Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4606 E. 2023/7795 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4606
- Karar No
- 2023/7795
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/2405 D. İş, 2020/207 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2020/6795 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2020/1210
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı (ZMSS) araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden faiz ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 64.300,30 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava dilekçesi, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun alındığını belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının itirazının kabulü ile davanın kabulüne, 64.300,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 05.08.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olduğu, kaza ile illiyet bağının olmadığını, hesaplanmanın hatalı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin yapılmasını, avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre belirlenen miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (17) ve (19) numaralı bentleri.
3. Değerlendirme 30.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/26930 soruşturma numaralı dosyasında, davacının davalı araç sürücüsü ile CMK’nın 253 üncü maddesi kapsamında uzlaşıldığını, kazadaki yaralanma nedeniyle tarafların uzlaştıklarına dair uzlaşma tutanağı düzenlendiği, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca araç sürücüsü hakkında uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
CMK'nın 253/19 uncu fıkrasına göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma raporunu düzenlenmekle davacının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Uzlaşma raporu da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir. Tüm bu nedenlerle uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından başvurunun reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili dava dilekçesinde davalıya zorunlu trafik sigortası ile sigortalı araç ile davacının aracının karıştığı trafik kazasında davacının malul kaldığını belirterek tazminatı talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti, dava dilekçesi, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti ise maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının itirazının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Süresi içinde davalı vekilinin temyizi üzerine Sayın Çoğunluk; Somut olayda; meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında, davacının davalı araç sürücüsü ile CMK’nın 253 üncü maddesi kapsamında uzlaşıldığını, kazadaki yaralanma nedeniyle tarafların uzlaştıklarına dair uzlaşma tutanağı düzenlendiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca araç sürücüsü hakkında uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu ve tutanağının aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile davacının tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
5271 sayılı CMK’nun 17. Bendine göre; “Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.”
Aynı maddenin 19. bendi son cümlesine göre; “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.”
Aynı maddenin 5. bendine göre; “Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.” Yine aynı maddenin 7.bendinde ise; “Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.” Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Cumhuriyet Savcılığı aşamasında İcra İflas Kanununun 38. maddesine göre uzlaşma raporunun yazılı ilam mahiyetinde olması için öncelikle uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması gerekir. Ayrıca suçtan birden fazla zarar gören varsa uzlaşmaya gidilebilmesi için mağdur ve suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmiş olması gerekir.
Türk Borçlar Kanunu 54. maddesinde düzenlenen bedensel zararlar gerekse 53. maddesinde düzenlenen destekten yoksun kalma zararlarında haksız fiil neticesi sürekli veya geçici iş göremez hale gelen kişi ile birlikte yakınlarının da manevi zararı oluşmaktadır. Bu nedenle bedensel zararlarda bir uzlaşmadan bahsedebilmek için bedensel zarara uğrayan mağdur ile birlikte onun sakat kalmasından dolayı manevi zararı oluşan yakınlarının da uzlaşmaya katılması gerekir. Diğer taraftan trafik kazası nedeniyle yaralanan ve malul kalan kişilerin zararından soruşturma dosyasında şüpheli konumunda olan sürücü yanında işleten (araç maliki) ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da teminat limiti kadar müteselsil sorumludur. Bu nedenle trafik kazası nedeniyle yaralanan kişiler açısından yaralanan kişinin kendisini yaralayan şüpheli ile uzlaşması durumunda diğer müteselsil zarar sorumluları işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısına maddi ve manevi zararlarının giderilmesini için talepte bulunamayacağının zarar gören mağdura açık bir şekilde CMK 253.maddesinin 5.bendi gereği anlatılması gerekir. Bütün bu hususlar anlatılmadan tüm zarar görenlerin katılmadığı uzlaşma raporunun trafik kazalarından doğan tüm sonuçları anlatılmadan Cumhuriyet Savcılığınca maktu hazırlanan raporun uzlaşma raporu olarak zarar görene ceza soruşturmasında uzlaştığı saiki ile imzalatılarak zarar görenin hayat boyu sürekli maluliyeti nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararının hiç dikkate alınmadan bu raporun kanunun aradığı uzlaşma raporu olarak kabul edilmesi çok büyük hak kayıplarına neden olacağı gibi trafik kazası nedeniyle hayat boyu sürekli iş göremez hale gelen kişilere yeniden bir mağduriyet yaşayacaktır.
Diğer taraftan Karayolları Trafik Kanunu 111.maddesine göre; “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” Kanunun bu hükmü ile trafik kazalarında zarar gören kişilerin kazanın mağduriyeti ile yapacağı ve sorumluları borçtan kurtaracak anlaşmaların, ibraların ve feragatların yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde ödenen tazminattan daha fazla bir zararının olması durumunda açılacak dava ile geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Bir başka ifade ile trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan veya desteğini kaybeden kişilerin zarar sorumlusu sürücü, işleten veya zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ile yaptığı anlaşmalar veya ibralar iki yıl içinde zarar görenler bu ibradan döndüğünü karşı tarafa ilettiği anda yapılan anlaşma ve ibralar geçersiz olduğu kabul edilmiştir.
CMK’nun 253.maddesi ile KTK’nun 111.maddesi birlikte değerlendirildiğinde CMK’nun tüm suçlarda ve haksız fiillerde uygulanacak bir hüküm iken KTK’nun 111. maddesinin trafik kazaları nedeniyle oluşan zararlar ile ilgili olup daha özel bir düzenleme olması ve trafik kazası nedeniyle sakat kalan yada desteğini kaybeden kişilerin mağduriyetini gidermeye yönelik olması nedeniyle KTK 111.maddesinin öncelikle uygulanması gerekecektir.
Somut dosya içinde ki “Uzlaştırma Raporu” incelendiğinde “Müşteki ve Şüpheli maddi ve manevi tüm haklarından feragat ettiğini belirterek uzlaşmayı kabul etti. Bu haliyle, taraflar hür iradeleri ile aralarında anlaşmışlar ve uzlaşmışlardır” ifadelerine yer verilerek şüpheli ve müşteki imzaları alınmıştır. Oysa davacı trafik kazası nedeniyle davalı sigortalı aracın sürücüsünün %100 kusuru ile %12 oranında sürekli iş göremez hale geldiği ve 64.300,30 TL sürekli iş göremezlik tazminat alacağının bulunduğu ortaya çıktığına göre, uzlaşma raporunda hiçbir ödeme almadan, yaptığı uzlaşmanın maddi ve manevi haklarından mahrum edeceği, sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısına bir daha tazminat haklarını ileri süremeyeceği açıkça anlatılmadan yapılan uzlaşma raporunun CMK’nun 253.maddesinde ki amacına uygun olmadığı gerekçesi ile itiraz hakem kararının esası hakkında temyiz incelemesi yapılması gerekirken uzlaşma raporu olmasına göre davanın reddi gerektiği yönünde ki çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayım.