Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8464 E. 2024/3112 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8464
Karar No
2024/3112
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/78 -2023/311 DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- ... vekili Avukat ... Avukat ... 3- ... 4- ... 5- ... vekilleri Avukat ... ve dğr. 6- ... 7- ... DAVA TARİHİ : 04.12.2008 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasında kurum zararının tahsiline dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görevli olan davalıların 11/04/2007 tarihli, 2007-28475 nolu ihale ile sağlık ocaklarında kullanım imkanı olmayan ve alındıktan sonra kullanılmadan bekletilen "15 adet defibilatör cihazı alımını" gerçekleştirerek Kamu İhale Kanunu'nun 5. maddesinde belirtilen ihtiyaçların uygun şartla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkesine aykırı hareket ettiklerini, ayrıca fahiş alım gerçekleştirerek kurumu 61.875,00 TL zarara uğrattıklarını, durumun ... başmüfettişi tarafından düzenlenen 16.06.2008 tarihli, 77/13 sayılı rapor ile tespit edildiğini, davalılara rapora konu kurum zararını ödemeleri için tebliğ yapıldığını ancak verilen süre içerisinde herhangi bir ödemede bulunmadıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 61.875,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 07.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde; husumet ve görev itirazları bulunduğunu, memurların kamu görevinden dolayı bir zarar doğmuş ise önce idare aleyhine daha sonra rücuen devlet memuruna dava açılması gerektiğini, davanın dayanağı olan müfettiş raporunun taraf delili olmaktan başka bir niteliği olmadığını, müvekkillerinin kanun ve yönetmeliklere uygun hareket ettiklerini, zarar belirleme yöntemlerinin tamamen yanlış ve kasıtlı olduğunu, müfettiş tarafından hatalı taleple veri toplanıldığından müesseselerce verilen cevapların da yanlış olduğunu, olayda davalıların yetki ve görevlerinin farklı olduğunu, bu nedenle kusur oranlarının da zarar var ise tespit edilmesi gerektiğini, kusur yoksa sorumluluğun da olmayacağını, ... Valiliğinin 23/10/2008 tarihli ve 2000/45 sayılı kararında tüm ihaleler itibari ile müvekkilleri hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, bunun müvekkillerinin kusursuz olduğunun en önemli delili olduğunu, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davaya ihaleyi kazanıp haksız kazanç elde eden Med Medikal Ltd. Şirketinin davacı tarafından dahil edilmesi veya davanın kendisine ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; 5018 Sayılı Kanun'un 33 üncü maddesine göre bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerektiğini, ihalede ihale komisyonu maliye üyesi olarak yer aldığını, diğer süreçler ile ilgili bir sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmadığını, sonuç olarak idare tarafından işin ehli ve uzmanı görevli ve yetkililere tespit ettirdiği yaklaşık maliyetin doğru tahmin edildiğini, Met Medical Özel Sağlık Hizmetleri ünvanlı firmanın ihalede vermiş olduğu teklifin yaklaşık maliyetin altında kaldığını, dolayısı ile en düşük fiyat olarak ekonomik açıdan en avantajlı olduğunu, işin ivedilik gerektirdiğini, idarenin yürütmüş olduğu kamu hizmetinin aksamaması, açık ihale usulü seçilerek, açıklık ve rekabetin sağlandığı kanaati oluştuğundan alımın yapılması konusunda karar verdiğini, ayrıca komisyonun aldığı karara itiraz etmesinin de mümkün olmadığını, davacının rekabetin engellendiği ve fahiş fiyatla mal alındığına dair iddialarının yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, harcama süresince görevli olduğu sürece ilişkin işlemlerde mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi bulunmadığını, kasıt kusur ve ihmali söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bu olay sebebi ile müvekilli aleyhine başlatılan idari soruşturmada hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, yasal süresi içinde kurum başmüfettişi tarafından düzenlenen rapora itirazlarını sunduğunu, Acil Sağlık Hizmetleri Şubesinin talebi üzerine dava konusu defiblatör cihazının alındığını, ihalenin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin ihalede komisyon üyesi olarak yer aldığını, ihale için verilen teklif yaklaşık maliyet tutarının altında kaldığından anılan firmaya ihale edilmesinde sakınca görülmeyerek tutanağın imzalandığını, ihalenin açık ihale usulünde gerçekleştirildiğini, yaklaşık maliyetin de yaklaşık maliyet komisyonu tarafından belirlendiğini, müvekkilinin söz konusu cihaz konusunda uzman olmasının mümkün olmadığını, rayiç bedelin üstünde bir alım gerçekleştirmediğini ve kamu zararına neden olunmadığını, ihalenin