancak dosya kapsamından, davacının tedavisinin devam ettiğine, yeni ve gelişen durumlar nedeni ile tıbbi müdahale yapıldığına ilişkin bilgiler bulunmamakla birlikte, davacı tarafında sunulan 03.09.2019 tarihli Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporu; kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuata göre düzenlenmiştir. Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyetince; kaza tarihi itibariyle davacıya ait tedavi evraklarının getirtilerek ödemeye konu %6 oranındaki maluliyet raporu ile davacının sunduğu %22,1 oranındaki maluliyet raporunun, arazları, oranları ve oranlardaki artışlar da irdelenmek suretiyle raporlardaki maluliyet oranlarındaki artışların gelişen bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’nden ya da Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8508, K. 2023/10374, T. 05.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8508-e-2023-10374-k-686e2fb111da