Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7958 E. 2023/13733 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7958
Karar No
2023/13733
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1700 E., 2023/89 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/944-2018/965

Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kendisine ait taşınmazını 04.09.2015 tarihinde diğer davalıya sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/944 Esas 2018/965 Karar sayılı kararıyla, ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu ve davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2019/1662 Esas 2021/97 Karar sayılı kararıyla, taşınmaz üzerindeki ipotek miktarı dikkate alındığında ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin ispatlanmadığı gerekçesi ile ilkderece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire'nin 02.02.2022 tarihli ve 2021/16344 Esas, 2022/1495 Karar sayılı ilâmı ile; "...Somut olayda, dava konusu taşınmaz ipoteksiz olarak, tapuda 200.000,00 TL ye alınmıştır. Bilirkişi taşınmazın değerini 650.000,00 TL olarak kabul etmiştir. Bu halde ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu açıktır. Ancak ,davalılar dava konusu taşınmazın borçlu Dilek tarafından alınması sırasında, 19.01.2015 tarihinde Yapı ve Kredi Bankasından konut kredisi kullanıldığını bu nedenle taşınmaz üzerinde ipotek olduğunu, taşınmazın 500.000,00 TL'ye satıldığını, bu bedel ile ipotek borcu kapatılarak fek edildiğini belirtmişlerdir. Gerçektende taşınmazın borçlu tarafından satın alınması sırasında Yapı ve Kredi Bankasından konut kredisi kullanıldığı, kredi nedeni ile 610.000,00 TL'lık ipotek tesis edildiği ve ipoteğin 14.08.2015 tarihinde kaldırıldığı belgelenmiştir. Davalı borçlu taşınmazın 500.000,00 TL bedel ile satıldığını, bu bedel ile kredi borcunu kapattığını ileri sürmektedir. Bu bedelin davalı üçüncü kişi tarafından verildiğinin benimsenmesi halinde, taşınmazın tapudaki 04.09.2015 tarihindeki satışından 20 gün önce davalı üçüncü kişi tarafından ipotek borcunun kapatılması için elden 500.000,00 TL borçluya verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durum, davalılar arasında önceye dayalı bir güven ilişkisi olduğunun göstergesidir. Nitekim, davalı borçlu ve üçüncü kişinin ortak olduğu şirketlerin 2013 yılırda ufakta olsa bir ticari ilişki içinde oldukları, davalı borçlunun eşi ve diğer takip borçlusu Necmettin Yiğit'in müdürü olduğu bankada üçüncü kişinin ortağı olduğu şirketlerin hesapları olduğu tesbit edilmiştir. Mahkemenin, bu olguların, borçlu ve üçüncü kişi arasındaki ilişki için yeterli olmadığı yönündeki saptamasının, tapudaki satıştan 20 gün önce elden 500.000,00 TL verildiği yönündeki davalıların kabulü ve böylesine bir güven ilişkisinin varlığı karşısında hatalı bir değerlendirme olduğu açıktır. Bu halde, İİK'nın 280/1.maddesine göre, davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve alacaklıların ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekide karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur... " gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan Daire'nin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilamındaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ile davalı borçlu ... arasında güven ilişkisi olmadığını, taşınmaz bedelinin tapudan önce devredilmesi karşılığı, teminat olarak açık çek alındığını, tapudaki devirden sonra çekin iade edildiğini, davalı borçlunun da 30.09.2016 tarihli beyan dilekçesinde aynı şeyleri savunduğunu, teminat çekinin bankadan sorulmasını talep ettiğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, davalı üçüncü kişi vekilinin savunması yönünde savunma yapmış, 2013 yılında yapılan tek bir satışın davalı ...'la ticari ilişkisi olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, teminat çeki olduğu yönünde yapılan savunmada ki çekin davalılarca sunulamadığı ve mahkemece yapılan araştırmada da temin edilmediği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7958, K. 2023/13733, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7958-e-2023-13733-k-c41d87deeab9