Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4537 E. 2023/7816 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4537
- Karar No
- 2023/7816
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1133-2022/1133 SAYISI : KIT/2022-2179 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulü/ İtirazın Kabulü, Davanın Kısmen Kabulü SAYISI : K-2020/43555
Taraflar arasında sigorta tahkim yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilinin itirazının kabulüne, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne ve kararın kaldırılması ile başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
... kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.09.2017 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalı nezdinde ... poliçesi olan araç ile başka bir aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 38.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 133.514,33 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvuru şartlarını yerine getirmediğini, tarafların kusur oranlarının uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini, başvuruya eklenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu olduğu, davacının dosyaya sunduğu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 11.09.2019 tarihli raporda tespit edilen % 20 maluliyet oranı üzerinden aktüer bilirkişi raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle, başvurunun kısmen kabulü ile 100.135,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 23.12.2020 tarihli 2020/İHK-19004 sayılı kararı ile; davacının dosyaya sunduğu % 20 oranlı maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 133.514,33 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 1.100,00 TL adli tıp raporu ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.06.2022 tarihli 2021/13092 Esas- 2022/8298 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının kaza tarihinde yürürlükte olmayan Erişkinler için Engellilik Yönetmeliğine göre hazırlanan 11/09/2019 tarihli raporunda; davacının uyum bozukluğu ve anksiyete rahatsızlığı sebebiyle vücut fonksiyon kaybı oranı % 20 olarak hesaplanmış, hakem heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili ise kaza ile davacının psikolojik rahatsızlığı arasında illiyet bağı olmadığını ve maluliyet raporunun yeterli olmadığını savunmaktadır. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun da belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “uyum bozukluğu ve anksiyete rahatsızlığı” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, belirtilen uyum bozukluğu ve anksiyete rahatsızlığının süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre, davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan 10.05.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; kaza tarihinde 47 yaşında olan davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, davacının 99 yaşına kadar yaşama ihtimali olduğu kabul edilerek ve bu yaş baz alınarak "irat yöntemi" ile işleyecek/ bilinmeyen devre hesabının yapılmış olduğu, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin de açık bir şekilde yazılmadığı anlaşılmış olup, bu yönüyle raporun denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Bu durumda; davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür süresi belirlenerek (tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar değil, hesap tarihindeki yaşına göre saptanacak bakiye ömür süresi), aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile süreleri gösterilmek suretiyle (kararı yalnızca davalının temyiz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, hesabın 2020 verileriyle ve işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2020 yılı esas alınarak yapılması) daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir....Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre davacı ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu bu sebeple indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir. İtiraz hakem heyetince taşımadan sürücünün de menfaati olduğu gerekçesiyle olayda hatır taşıması bulunmadığı yönünde hatalı şekilde değerlendirme yapılmıştır. O halde, davacı yolcu ile dava dışı araç sürücünün arkadaş olup seyahat ettikleri esnada kazanın meydana gelmesi nedeniyle olayda hatır taşıması bulunduğunun kabulü ile tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir....Açıklanan nedenlerle; ...'nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16.maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir." gerekçesi ile ... kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı uyarınca alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 21.09.2019 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 33,5 oranında olduğu, raporda travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle % 30, yüzdeki skar nedeniyle % 5, balthazard formülüne göre toplam % 33,5 oranında maluliyetin tespit edildiği, kaza ile travma sonrası stres bozukluğu arasında illiyet bağının olduğunun raporda belirtildiği, rapordaki oranın bozma ilamı öncesinde hükme esas alınan % 20 oranına göre fazla olması ve bu hususun davalı lehine usuli kazanılmış hak olduğunun anlaşılmasına göre, tazminatın % 20 oranı üzerinden hesaplanması gerektiği, bozma ilamı gereğince yeniden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, 18.11.2022 tarihli aktüer bilirkişi tarafından davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 122.125,81 TL olarak hesap edildiği, bu miktardan bozma ilamı gereğince % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması halinde 97.700,65 TL tazminatın hesaplandığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 97.700,65 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, 1.100,00 TL adli tıp raporu ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıda sürekli maluliyete neden olacak herhangi bir sekel tespit edilemediğinden davanın reddi gerektiğini, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, eğer mümkün değilse el çekme kararı verilmesi gerektiğini, bozma sonrasında alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini, başvurunun dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 99 yaşına kadar hesap yapılmasının doğru olmadığını, aktüer raporun bilinen dönemin 10.05.2020 tarihine kadar çalışıldığını, işleyecek aktif dönemin ise 01.01.2020 tarihi itibari ile başlatıldığını, dolayısı ile bu tarihler arasında mükerrer hesaplama yapıldığını, bilinen dönemin 11.05.2020 tarihine kadar hesaplanması gerektiğini, işleyecek aktif dönemin ise rapor tarihini izleyen günden itibaren başlatılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalının adli tıp raporu ücretinden sorumlu olmadığını, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve adli rapor gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen ... kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Somut olayda, İtiraz Hakem Heyetince bozma ilamı uyarınca alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 21.09.2019 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 33,5 oranında olduğu, raporda travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle % 30, yüzdeki skar nedeniyle % 5, balthazard formülüne göre toplam % 33,5 oranında maluliyetin tespit edildiği, İtiraz Hakem Heyetince raporda tespit edilen oranın bozma ilamı öncesinde hükme esas alınan % 20 oranına göre fazla olması ve bu hususun davalı lehine usuli kazanılmış hak olduğu gerekçesiyle tazminatın % 20 oranı üzerinden hesaplanması gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma ilamından sonra alınan 21.09.2019 tarihli raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması isabetli olmakla birlikte, raporun davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alınmadan hazırlandığı, raporda travma sonrası stres bozukluğu ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulmadığı anlaşılmıştır.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, raporda belirtilen travma sonrası stres bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3. Dosya kapsamından bozma ilamı gereği İtiraz Hakem Heyetince alınan 18.11.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda işleyecek aktif ve pasif dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin açık bir şekilde yazılmadığı görülmüş olup bu yönüyle raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre bakiye ömür süresi belirlenerek aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile süreleri gösterilmek suretiyle (kararı yalnızca davalının temyiz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, hesabın 2020 yılı verileriyle ve işlemiş/işleyecek devre belirlemesinde 2020 yılı esas alınarak yapılması) daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınıp sonucuna göre (hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınmak suretiyle) karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.