Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8232 E. 2023/12658 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8232
Karar No
2023/12658
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/438 Esas, 2023/816 Karar HÜKÜM/KARAR : Kabulüne/Esastan reddine Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 11.10.2017 tarihinde davacıların desteğinin yolcu olduğu ve davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın, yine davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacıların desteğinin hayatını yitirdiğini, eşi ve çocukları olan davacıların desteklerinden yoksun kaldığını, müteveffa yolcunun kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, her iki aracın da sigorta şirketinin davalı olduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında davacı eş ... için 4.000,00 TL, davacı çocuk ... için 2.000,00 TL, davacı çocuk için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 11.02.2019 tarihinde taleplerini davacı ... için 238.365,06 TL' ye, davacı ... için 26.037,00 TL' ye, davacı ... için 9.956,07 TL' ye artırmış; 23.03.2021 tarihinde davacı ... için talebini 368.686,32 TL' ye, 11.07.2021 tarihinde ise davacı ... için 34.470,52 TL' ye ve davacı ... için 10.424,58 TL' ye artırmış; 01.08.2022 tarihinde ise davacı ... için talebini 552.640,00 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine eksik evrak ile başvuru yapıldığından dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri kapsamında geçerli olduğunu, tazminat hesabı yapılması halinde hesapta TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 oranında teknik faizin esas alınması gerektiğini, davacının müteveffa ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılması halinde Aktüerler Siciline kayıtlı bir aktüer tarafından yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davacıların desteğinin araçta yolcu olması sebebiyle %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı, 15.07.2021 tarihli ek raporun benimsendiği gerekçesiyle; davacıların bedel arttırım talebiyle bağlı kalınarak davacı eş ... için 552.640,00 TL, davacı ... için 34.470,52 TL ve davacı ... için 8.339,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinin kazaya karışan araçların Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta (ZMMS) poliçesini düzenleyen şirket olması sebebiyle poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 22.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile her bir davacıya ayrı ayrı ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle poliçe limitinin kararda belirtilmemesi hatalı olup icrada tereddüte yol açıldığını, ayrıca dosyada ilk kusur raporlarında bir aracın kusuru tespit edilmişken sonradan alınan raporlarda iki araca da kusur verilmiş ve sanki iki poliçeden sorumluluk varmış gibi hesaplama yapıldığını, karara esas alınan bilirkişi raporlarında desteğin vefatı nedeniyle anne payına ilişkin değerlendirme yapıldığını, ancak anne payı için hesaplanan miktarın, poliçe limitinden düşülmesi gerekirken düşülmemesinin hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasında TRH-2010 Yaşam Tablosu ve her yıl % 10 arttırmak ve % 10 iskonto edilmek suretiyle hesaplama yapıldığını, oysa hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, destek payların hatalı olduğunu, kararda avans faize yer verilmiş ise de avans faiz oranının açıkça belirtilmesi gerektiğini, avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sigortalı araç kamyonet olsa da ticari bir iş yapıldığına dair delil bulunmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, müterafik kusura ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kusura ilişkin olarak ceza mahkemesi kabulü doğrultusunda yine ceza mahkemesinde alınan kusur raporu esas alınarak karar verilmesinde hata bulunmadığı, hesap raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, raporun dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, yerel mahkemece her iki ZMSS poliçesi limitleri toplamı üzerinden karar verilmiş olmasında herhangi bir hata bulunmadığı, dava öncesi sigorta şirketine başvuru yapıldığından faiz başlangıcının ve aracın ticari olması karşısında faiz oranının doğru belirlendiği, % 20 müterafik kusur oranında indirim yapılması gerektiği ancak hesaplanan tazminatlardan % 20 müterafik kusur indirimi yapılsa bile her iki poliçe azami limiti toplamı olan (330.000+330.000) 660.000 TL' nin garameten paylaştırılması gerekeceğinden sonuç itibarıyla her bir davacı için hükmedilecek tazminat miktarlarında herhangi bir değişiklik olamayacağından bu yöne ilişkin itirazların da yerinde olmadığı belirterek davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararda poliçe limitinin belirtilmemesinin icrada tereddüt yarattığını, kusur oranının net olarak belirlenmesi gerektiğini, anne payının poliçe limitinden düşülmesi gerektiğini, hesap raporunda hatalar bulunduğunu, progresif rant yöntemi ile hesabın hatalı olduğunu, hesaplamanın % 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, hesap tarihindeki yaşlara göre belirlenen bakiye ömre göre hesap yapılması gerektiğini, destek paylarında