Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4627 E. 2024/5051 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4627
- Karar No
- 2024/5051
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1532 E., 2023/79 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / İstinaf İsteminin Kabulü İle Hükmün Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/267 E., 2021/564 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... ile davalı ...vekili Av. ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının faaliyeti kapsamında, davalı borçlu şirketlere 30.05.2015 - 30.11.2015 tarihleri arasındaki faturalar karşılığı çeşitli sebze ve mevye ürünleri verdiğini, alacağına karşılık 21.11.2015 tanzim, 28.02.2016 vadeli 260.864,06 TL tutarında bono verildiğini, bono karşılığı ödenmediğinden Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/22592 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, borcun ödenmediğini ve borçlulara ait haczi kabil mal bulunamadığını, davalı şirketler arasında 16.11.2015 tarihinde adi ortaklık kurulduğunu, adi ortaklığın Çardak Aydeniz Yemek Sanayi Ticaret A.Ş.ye dönüştüğünü, işlemlerin bu şirket üzerinden yürütüldüğünü, Çardak Aydeniz A.Ş.nin 19.11.2015 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu anılan şirketin davalı ...Ş. ile ticari ilişkisi bulunmamasına rağmen adı geçen şirketin Milli Savunma Bakanlığındaki hak edişinin 18.500.000,00 TL'lik kısmını 04.12.2015 tarihli üç adet temlik sözleşmesi ile davalı bankaya temlik ettiğini, 18.500.000,00 TL'lik temlik bedelinin şirketin elde edeceği hakedişlerden dahi fazla olduğunu, şirketin tüm gelirinin devredildiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, masrafları için dahi pay ayrılmadığını, temlikin muvazaalı yapıldığını, bankanın şirket ile birlikte alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini, Çardak Aydeniz A.Ş'nin tüm hakedişlerinin davalı bankanın yardımıyla alacaklılarından kurtarılarak bir şekilde tekrar adı geçen şirkete aktarılarak hizmetin devamının sağlandığını, temlikten sonra şirketin hiçbir geliri bulunmamasına rağmen 6 ay daha sözleşmeye uygun işin sürdürüldüğünü, İİK.'un 280/son maddesine göre ticari işletmeyi devralan şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiğini, temlik alınan tutarda bir borç olmadığını belirtilerek davalılar arasındaki 04.12.2015 tarihli temlik tasarruflarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali davasının ön koşulları oluşmadığını, davacının icra takibinin semeresiz kalmadığını, aciz belgesinin sunulmadığını, temlik sözleşmesinin borcun doğumundan önce yapıldığını, dava konusu satışa ilişkin muvazaa iddialarının temelsiz, gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkil banka nezdindeki hesabında 14.843.770,71 TL bulunduğu iddiasının gerçek olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar Çardak A.Ş., Çardak Aydeniz A.Ş., Aydeniz A.Ş. Yetkilisi ... cevap dilekçesinde; davacının alacaklı olduğuna herhangi bir itirazının olmadığını, davacıdan senet karşılığı malzeme satın alındığını, ancak ekonomik durumunun bozulduğunu, yemek hizmetlerinin devamını sağlayabilmek ve boçlarını ödeyebilmek için, kredi karşılığı hakedişleri temlik ettiğini, yetkilisi bulunduğu davalı şirketlerin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücünün olmadığını, bankalardan teminat alamadığı için, ihalelere de katılamadığını, şirketleri herhangi bir iş aldığında, davacının da borcunu ödeyecegini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakediş ödeme tarihleri, kredi kullanım tarihi, temlik miktarı ile kullanılan kredi miktarı dikkate alındığında, davalı Çardak Aydeniz A.Ş.'nin kredi kullanmaya ihtiyacının olmadığı, kullanılacak kredi karşılığında temlik yapıldığına ilişkin temlik sözleşmesinde yer alan sebebin gerçeği yansıtmadığı, yapılan temlik işleminin, alacaklıların hakedişleri üzerine haciz konulmasını engellemeye yönelik olduğu, temlik yapan borçlu şirketin, temlik ettiği hakedişlerinden başka malvarlığı olmadığı, temlik alan bankanın İİK'nın 280.maddesi gereği, borçlunun ızrar kastıyla hareket ettiğini bildiği, zira davalı şirket ve grup firmaları riski için temlik alınmış olmasına rağmen, MSB'den gelen temlik bedellerinin, ayrı bir bloke hesaba alınmadan gelir gelmez davalı Çardak Aydeniz A.Ş. hesabına aktarıldığı, bu durumun genel bankacılık teamüllerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, Mersin 5.Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 23876-23877-23878 yevmiye nolu işlemleri ile toplam 18.500.000,00 TL temlik bedeline ilişkin işlemlerin, Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/22592 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerine yetecek oranda iptaline, davacı tarafa bu miktar için cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkemece Bölge Adliye 26. Hukuk Dairesi tarafından verilen kaldırma kararına uygun bir incelemenin yapılmadığını, kaldırılan kararın birebir tekrar edilmekle yetinildiğini, kaldırma kararında yerinde olmadığı açık biçimde yazılı olan Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/122 Esas 2017/461 Karar sayılı kararının bir kez daha hükme esas alındığını, dosyaya getirilerek incelenmesi gerektiği belirtilen davalı şirketlerin ticari defterlerinin dosyaya kazandırılmadığını, davacı ile diğer davalılar arasındaki muvazaa iddiasının hiçbir şekilde incelenip değerlendirilmediğini, yerel Mahkemece karara dayanak olan bilirkişi raporunda eksiklikler ve yanlış tespitlerin bulunduğunu, tarafların defter tasdiklerine ilişkin bilgilerin raporda yer almadığını, zira davalı Çardak Aydeniz AŞ defterlerinin kapanış tasdiki bulunmadığını, dava konusu temlik işleminin İİK'nin 277 ve devamı maddelerinde öngörülen sonuçları doğurmadığını ve davaya konu temliklerin hepsinin davacının icra takibini başlattığı 05.12.2016 tarihinden önce gerçekleştirilmiş olduğunu, davacı yanın alacağını tahsil edememesinin asıl nedeninin alacağını zamanında takip etmemesi olduğunu ve icra takibi yapmış olduğu tarihte Çardak Aydeniz AŞ'nin, Milli Savunma Bakanlığından hakediş alacağı bulunmadığını, banka olarak kullandırdıkları kredi ve karşılığında aldıkları temlikte, bankacılık mevzuatına ve uygulamalarına aykırı hiçbir yön bulunmadığını, davacı ile diğer davalıların amaçlarının bankadan çıkar sağlamak olduğunu ve birlikte hareket ettiklerini ve bu davaların haksız kazanç elde etmek üzere giriştikleri organizasyonun neticesi olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı banka vekili dava konusu temlik işleminin davalı borçlu şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak yapıldığını beyan etmiş ise de dosya kapsamından 04.12.2015 tarihinde borçlunun davalı bankadan kullandığı 500.000,00 TL'lik kredi için aynı gün 04.12.2015 tarihinde toplam 18.500.000,00 TL'lik temlik işleminin yapıldığı, davalı borçlunun 500.000,00 TL'lik kredi borcunu ödediği, davalı bankanın anılan kredi nedeniyle riskinin kalmadığı, davalı bankanın kendisine ödenen 15.343.770,71 TL'lik temlik bedelini aynı gün borçlunun vadesiz hesabına aktararak borçlunun kullanımına sunduğunun sabit olduğu, borçlunun anılan miktarı hesabından çektiği, davalı bankaya gönderilen 29.06.2017 tarihli haciz ihbarnamesine verilen cevabı yazıdan borçlunun hesabında 237,98 TL kaldığının anlaşıldığı, 19.11.2015 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulan borçlu şirketin kuruluşundan bir buçuk ay sonra şirket merkezi dışındaki davalı banka şubesine 18.500.000,00 TL'lik temlik işlemi yapması göz önüne alındığında, dava konusu temlik işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı, davalı bankanın mevcut deliller karşısında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek tüzel kişilerden olduğu, tasarrufa konu temlik bedelinin borçlu şirket'in kuruluş sermayesinin dahi kat kat üzerinde olduğu, dolayısıyla borçlu şirketin tek malvarlığı olduğu anlaşılan alacağın temlikinin İİK'nin 280 inci maddesinde belirtilen ticari işletmenin büyük bir kısmının devri niteliğinde ve iptale tabi olduğu gerekçesiyle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak dava değerinin daha fazla olan tasarrufa konu temlik bedeli olarak kabul edilmesi ve davalılar aleyhine fazla miktarda harç ve vekalet ücretine hükmolunmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ...nin istinaf başvurusunun kabulüne kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile; Mersin 5. Noterliğinin 04.12.2015 tarihli ve 23876 - 23877 - 23878 yevmiye numaralı toplam 18.500.000,00 TL alacağın temlikine ilişkin tasarrufun Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2016/22592 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline ve davacıya Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2016/22592 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Davacı alacaklı vekili, borçlu şirket hakkında yaptığı takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini davalı ...Ş.'ne temlik ettiğini, bu temlik nedeni ile alacağını tahsil edemediğini iddia ederek bu tasarrufun iptalini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı bankanın istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca davalılar aleyhine fazla miktarda harç ve vekalet ücretine hükmolunduğu gerekçesiyle kabul edilmiş ise de varılan sonuç isabetli bulunmamıştır. Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için, borçlu tarafından yapılmış bir tasarruf işleminin olması, bu tasarruf işleminin de davacı alacaklının alacağını tahsil etmesini engelleyici bir durumu oluşturması gerekmektedir. Bir başka deyişle bu tasarruf işlemi olmasaydı davacının alacağına kavuşma imkanı olmalıdır. Yani davacı alacaklının hukuki yararının olması gerekir. Öte yandan, karar gerekçesi yapılan İİK'nın 280/1 inci maddesine göre işlemin iptali için borçlunun mal kaçırma amacını onunla tasarrufta bulunan üçüncü kişinin bilmesi veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması gerekir. Ticari hayatta, tacirler arasındaki alacağın temlikinin, mutad ödeme araçlarından biri olduğu, dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Bunun için tarafların temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkisinin olması ve temliki gerektiren bir alacak- borç ilişkisinin bulunması lazım gelir. Somut olayda; davacı alacaklı 21.11.2015 tanzim 28.02.2016 vadeli bonodan kaynaklanan alacağı için 05.12.2016 tarihinde takibe geçmiş, 06.04.2017 ve 26.04.2017 tarihli hacizlerde borçlunun adresini terk ettiği tesbit edilmiş, davacının alacağını tahsiline imkan sağlayacak bir mal varlığına rastlanmamıştır. Davalı bankaya İİK'nın 89/1 ihbarnamesi 29.06.2017 tarihinde, dava dışı Milli Savunma Bakanlığına ise 10.3.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her iki üçüncü kişi de bu tarih itibari ile borçlunun kendilerinde alacakları olmadığını belirtmiştir. Davalı banka, borçlu şirket ortakları ile organik bağ içinde olan Ece Yemek Hizmetleri A.Ş. ne 08.09.2015 tarihinde 2.000,000 TL, borçlu şirkete 04.12.2015 tarihinde 7.500.000 TL, 25.03.2016 tarihinde borçlu şirketin kefil olduğu ve 08.09.2015 tarihli kredinin de bu sözleşmenin bir parçası olduğunu belirten kredi sözleşmesi ile de 6.000.000 TL kredi açmıştır. 04.12.2015 tarihli Rotatif kredi sözleşmesinin imzalandığı gün, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini 3 adet temlik sözleşmesi ile noterden temlik almıştır. Temlik sözleşmesi miktarı 18.500.000 TL'dir. Alacağı temlik alan davalı banka, kendisine gelen 15.343.770,71 TL hak ediş tutarlarını 21.12.2015 -25.06.2016 tarihleri arasında bünyesinde bulunan borçlunun vadesiz hesabına aktarmış, bundan 500.000,00 TL kısmı alacağına mahsup etmiştir. Buna göre, davalı üçüncü kişi banka 25.06.2016 tarihine kadar kendisine gelen hak edişleri aynı gün borçlunun hesabına aktarmış ve bu hesaba bloke konulmamıştır. Davacı alacaklının takibe başladığı 05.12.2016 tarihinde ve haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği 29.06.2017 tarihinde, hakedişler borçlunun hesabına iade edilmiş, bankanın elinde tuttuğu veya haksız olarak tahsil ettiği bir bedel olmamıştır. Dolayısı ile davanın açıldığı 23.05.2017 itibari ile iptalini gerektiren bir temlik işlemi kalmamıştır. Bu tarihler dikkate alındığında, davacının alacağının tahsili için takibe geçtiği, 05.12.2016 tarihinde üçüncü kişi banka temlikin kaynağından gelen bedelleri borçluya iade etmiştir. Yani temlik hiç yapılmamış gibi, hakedişler borçlunun hesabına aynen yatırılmıştır. Dolayısı ile 21.12.2015-25.06.2016 tarihleri arasında takip yapılmış ve bankaya İİK'nın 89/1 ihbarnamesi gönderilmiş olsa idi alacağın tahsili mümkün olabileceğinden, bu temlikin davacının alacağını tahsiline engel olduğu söylenemez. Temlik mutad ödeme aracı olup, davalılar arasında temlikten önce ve sonrasında devam eden kredi ilişkisi mevcut olup, davalı bankanın açtığı rotatif kredilerin faiz alacakları dikkate alındığında, 18.500.000 TL'lik temlik işlemi, bir bankanın alacağını garanti alması için bankacılık kuralları içinde makul bir durumdur. Tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre, davalılar arasındaki temlik işlemi mutad ödeme aracı niteliğinde olduğu gibi, temlik konusu bedelin tümüne yakın miktarını başkasının değil borçlunun hesabına davacı alacaklının takibinden önce yatırılmış olması nedeni ile davalıların bu işlem ile diğer alacaklılardan mal kaçırdığını, muvazaalı bir işlem yaptıklarını veya alacağın tahsiline engel olunduğunu da söylemek mümkün değildir. En önemlisi takip ve dava tarihi itibari ile temlik bedelinin bankanın alacağının mahsubu sonrasında kalan büyük kısmının borçlu şirkete iade edilmiş olması nedeni ile iptali gerektiren bir temlik tasarrufu da ortadan kalkmıştır. Kabule göre ise; Tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde, sadece davalı üçüncü kişinin haksız olarak tahsil etmiş olduğu miktar tesbit edilerek bu miktar ve davacının alacağı ile sınırlı olarak iptali kararı verilmesi gerekirken, bu miktar tesbit edilmeden temlikin alacaklının alacağı kadar iptaline karar verilmesi ve üçüncü kişinin de mal varlığı üzerinde cebri icra yetkisi tanınması hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı Odebank A.Ş.'ne verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...Ş.'ye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.