Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/671 E. 2026/1270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/671
- Karar No
- 2026/1270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/962 E., 2022/2926 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/165 E., 2020/611 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 01.01.2010 tarihinden itibaren ... Beldesi ... Mahallesi ... Caddesi No: 39/B .../İstanbul adresinde kira sözleşmesi yaptıkları malik dava dışı ...'dan 10 yıllığına kiralamış olduğu dükkan ve yanındaki açık alanda şömine imalat hizmetleri ile uğraştığını, ticari faaliyet yürütmekte iken belediye ve zabıta tarafından mezkur alanda oluşan yeni imar durumu nedeniyle kamu yararına yol yapılacağının müvekkiline şifahi olarak bildirildiğini, yazılı bir tebligat yapılarak süre verilmediğini, şifahi bildirim sonucunda müvekkilinin kendisine başka kiralayacak bir dükkan arama hazırlığına giriştiğini ve dükkan içinde bulunan davaya konu ürünleri şirketin nakliye işlemleri tamamlanana kadar bekletilmek üzere dış alana taşıdığını ancak davalı şirketin iş makinesi ile gelerek, hiçbir bildirim, ihbar ve uyarı yapmadan 22.05.2018 tarihli ekli tutanak ve fotoğraflar ile sabit olan ürünleri kırarak, mala zarar vererek, yol yapım çalışmasının yapılacağı alana dolgu malzemesi olarak kullandığını, üzerine beton atıp konteyner koyduğunu ve müvekkiline zarar verdiğini, davalının bu faaliyetleri nedeni ile müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin olarak şimdilik 15.000,00 TL tazminat bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, ... Belediye Başkanlığı'nın 09.11.2016 tarihli kararı ile İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ... Cd. No: 37 sayılı yerdeki ... yapı kimlik numaralı, mülkiyeti dava dışı ...'ya ait bina için riskli yapı raporu tanzim edildiğini, raporun prosedüre uygun olarak kesinleştiğini, söz konusu riskli yapı tebliğinin ardından taşınmaz sakinlerinin binayı tahliye ettiğini, ardından ruhsat alınarak apartmanın inşaatına başlanabilmesi için aynı parsel üzerinde bulunan 37... nolu taşınmazların elektrik ve doğal gaz bağlantılarının kesildiğini, ancak 37 numaralı ana yapının tamamen tahliyesinin sağlanmasına rağmen 39 nolu taşınmazda kiracı olarak bulunan davacıya yapının yıkılacağı, aynı parsel üzerinde yapılacak olan bir çalışmanın kendisi için tehlikeli olacağı defalarca bildirilmesine rağmen, davacının belediyenin, müvekkilinin ve mal sahibinin bildirim ve talimatlarına uymayarak taşınmazı tahliye etmediğini, söz konusu taşınmazın ... Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünce, imar yolunu işgal etmesi sebebiyle yıkıldığını, dava konusu yapılan taşların davacının şömine işi yaptığı sırada arta kalan kırık ve değersiz taş parçaları olduğunu, davacının bunları toplayıp atmak zahmetine girmeden varsa sahibinden herhangi bir izin almadan adeta arsaya saçtığını, bunların ticari değeri kalmayan atıl durumdaki taş parçaları olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Belediyesince davacının kiracı olarak bulunduğu yerin riskli yapı olması nedeniyle yıkım kararı alındığı ve ... Belediyesi zabıta amirliğince davacının kiracı olarak bulunduğu taşınmazın yıkıldığı, yıkım sonrası kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yıkılan yere davalı tarafından şantiye ve konteyner kurulduğu, davacının kiracı olarak bulunduğu işyerinin de davalı tarafından değil, ... Belediyesi tarafından yıkıldığı, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarına göre, davacının hasara uğradığını iddia ettiği taşların uzun zamandır dışarıda atıl vaziyette bulunduğu, renklerinin solduğu ve ekonomik bir değerinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının iddia etmiş olduğu gibi bir zararının oluşmadığı, oluşsa bile davalının oluşan bu zarardan sorumluluğunun bulunmadığı, hasara uğradığı iddia olunan taşların uzun zamandır dışarıda olduğu bu taşların hasara uğramasında kendi kusur ve ihmalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kiracı olarak bulunduğu binanın 17.05.2018 tarihinde yıkıldığı, davacıya ait ve yıkılan binanın dışında arazide bulunan şömine yapımında kullanıldığı söylenen taşlara ise 22.05.2018 tarihinde zarar verildiğinin iddia edildiği, davacı tarafından taşların sağlam haline ilişkin herhangi bir ticari kayıt sunulmadığı, hasar iddiasından sonra davacı tarafından tutulan tutanak ve çekilen fotoğrafların taşların hasarsız haline ilişkin olmadığı, bilirkişi raporuna göre arazideki taşların uygun bir biçimde istiflenip muhafaza altına alındığından tüm tanık beyanlarına göre söz edilemeyeceği, bilirkişi tespitinin aksi yönünde taşların ekonomik değere sahip olduğu yönünde dosyada başka bir delil bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.11.2020 tarih, 2019/165 Esas - 2020/611 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1/b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; belediye tarafından 27.06.2018 tarihinde binanın yıkıldığını, davalı tarafından davaya konu mallara 22.05.2018 tarihinde zarar verildiğini, olay tarihi itibariyle müvekkilinin dava dışı malik ...'ya kira ödemeye de devam ettiğini, müvekkiline ait ürünler parçalandıktan sonra çekilen fotoğraflarda dahi taşların iddia edildiği gibi atık şeklinde olmadığını, taşların kalıplar şeklinde köşeye koyulduğunu, asfalt döküldükten sonra dahi taşlar düzgün kesilerek temiz bloklar halinde olduğunu, taşların gerçek değerinin belirlenmesi gerekirken, zarara uğramış taşların değerinin belirlenerek karar verilmesi, davalı tarafın tanığının " taşlar otların arasındaydı" ifadesini esas alarak tanzim edilen rapora itibar edilmesinin hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirtmiştir. B.Değerlendirme ve gerekçe Dava, haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamında yapılan değerlendirmelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.