Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4354 E. 2023/7237 K. – Trafik Kazası

Konu: Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4354
Karar No
2023/7237
Karar Tarihi
Konu
Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2225 E., 2022/2063 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) TARİH : 31.05.2022 SAYISI : 2020/338 E., 2022/377 K. BİRLEŞEN DAVA : Kahramanmaraş 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2022/66 esas sayılı dosyası Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ... geldi, davacı adına gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin özel halk otobüsünde yolcu olarak bulunduğu sırada, otobüs sürücüsünün aracın kapısını kapatmaması sonucu düşerek yaralandığını, olaya neden olan araç sürücüsü hakkında daimi arama kararı verildiğini, daimi arama kararı verilen trafik kazalarında mesuliyetin Güvence Hesabında bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş; 19.06.2018 tarihli dilekçesiyle talebini 58.334,98 TL'ye yükseltmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/440 Esas 2018/286 Karar sayılı ilamı ile verilen kararın Gaziantep BAM 17. Hukuk Dairesinin 2018/2133 E. 2020/668 K. sayılı ilamı ile kaldırıldığını, müvekkilinin % 54 oranında maluliyeti bulunduğunun kesinleştiğini, bakiye sürekli ve geçici iş göremezlik zararı bulunduğunu belirterek 251.665,02 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araç plakası ve sürücüsünün tespit edilemediğinin ispatı gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Dairesinden sağlık raporu alınması gerektiğini, sorumluluğunun kaza tarihinde poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının % 54 oranında maluliyeti bulunduğu, ek davadaki maddi hata sonucu rakam yanlışlığının gerekçeli karar yazımı sırasında düzeltilebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl dava yönünden 58.334,99 TL'nin dava tarihi olan 28.09.2017, ek dava yönünden 251.665,02 TL'nin dava tarihi olan 28.09.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ek dava açmadan önce davacının başvuru yapması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ek dava için 28.09.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, kaza tarihini kapsar sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı yönünde hiçbir araştırma yapılmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davadan önce davalı kuruma başvuruda bulunduğu, hükme esas alınan ATK raporunda, maluliyet oranının kaza tarihi itibarıyla geçerli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin içtihatlara uygun olduğu, davacının otobüsün arka kapısından indiği sırada arka kapı kapanmadan hareket ederek davacının yere düşerek yaralanması şeklinde meydana gelen kazada müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektiren herhangi bir sebep bulunmadığı, davadan önce yapılan başvurunun Güvence Hesabının 10.10.2017 tarihli cevabi yazısı ile reddedilmesi nedeniyle davalının başvuru tarihinde temerrüde düştüğü, kazaya karışan otobüs ve sürücüsünün tespiti için gerekli araştırmanın yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ek davadan önce başvuru yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, maluliyet oranlarının farklı olduğu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ek dava bakımından asıl dava tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedildiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8/1.65 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, kazaya karışan aracın tespit edilebilir durumda olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı 17.02.2016 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas 1960/9 Karar sayılı, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi. 3. Değerlendirme 1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl dava bakımından hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 58.334,99 TL olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.” Dosya kapsamından, davacının % 25 oranındaki maluliyetine göre yapılan hesaplama doğrultusunda mahkemece verilen davanın kabulü ile 58.334,99 TL'nin tahsiline dair ilk kararın davalı vekilinin istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı belirtilerek verilen kaldırma kararı sonrasında alınan maluliyet raporunda davacının % 54 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiği, ardından birleşen davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl dava yönünden 58.334,99 TL, birleşen dava yönünden 251.665,02 TL'nin tahsiline karar verildiği, mahkemece verilen davanın kabulü ile 58.334,99 TL'nin tahsili yönündeki hükmün, kararı istinaf etmeyen davacı bakımından kesinleştiği gözetilmeden birleşen davanın kabulü yönünde karar verilmesinin davalının usuli kazanılmış hakkını ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4354, K. 2023/7237, T. 30.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4354-e-2023-7237-k-3db271517bf0