Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/654 E. 2026/1302 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/654
Karar No
2026/1302
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3462 Esas - 2022/2783 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/142 Esas - 2022/403 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ... geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.02.2026 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ... 'ın dava dışı eşi ... ile 27.09.2008 tarihinden bu yana 9 yıldır evli olduğunu, tarafların bu evlilikten ... ve ... isimli iki tane müşterek çocuklarının bulunduğunu, eşinin davalı ile ilişki yaşadığı delillerine 20.01.2017 tarihinde ulaştığını, müvekkilinin eşi ile 26.01.2017 tarihinde çok büyük bir tartışma yaşayıp eşi tarafından "çocuklarını da al git defol bu evden" sözleri ile müşterek konuttan kovulduğunu, müvekkilinin, davalı ile evlilik dışı ilişki yaşayan dava dışı eşi ...'a karşı İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesi'nin 2017/122 esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, ... Devlet Hastanesi'nde satın alma bölümünde memur olarak çalışan, evli ve müvekkilinin eşinden 10 yaş büyük olan 45 yaşındaki davalı ...'nun, evli olduğunu bildiği ve aynı hastanede beyin ve sinir cerrahisi uzman doktoru olan müvekkilinin eşi ... ile üç yıldır evlilik dışı ilişki yaşadığını, bu hususun tanık beyanlarıyla da sabit olduğunu, davalının, davacı müvekkili ...'ın özel hayatına ve evliliğe dair sırlarını değiştirerek ve davacı müvekkilinin çevresindeki üçüncü kişilere anlatarak müvekkilini rencide ettiğini ve ağır kusuru ile müvekkilinin kişilik haklarına zarar vererek davacıya büyük manevi yıkım yaşattığını belirterek 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde (Cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinin süresinde verilmemesi sebebiyle mahkemece dava dosyasının tefrikine karar verildi); tarafların 2014 yılından bu yana tanıştıklarını, çocuklarının da arkadaş olduğunu, davacının tanıştıkları günden itibaren davalı müvekkiline kıskançlık göstererek hakaretlerde bulunduğunu, davacı ... 'ın, eşi ...'ı kıskandığının ve etrafındaki insanlara seviyesiz davranışlarda bulunduğunun herkes tarafından bilindiğini, davacının 31.12.20 14... .11.2014 tarihli ... yazışmalarında müvekkiline hakaret, ve tehdit içeren sözler sarf ettiğini, müvekkilinin naif yapısı ve davalının eşi ...'ın iş arkadaşı olması sebebi ile bunlara cevap vermediğini, buna rağmen davacının eşi ile aile içinde yaşadığı her kavgaya müvekkilini çekmeye çalışarak müvekkilini rahatsız ettiğini, 23.11.2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi'ne gelerek müvekkili hakkında olumsuz sözler sarf ettiğini, davacı ... 'ın müvekkilinin kocası ile görüşmek istediğini, telefonunu engellediğinde ...'ın bu kez müvekkilinin kocasını ısrarla arayarak elinde delil olduğunu ve müvekkilinin öldürülmesi gerektiğini söylediğini, müvekkilinin kocasına kendisine kumpas kurulduğunun anlattığını, ancak davalı ... 'ın gece boyunca müvekkilinin eşine mesaj yazarak müvekkilinin kocasının beynini yıkadığını, müvekkilinin kocasını kışkırtarak müvekkilini öldürmesi için her şeyi yaptığını, ...'ın söz ve davranışları nedeniyle müvekkilinin eşi ile çok ciddi unutamayacağı sert bir kavga yaşadığını, çocukların bu duruma şahit olduğunu, müvekkilinin ...'ın bu davranışları yüzünden evdeki huzursuzluğun bitmesi ve kendisinin öldürülmemesi için eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldığını, eşi tarafından bu tedbirin üç kez ihlal edildiğini, yaşanan olaylar nedeni ile müvekkilinin annesinin birkaç kez kısmi felç geçirdiğini, davalı ... 'ın müvekkili ve ailesine verdiği zararlar yetmiyormuş gibi müvekkilinin çevresindeki herkese psikolojik şiddet, korku ve aile huzurlarını bozarak çok büyük geri dönülmez zararlar verdiğini, müvekkilinin davalının okulu basmasından korktuğu için kızını özel okula yazdırmak zorunda kaldığını, davalının 30.01.2017 tarihinde müvekkilinin çalıştığı hastaneye gelerek hastane yetkililerine ''... kocamın peşini bırakmıyor, yolsuzluk yapıyor'' diyerek herkesi buna inandırdığını, müvekkilinden şüphe etmelerini sağladığını, davalının 27.01.2017 tarihinden bu yana müvekkilinin eşi ile işbirliği yaparak müvekkilini kimsenin yüzüne bakamayacak duruma getirdiğini, ekonomik, ailevi ve duygusal çöküntü içine soktuğunu, davalının telefonda müvekkilinin çocuklarının okuduğu okula gideceğini söylediği için çocuklarının okula gitmekten korktuğunu, bu yüzden müvekkilinin çocuklarının kaydını özel okula almak zorunda kaldığını, müvekkilinin çocuklarının okul başarılarının düştüğünü, müvekkili hakkındaki davalı ... 