yasal niteliklere haiz olduğu kanaati ile müvekkili tarafından uygun görülerek imzalandığını, alım sonrası malzemelerin ilgili birimlere dağıtımının sağlık müdürünün görev alanına girdiğini, müvekkili davalının kurumun uğradığı zararda kusur ve ihmali ve dolayısı ile de sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargının görev alanına girdiğini, görev yönünden itirazları bulunduğunu, müfettiş raporu ile birlikte müvekkili hakkında soruşturma izni ve disiplin cezası verildiğini ve görev yeri değişikliği yapıldığını, buna ilişkin idari yargıda dava açtıklarını, açılan davaların bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, 112 Acil Sağlık Hizmetleri Şubesinin talebi üzerine ihale yapılmasının kararlaştırıldığını, teknik şartname ve ilgili maliyetin ilgili müdür yardımcısı ve şube müdürü tarafından hazırlandığını, davalının yaklaşık maliyet, teknik şartname ve ihale komisyonunda herhangi bir görevi bulunmadığını, cihazların kullanılıp kullanılmayacağının da bu hizmeti yürüten şube tarafından bilinmesi gerektiğini, davalının gerçekleştirme görevlisi olarak görev aldığını, bütçenin harcanmasında tek ve tam yetkilinin İl Sağlık Müdürü olduğunu, bu nedenle müvekkilinin alıma talimat veren harcama yetkilisi olarak sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; ihale mevzuatının harcama yetkilisine verdiği yetkiyi kullanarak ihaleyi başlattığını, davaya konu müfettiş raporunun mevzuata uygun olmadan işlem tesis edilerek düzenlendiğini, tamamen yanlı ve mevzuata aykırı olarak düzenlenen rapora itirazları değerlendirilmeden dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verilen kararı ile; alınan bilirkişi raporu denetime elverişli kabul edilerek kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2014/13390 Esas, 2015/11901 Karar sayılı ilamı ile; dosya kapsamından; davaya konu uyuşmazlık ile ilgili olarak aralarında davalıların da bulunduğu 37 kişi hakkında, kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde; atılı tüm suçlar yönünden sanıkların beraatine karar verildiği ve davanın henüz kesinleşmediği, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince belirlenecek maddi vakıaların hukuk hâkimi yönünden de bağlayıcı olduğu gerekçesiyle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenip sonucuna göre yapılacak değerlendirme ile karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla,"Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dosyaya rapor sunan bilirkişi heyeti gerek dosya kapsamını gerek ilgili mevzuatı tek tek açıklamak sureti ile ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde inceleme yaptığı ve sonuç itibari ile davaya konu ihalede fiyat açısından kamu zararına sebebiyet verecek bir durumun söz konusu olmayıp alacak talebinin yerinde olmadığını belirttiği, dosyaya sunulan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyasında davalıların ayrı ayrı beraatine karar verildiği, ceza dosyasının 26.12.2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Söz konusu dosyada alınan bilirkişi heyeti raporları ve ek raporlarında da örneği dosyaya sunulduğu gibi kamu zararı olmadığı anlaşılmıştır. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyası ve tüm delillerle kamu zararının oluşmadığı, davalıların neden olduğu bir zararın söz konusu olmadığından davacının davasının reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza mahkemesinin beraate dair kararının taraflarınca temyiz edilmesi üzerine bir kısım davalılar yönünden “temyizde bozularak” zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğini, bu alacak dava dosyalarında ceza kararının karara esas alınmaması gerektiğini, sadece ceza davasının kararıyla yetinerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, yine gerekçede bilirkişi raporuna dayanılmış ise de işbu dosyada alınmış bir rapor bulunmadığını, hazırlanmış müfettiş raporunun mevcut olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı kurum personellerinin haksız eylemleri nedeniyle oluştuğu iddia edilen kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dava konusu olayla ilgili olarak ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi heyeti asıl ve ek raporları ile ilgili mevzuat tek tek açıklanmak sureti ile ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde inceleme yapılarak davaya konu ihalede fiyat açısından kamu zararına sebebiyet verecek bir durum söz konusu olmadığının belirtilmiş olması ve yargılama neticesinde davalıların ayrı ayrı beraatleri yönünde karar verilmiş olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8464, K. 2024/3112, T. 27.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8464-e-2024-3112-k-a714ea796f9b