Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4468 E. 2023/6396 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4468
Karar No
2023/6396
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/190 D.İş, 2023/199 K. SAYISI : KIT/2023-434 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun kabulüne SAYISI : K-2020/66095 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kabulüne karar verilmiştir. ... kararının taraf vekillerince temyizi üzerine Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda ... kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda başvurunun kabulüne karar verilmiştir. ... kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.06.2019 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak %16 oranında malul kaldığını, davacının kazanın meydana gelmesinde bir kusuru olmadığını belirterek 40.472,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 24.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 110.378,79 TL'ye yükseltmiş; bozma sonrası alınan 09.01.2023 tarihli aktüer raporda belirlenen miktar daha fazla çıkınca 10.01.2023 tarihli ikinci ıslah dilekçesi ile talebini 360.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet oranının yüksek olduğunu, kusur oranının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 10.01.2021 tarihli ve 2021/İHK-939 sayılı kararı ile; davacının itirazının kabulü ile ... kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kabulü ile 110.378,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 22.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 06.06.2022 tarihli ve 2021/13540 Esas, 2022/8228 Karar sayılı ilamıyla; taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılarak tazminatın hesaplanmasının gerektiği dikkate alınmak suretiyle, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, somut olayda, motosiklet sürücüsü olan davacının kaza tespit tutanağına göre kask durumunun belirsiz olduğu, maluliyet raporuna göre yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme, yürüyüş bozukluğu ve hipertrofik skar nedeniyle maluliyet oranının %16 olduğunun tespit edildiği, İtiraz Hakem Heyetince müterafik kusur durumunun değerlendirilmemiş olduğu, bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacının baş bölgesinden de yaralandığı anlaşılmakla Dairemiz yerleşik uygulamasına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, İtiraz Hakem Heyetince kusur raporu alınmaksızın soruşturma dosyasında alınan raporun uygun görüldüğü ve davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu kabul edildiği, ancak kaza tespit tutanağı ile soruşturma dosyasında alınan kusur raporu arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği, bu nedenle İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti yönünde mevcut raporların da irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı uyarınca alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 ve davacının %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bozma uyarınca TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esasına göre alınan ek hesap raporunda 65.622,68 TL sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplandığı, davacının 10.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile poliçe limitini gözeterek talebini 360.000,00 TL'ye ıslah ettiği, bozma uyarınca hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında belirlenen tutar sigorta limitini geçtiği, davacı lehine maktu ücretten az olmamak üzere AAÜT uyarınca hesaplanan vekalet ücretinin beşte biri oranında ücrete hükmedildiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 22.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozmadan sonra alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ... kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, usule uygun olmayan maluliyet raporuyla yapılan başvuru ile müvekkili temerrüte düşmediğinden faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürerek ... kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı 25.06.2019 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 297 nci maddeleri, 107 nci maddesi, 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılması olanağı bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Kanun'un belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir. Davacı bozma öncesi dosya kapsamında aktüer raporu alındıktan sonra hesaplanan miktara göre 24.12.2020 tarihli ilk ıslah dilekçesiyle talebini 110.378,79 TL'ye yükseltmiş, bozma sonrası alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan miktar daha fazla çıkınca 10.01.2023 tarihinde ikinci ıslah dilekçesini vererek talebini 360.000,00 TL'ye çıkarmıştır. İtiraz Hakem Heyetince ikinci ıslah dilekçesindeki miktarı kapsar şekilde maddi tazminat istemi kabul edilmiştir. Somut olayda, tahkime başvuru tarihi 11.03.2020 olup, davacı tahkime başvuru dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ancak açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açtığını açıklamamıştır. Buna göre başvuru dilekçesinin kısmi dava kapsamında olduğu, belirsiz alacak davası olarak tanımlanamayacağı, 24.12.2020 tarihli ıslah dilekçesinden sonra verilen 10.01.2023 tarihli dilekçenin de bir bedel artırım dilekçesi olmayıp ikinci ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ”Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir” hükmüne yer verilmiştir. Şu durumda, dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler karşısında İtiraz Hakem Heyetince davanın kısmi dava olduğu nazara alınarak, davacının 10.01.2023 tarihli dilekçesi ile talep ettiği miktara hükmedilmesi 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırı olup anılan dilekçe ile talep edilen miktarın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın belirsiz alacak davası olduğu kabul edilerek ikinci ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4468, K. 2023/6396, T. 15.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4468-e-2023-6396-k-545779b17121