Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8260 E. 2023/13646 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8260
Karar No
2023/13646
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/520 E., 2019/1514 K. DAVALILAR : 1...., 2.... vekili Avukat ... 3.Groupama Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... FER'Î MÜDAHİL : Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım A.Ş. vekilleri Avukat ..., Avukat ... DAVA TARİHİ : 04.12.2014 HÜKÜM/KARAR : Davalı ... vekilinin başvurunun esastan reddine, feri Müdahil vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1440 E., 2018/1286 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili, feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin başvurunun esastan reddine, feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.05.2014 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle belirsiz alacak olarak 500 TL işgücü kaybı tazminatı ve 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep etmiş; bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 61.187,00 TL 'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davaya konu taleplerin öncelikle görev, zamanaşımı, husumet yokluğu vs usulü nedenlerle reddini istemiş, ayrıca her ne kadar kaza yapan otobüs kayden müvekkiline ait görünse de, belediye ile Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında imzalanan 01.07.2014 tarihli sözleşme ile şehir içi toplu taşıma işinin 5 yıl süreyle Ulaşım A.Ş'ye ait olup, belediyenin işleten sıfatı bulunmadığını, idareye husumet düşmeyeceğini, davaya konu kazada otobüs sürücüsü olan davalının belediye işçisi olmadığını husumetin Ulaşım AŞ'ye yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı Groupama Sigorta A.Ş vekili; müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı maddi tazminat talebinden doğan sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, taraflarınca tazmin edilecek olan gerçek zararın davacının vücut bütünlüğü kaybı oranı değil, meslekte kazanma gücünün daimi kaybı oranındaki gerçek maddi zarar olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 61.187,00 TL tazminatın davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 04.12.2014 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davanın idare yönüyle idari yargıda açılması gerektiğini, kaza yapan aracın 5 yıl süreyle Ulaşım A.Ş'ye uzun süreli kiralandığını, müvekkili belediyenin işleten sıfatının bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, kusur değerlendirmesi yapılmamasının hatalı olduğunu, faizin kaza tarihinden başlatılmasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, ATK 3.İhtisas Dairesinden alınan raporda belirtilen %8,2 maluliyet ve 3 ay iyileşme süresinin kabul edilemez olduğunu, davalı ... Belediyesi yönüyle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminatların yüksek olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK'nın 66 ve devamı maddeleri uyarınca feri müdahilin davada taraf yardımcısı olduğu, bir başına usulü muameleleri yürütme ve kendi sıfatına yönelik haller dışında (müdahale talebinin reddi, hükmün kendisine izafeten kurulması gibi...) müstakilen hükmü istinaf etme yetkisi bulunmadığı bu sebeple başvurusunun usulden reddi gerektiği, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelerden ve davalı ... tarafından sunulan 01.07.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde, plaka sayılı aracın 5 yıllığına dava dışı Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. ye kiralandığına ilişkin adi yazılı sözleşme olduğu, dava konusu plakalı otobüste bu sözleşme kapsamında kiralanan otobüslerden olup, aracın kira bedellerinin de tespit edilen ödemeler kapsamında yapıldığı, yani kiralamanın uzun süreli gerçek ve halen devam eden bir kiralama olduğu, bu sözleşme uyarınca yüklenilen işin ifası sırasında davaya konu kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığı, kural olarak bir kamu kurumu görev alanı içerisinde yürüttüğü bir kamu hizmetini tabi bulunduğu mevzuatın verdiği yetkiye dayalı olarak sözleşme ile bir başkasına (yükleniciye) devretmesi ve sözleşmede 3. kişilere verilecek zararlardan yüklenici (taşeronun) sorumlu olacağının kararlaştırıldığı hallerde, idarenin işleten sıfatı bulunmayacak ve dolayısıyla zarardan mesul olmayacağı, ancak sözleşmede işin yürütümü sırasında 3.kişilere verilecek zararlardan yüklenicinin sorumlu olacağı düzenlenmesine rağmen idare kısmen yada tamamen işin yürütülmesine akit gereği yahut fiilen müdahale ediyor, kontrolde bulunuyorsa artık bu durumda sorumluluğunun bulunmadığını ileri süremeyeceği, böyle bir savunmanın, MK.'nun 2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olacağı, olayda kaza tarihini kapsayan hizmet sözleşmesi ve teknik şartname hükümlerine göre işin periyodik denetimi, yüklenicinin araçları ve personelinin yüklenicinin sorumluluğu altında ancak idarenin denetimine bağlı olarak çalışması, elektronik ücret toplama sisteminin, taşıma işinin idarenin denetimine bağlı olarak yapılması ve Ulaşım A.Ş.'nin belediye tarafından kurulmuş olmasına göre sözleşmenin 18.maddesi hükmü kendi iç ilişkilerini düzenlemekte olup, zarar gören 3. kişi konumundaki davacıyı bağlamayacağı, aynı sözleşmenin 13 ve 20. maddesi hükmü uyarınca, davalı ...’nın işin yapımı sırasında dava dışı yüklenici şirketi denetleme, kontrol, gözetim yetkisinin bulunduğu, işin başından sonuna kadar salt yüklenicinin kontrolüne bırakılmadığı, davalı işverenin kontrol ve sorumluluğunun da devam ettiği anlaşıldığından, belediyenin işletenlik sıfatının devam ettiğini kabul etmek gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı belediyenin işleten sıfatıyla sorumluluğuna dayanmış olması (hizmet kusuruna dayanmamıştır) ve olayın belediyenin hizmet kusurundan kaynaklanmaması, kabule göre davalının işletenlik sıfatının devam ediyor olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevli olduğu, tazminat istemine dayanak yapılan kazanın oluş şekline göre davalı sürücünün kazanın oluşunda asli ve tam kusurlu olduğu, yolcu konumundaki davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerek ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları gerekse dosya kapsamından hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılmakla kusur durumu dosya kapsamı ile aydınlanmış olduğundan mahkemece bu yönde bilirkişi raporu aldırılmasına gerek bulunmadığı, haksız fiile dayalı tazminat istemlerinde zararın haksız fiil tarihinde meydana gelmesi nedeniyle zarar veren davalıların olay tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağının kabulü karşısında kaza tarihinden itibaren faiz istenmesi ve faize hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, PAÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı ile İstanbul ATK 3.İhtisas Kurulu raporuna göre, davacının % 8,2 oranında malul kalması, uğradığı cismani zararın boyutu, davalı yanın olayda tam kusurlu olması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, özellikle manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmiş olduğu gerekçesiyle davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Blediyesi vekili; temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Feri Müdahil vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... Belediyesi ile birlikte istinaf başvurusu yapıldığından HMK 68. madde gereğince istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğundan usulden ret kararının yerinde olmadığını, ATK 3.İhtisas Dairesinden alınan raporda belirtilen %8,2 maluliyet ve 3 ay iyileşme süresinin kabul edilemez olduğunu, kusur durumlarının tespiti gerektiğini, davalı ... Belediyesi yönüyle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminatların yüksek olduğu ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 25.05.2014 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle sürekli işgücü kaybı tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü maddesi, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi. 3. Değerlendirme 1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşme'nin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, Davacı Bangladeş uyruklu olup, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, karara dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekili ve feri müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozmanın kapsam ve şekline göre davalı ... vekili, feri müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... ve Müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8260, K. 2023/13646, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8260-e-2023-13646-k-b4c482a0cbbd