Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4020 E. 2024/5953 K. – Maddi Ve Manevi

Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4020
Karar No
2024/5953
Karar Tarihi
Konu
Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/883 E., 2022/2179 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü/Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/48 E., 2021/355 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.08.2014 tarihinde Siirt ilinde Botan Nehri kenarında davacıların aileleri ile birlikte piknik yaptığını, Botan Nehri üzerinde kurulu bulunan HES (hidroelektrik santrali) Alkumru ve Kirazlık Barajlarının davalı şirketler tarafından işletildiğini, olay tarihinde enerji üretimi için TEİAŞ Genel Müdürlüğü Ulusal Yük Dağıtım Merkezi ve bağlı Elazığ Yük-Dağıtım Merkezinin talimatı üzerine enerji üretimi için her iki barajın da en az üçer kapağının birden açılarak barajdaki suyun salındığını, suyun salınmasından sonra su seviyesinin birden yükseldiğini, suların yükselmesi ile birlikte davacılardan ...'nin oğulları ... ve ...'nin boğularak vefat ettiğini, davacılardan ..., ..., ...'nin müteveffaların kardeşi olduğunu, davacı ...'nin ise müteveffa ...'nin eşi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacılardan anne ... için 500.000,00 TL, eş ... için 500.000,00 TL, kardeşler ..., ..., ... için ayrı ayrı 250.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden iti... işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin taleplerini ... için ...'nin vefatı nedeniyle 40.883,08 TL, ...'nin vefatı nedeniyle 39.457,17 TL, ... için ...'nin vefatı nedeniyle 139.177,53 TL olmak üzere toplam 219.517,78 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayla ilgili olarak Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın devam ettiğini, henüz yargılama yapılmadığını, tarafların kusurları hakkında bir karar verilmediğini, davacı taraf vekilinin hazırlık soruşturması esnasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunu delil olarak sunduğunu, raporun bağlayıcı bir tarafı bulunmadığını, söz konusu raporun davalı şirketlere ait deliller sunulmadan hazırlandığını, ceza davasının açılması sonrasında verilecek kararda davalı şirketlerin kusurlarının bulunmadığının açıklığa kavuşacağını, bu nedenlerle davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi ... ve ...' nin 24.08.2014 tarihinde davalı şirketin işlettiği Alkumru Barajının rezerv sularının kontrolsüz bırakılması sonucunda boğularak vefat ettiği, her türlü güvenlik önlemini alma sorumluluğu bulunan davalı ... Hidroelektrik Santral Yatırımları A.Ş ve ... Enerji Sanayi Tic. Ltd. Şti.nin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmemesi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında kusurlu olduklarının tespit edildiği, maddi tazminat yönünden alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınarak 2015/169 Esas 2019/227 Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde birleşen 2015/497 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 Tarih, 2019/2020 Esas ve 2020/961 Karar sayılı ilamı ile işbu dosyanın ana dosyadan tefrik edilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılması sonrasında, 2015/497 Esas sayılı dosyanın 2015/169 Esas (yeni 2020/294 Esas) sayılı dosyadan tefrik edilerek işbu 2021/48 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, 2015/497 E. sayılı dosyanın yalnızca davalılar tarafından istinaf edildiği, davacıların istinaf talebi bulunmadığı, bu haliyle 2015/497 E. sayılı dosyada hükmedilen maddi ve manevi tazminatların miktarı bakımından davalıların usuli kazanılmış hakları bulunduğu, 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporu her ne kadar dosya kapsamına uygun bulunmuş ise de aynı gerekçelerle hükmedilecek tazminat miktarının önceki karardakinden fazla olamayacağı, diğer yönden 2015/497 E. sayılı dosyada verilen hükümde yalnızca ...'nin vefatı sebebiyle davacılar ..., ... ve ... için manevi tazminata hükmedildiği, aynı davacılar için müteveffa ...'nin vefatı sebebiyle de manevi tazminat talebi olmasına rağmen mahkemece bu yönde olumlu veya olumsuz bir karar kurulmadığı, davacıların da bu yönden kararı istinaf etmedikleri ve bu durum yönünden de davalılar lehine usuli müktesep hak oluştuğu, mahkemenin 21.02.2019 tarihli kararında belirtilen maddi ve manevi tazminat miktarları ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...'nin vefatı nedeni ile davacı ... için 40.883,08 TL maddi tazminatın 24.08.2014 tarihinden iti... işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ...'nin ölüm olayı nedeni ile davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 24.08.2014 tarihinden iti... işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ...’nin vefatı nedeni ile davacı ... için 39.457,17 TL maddi tazminat, davacı ... için 139.177,53 TL maddi tazminatın 24.08.2014 tarihinden iti... işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, ...'nin ölüm olayı nedeni ile davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 24.08.2014 tarihinden iti... işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar ..., ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine, ...'nin vefatı nedeni ile davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın 24.08.2014 tarihinden iti... işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın kısmi dava olduğunu, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, 14.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde ıslah edilen kısım belirgin olmadığından bu hususun davacı vekiline açıklattırılması gerektiğini, davalıların meydana gelen olayda kusuru olmadığını, dosya kapsamında alınan 27.12.2017 tarihli kusur bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporda olay tarihinde yürürlükte olan “Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, “Elektrik piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği”, “Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği” ve “Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esasları Anlaşması” hükümlerinin değerlendirilmediğini, dava konusu zararın meydana gelmesinde hizmet kusurunun olup olmadığı hususunun incelenmediğini, elektrik enerjisi üretiminde sistem güvenliği açısından, lisans sahibi şirketlerin Milli Yük Tevzi Merkezinin verdiği tüm talimatlara uymak zorunda olduğunu, ne zaman elektrik üretileceği, ne miktar üretim yapılacağı, ne zaman üretimin durdurulacağı konularında lisans sahibi şirketlerin inisiyatifi bulunmadığını, bu konuda verilen talimatlara uyulmaması halinde Elektrik Piyasası Kanununun 11 inci maddesi gereğince üretim lisanslarının iptal edildiğini, 6200 sayılı Kanun gereği yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönden yararlanmak maksadıyla kurulan DSİ Genel Müdürlüğünün görevlerinin aynı Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiğini, buna göre “taşkın sularına ve sellere karşı tedbirler almak” sorumluluğunun DSİ Genel Müdürlüğüne verildiğini, bu nedenle DSİ’nin kendisine verilen bu görevler doğrultusunda gerekli mevzuat çalışmasını yapma, diğer tedbirleri alma, alınacak tedbirler konusunda ilgilileri bilgilendirme ve alınan tedbirleri denetleme yükümlülüğü bulunduğunu, meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğunu, akarsu havzalarında gerekli güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğünün ilgili idarelerde olduğunu, bu konularda davalı şirketlere düşen herhangi bir yükümlülük bulunmadığını, olay kapsamında hayatını kaybedenlerin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, olay tarihinde davacıların desteklerinin dere yatağı olan mevkiide piknik yaptığını, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun ceza yargılamasındaki kusur raporları ile çelişkili olduğunu, ceza dosyasında alınan raporlarda davalı tarafa kusur atfedilmediğini, asli kusurun olayda vefat eden kişilere verildiğini, ceza dava dosyasında alınan bilirkişi raporları ile verilen beraat kararları gözetilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketler tarafından İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün tespit ettiği noktalara “Suyun ani yükselmesinden dolayı suya girmek/yaklaşmak tehlikeli ve yasaktır.” şeklindeki ikaz tabelaları konulduğunu, davaya konu yerde sesli uyarı sitemi kurulup çalıştırıldığını, boğulma olayının meydana geldiği yerin, su kenarı gibi normal bir yer olmadığını, suyun akış alanı olan havza olduğunu, olayda başkaca gerçek veya tüzel kişilerin kusuru olup olmadığının incelemediğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, ...'nin eşi ... bakımından yapılan hesaplamada dikkate alınan evlilik tenzil oranının hatalı olduğunu, olay tarihindeki yaşına göre indirim yapılması gerektiğini, 06.09.2021 tarihli bilirkişi hesap raporuna da itiraz ettiklerini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davacı eş ...’ye SGK’dan aylık bağlandığını, bunun rücuya tabi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, mahkemece davacının kabul edilen talepleri yönünden hükmolunan faiz, faizin nevi ve başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulmamasına rağmen bu kısma olay tarihinden iti... faize hükmolunmasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu olayın meydana gelmesinde davalıların %70 oranında kusurlu oldukları, önceki kararda davalılar lehine oluşan kazanılmış hakların gözetildiği, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik davalılar vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; ölenin yaşı, olay tarihi, olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, sosyal ekonomik durumlarına göre davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarlarının yerinde olduğu, yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ve özellikle olayın meydana gelmesinde davalıların %70 kusurlu olduğu, davanın zamanaşımına uğramadığı saptanarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olduğu gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı şirketler tarafından işletilen hidroelektrik santrallerin bağlı olduğu barajlardaki kapakların açılması sonucu nehir sularının yükselmesi sebebiyle vefat edenlerin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 53, 56 ve 74 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, dava tarihi ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesine göre hâkimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığı, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hâkimini bağlamayacağı, dosya kapsamında alınan 27.12.2017 tarihli kusur bilirkişi heyeti raporu ile davalıların meydana gelen olayda % 70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, 02.11.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile davacıların talep edebileceği tazminat miktarının usulünce hesaplandığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4020, K. 2024/5953, T. 10.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4020-e-2024-5953-k-bcb6cea1f8c5