'ın tüm asılsız suçlamaları, karalamaları sebebiyle müvekkilinin evliliğinin ve iş ortamının huzurunun bozulduğunu belirterek asıl davanın reddi ile karşı davacı ... yararına 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava ve karşı davadaki iddialar dikkate alındığında, davaların birlikte görülmesi ve iddiaların birlikte değerlendirilmesinin ve buna göre tarafların hukuki durumlarının saptanması zorunlu olması nedeni ile davanın 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmesine karar verildiği, asıl dava dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ...'nun, davacı ... 'ın evlilik birliliğinin son bulmasına neden olduğu iddiasına dayalı olarak talep edilen manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı, davalı ...'nun, davacı ... 'ın özel hayatını üçüncü kişilere ifşa ettiği iddiası ve diğer fiilleri bakımından ise somut bir delilin dosyaya kazandırılamadığı, bu hususta davacının manevi yönden zarara uğradığının kanıtlanamadığı, davacının bu yöndeki iddiasının soyut nitelikte olduğu, bu doğrultuda dinlenen tanıkların doğrudan görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen dava dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; birleşen davada davacı vekilinin, davalının, davacıya karşı asılsız suçlamaları, karalamaları olduğu, yine davalının, davacının evlilik birliğinin bozulmasına ve iş ortamındaki huzurunun bozulmasına sebebiyet verdiği iddia edilerek manevi tazminat talebinde bulunulduğu, dosya kapsamı ile birleşen davacının ve birleşen davada davalının eşi arasındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun saptanamadığı, davacının tanık deliline dayanmadığı, yine bir kısım ... yazışmalarının davalıya ait olduğunun tam ve kesin olarak belirlenemediği, karşı dava dilekçesinde iddia olunan eylemlerin davalı tarafından yapıldığının tespit edilemediği, yine bu hususta davacının manevi yönden zarara uğradığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı/birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın sadece evlilik birliğinin devamı esnasında eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiden manevi tazminat talebi olarak açılmış gibi değerlendirildiğini ve davacı müvekkiline hakaret fiilinde bulunulması, özel hayatının gizliliğini ihlal edilmesi gibi haksız fiiller ile ilgili olarak herhangi bir incelemede bulunulmadığını, mahkemece tanık olarak bildirilen tanıkların dinlenmediğini, davalı ...'nun davacı müvekkilinin eski eşi ile evlilik dışı ilişki yaşadığını, bununla da kalmayıp eski eşten öğrendiği evlilik hayatına ilişkin bilgileri değiştirip çarpıtarak ve dedikodu haline getirerek davacıyı iş ve arkadaş çevresinde ifşa ederek özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret niteliğinde haksız eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin deliller kısmında "Yemin dahil her türlü yasal delil" şeklinde belirtildiği dikkate alındığında dilekçe içeriğini kapsayacak delillerin de somutlaştırılmış olduğunu, davacının iddiasının dayanağı olan vakıaları dava dilekçesinde açıkladığını, vakıaların, davanın gerçek sebebi ve temeli olup 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesinin (e) bendine göre vakıaların dava dilekçesinde tutarlı ve anlaşılabilir şekilde özet halinde yer almasının yeterli ve gerekli olduğunu, davacıya delil ve tanıklarını bildirilmesi için süre verildiğini ve karşı tarafın da herhangi bir itirazı söz konusu olmaksızın davacı tarafından delil ve tanık listesinin süresinde bildirildiğini, tanık ve ... yazışmaları yönünden davalının muvafakatine ihtiyaç bulunmadığını, davalı ... 'ın, davacı müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde söz ve davranışlarda bulunduğunu, söz konusu bu eylemlerinin tanık ifadelerinde ve ... kayıtlarında ispatlanmış olduğu ve bunun sonucu olarak müvekkilinin iş yeri değişikliğine neden olduğu hususları göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada, evlilik birliği devam ederken, eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiden diğer eşin manevi tazminat istemi ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin; birleşen davada, haksız fiil nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacı ile davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/654, K. 2026/1302, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-654-e-2026-1302-k-81b7da60f057