Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/600 E. 2024/688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/600
- Karar No
- 2024/688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/490-2022/178 DAVALILAR : 1.Allianz Sigorta A.Ş. vekili ... 2.Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ..... 3.... 4.... DAVA TARİHİ : 14.11.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.12.2007 tarihinde davalı sürücü ...'ın kullandığı ve davalılardan Abdurrahman Akbolad'ın maliki olduğu aracın hatalı şekilde park edilmesi neticesinde, park halinde olan aracın harekete geçip evine dönmekte olan davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/203 Esas, 2012/471 Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 31.01.2011 tarihli raporuna göre davacının %19,2 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği ve bu orana göre tazminata hükmedildiğini, ancak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğilim ve Araştırma Hastanesi'nin 10.12.2012 tarihli raporuna göre davacının %93 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, davacının artan maluliyet nedeniyle açılacak tazminat davasına esas teşkil etmek artan maluliyetinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili; maluliyet oranını kabul etmediklerini, davalı şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirerek gerekli tazminatları ödediğini, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili; davalı kurum tarafından belirlenen maluliyet oranının esas alınması gerektiğini, davacının artan maluliyet iddiasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2013/1135 Esas, 2019/45 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 18.05.2018 tarihli raporuna göre davacının maluliyet oranının %28 olarak belirlendiği, tarafların itirazlarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan 29.11.2018 tarihli rapora göre de davacının %28 oranında malul kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 28.12.2007 tarihinde geçirmiş olduğu trafik iş kazası sonucu % 28 oranında malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarihli ve 2019/862 Esas, 2019/2034 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/6573 Esas, 2020/5103 Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı, bu itibarla; gerek 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve gerekse İş Kanunu 1. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözüm yerinin İş Mahkemeleri değil Genel Mahkemeler olduğu açıkça ortadadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin, davalı Kurum ve sigorta şirketi vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; görevsizlikle gönderilmeden önce İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesince dosya kapsamına alınan davacı sigortalının maluliyetine esas teşkil eden maluliyet raporu, dayanak tüm tedavi evrakları ve hastane raporları değerlendirilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 18.05.2018 tarihli raporuna göre davacının maluliyet oranının %28 olarak belirlendiği, tarafların itirazlarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan 29.11.2018 tarihli rapora göre de davacının %28 oranında malul kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 28.12.2007 tarihinde geçirmiş olduğu trafik iş kazası sonucu % 28 oranında malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacının gelişen maluliyet durumunun bulunmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı kurum tarafından belirlenen maluliyet oranının esas alınması gerektiğini, tanık deliline dayanılamayacağını, mahkemece esas alınan maluliyet tespitinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının artan maluliyeti nedeniyle açılacak tazminat davasına esas teşkil etmek davacının maluliyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114, 115, 106, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 373/4 üncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve 46 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 106 ncı maddesinde "(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Buna göre tespit davası, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine ilişkin bir dava olup hukuki ilişkinin tespit edilmesinde davacının hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması zorunludur. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Tespit davaları ... davalarının öncüsüdür. Bu nedenle ... davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115.md.) Dosya incelendiğinde; dava konusu olaya ilişkin İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/203 Esas, 2012/471 Karar sayılı dosyasında, davacının kaza sonucu yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığı, bu dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 31.01.2011 tarihli raporuna göre davacının %19.2 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, davalı ... şirketi tarafından karşılanmayan ve bilirkişi raporunda hesaplanan 7.824,89 TL maddi tazminatın ve 8.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği, bu hükmün Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarihli, 2013/4118 Esas ve 2014/4689 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, eldeki davada ise davacının maluliyet artışı iddiasında bulunduğu ve artan maluliyet oranının tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; davacının artan maluliyet oranının tespitini istemekteki amacı olan artan maluliyet nedeniyle maddi tazminat talebi hususunda ... davası açabileceği halde, maluliyet tespiti davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi HMK’nın 114/1-h ve 115. maddelerine aykırı olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VII KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ...Ş. ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...Ş.'ye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.