hata olduğunu, avans faizi oranının açıkça belirtilmesi gerektiğini, faizinde dava tarihinden itibaren yasal faiz olabileceğini, % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araçların karıştığı 11.10.2017 tarihli ve çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle yolcu konumunda olan ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme I. Davalı ... Şirketinin davacılar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayalı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut olayda; ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacı ... ve ... yönünden davacılar lehine hükmedilen ve temyize konu edilen miktarlarını Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Kanun'un 362 inci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 238,730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin davacılar ... ve ...' a yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. II. Davalı ... Şirketinin davacı ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan Kaza Tespit Tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün önündeki aracı sollarken aracının sol tekerinin yolun sol tarafında bulunan mucurlara girmesi sebebiyle araç hakimiyetini kaybederek solladığı araca çarptığından kazanın oluştuğunu, sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 54/1-a maddesini ihlal ettiğini, diğer araç sürücüsünün ise kendi şeridinden gittiğinden kural ihlali bulunmadığını tespit etmiştir. Huzurdaki dosyada hükme esas alınmış Ceza Mahkemesince alınan kusur raporunda ise sigortalı araç sürücüsünün önündeki aracı sollarken, önündeki aracın bunu farketmeyerek onunda önündeki aracı sollamak istemesi ve hafif sola yönelmesi üzerine kazanın oluştuğu, sigortalı aracın önündeki aracı geçerken gerekli ikazları yaparak niyetini açıklaması ve etkin fren tedbirine başvurmaması sebebiyle tali kusurlu, öndeki aracın ise arkasındaki araç sollamaya başlamışken bunu farketmeyerek hatalı ve kontrolsüz şekilde hafif sola doğru yönelmesi sebebiyle kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ceza mahkemesince alınan kusur raporuna itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece Kaza Tespit Tutanağı ve kusur raporunun çelişkili bulunduğu hallerde birine neden itibar edildiği, kaza tespit tutanağına neden itibar edilmediği gerekçelendirilmeli veya tutanak ve rapor arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınmalıdır. Şu durumda kaza tespit tutanağı ile alınan rapor arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre müterafik kusur indirimi yapılmasına ilişkin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (I) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz dilekçesinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (II) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (II-1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4. Değerlendirme bölümünün (II-2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının, alacak miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107 nci maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir. Somut olayda davacı ...'in eşi/desteği yolcu olup dava dilekçesinde kazaya karışan her iki aracın trafik sigortacısı olan davalı ... şirketinin destekten yoksun kalma zararından sorumlu olduğu açıklanıp dava, HMK'nın 107 nci maddesine dayanılarak belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacılar vekili davacılardan yönünden 11.02.2019 tarihli ilk dilekçesiyle talebini 238.365,06 TL'ye artırmış, 23.03.2021 tarihli ikinci dilekçesiyle davacı ... için talebini 368.686,32 TL'ye ve son olarak 01.08.2022 tarihli dilekçesiyle 552.640,00 TL'ye yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesince; hükme esas alınan 15.07.2021 tarihli ek rapor ve bedel artırım dilekçeleri doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle davacı eş için 552.640,00 TL tazminatın davalı ... şirketinin kazaya karışan her iki aracın ZMSS'i olması nedeniyle poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla tahsiline karar verilmiş; kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı ... vekilinin her iki aracın poliçe limiti toplamını dikkate alarak davacı ... yönünden talebini artırdığı 01.08.2021 tarihli dilekçesi dikkate alınarak her iki poliçe limiti toplamı üzerinden hüküm kurulmasında hata olmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Şu halde; İlk Derece Mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olduğu belirlenmesine karşın davacı ...'ın 23.03.2021 tarihli ikinci ıslah dilekçesi ile talep edilen miktara hükmedilmesi gerekirken, anılan davacının üçüncü kez artırımda bulunduğu 01.08.2022 tarihli dilekçesi ile talep edilen miktara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Hâl böyle iken kusur hususu çözümlendikten sonra kabule göre kararın açıklanan ilave gerekçe ve nedenden dolayı da bozulması düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun yalnızca kusura ilişkin bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8232, K. 2023/12658, T. 27.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8232-e-2023-12658-k-efd97e55c475