Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3491 E. 2026/3664 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3491
- Karar No
- 2026/3664
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1676 E., 2023/191 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın 11.05.2001 tarihinde ... Devlet Hastanesinde dünyaya geldiğini, doğumunu takiben ... taraması takibi topuk kanı alınmadığı için geç tıbbi tanıdan kaynaklı 0/070 düzeyinde zihinsel engelle sakat kaldığını, başvuranın doğum, teşhis ve tedavi süreci ile bunların yürütülmesindeki hizmet kusurunun kaynaklık ettiği maddi ve zararların giderimi için 28.08.2013 tarihinde idareye başvurularak fazlaya dair tüm haklar saklı tutularak, başvuran ...'ın 946.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmini istenmiş, başvuranlar ... ve ...'ın her biri için 75.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmini istenmiş, talebin zımnen reddi üzerine, 15.11.2013 tarihinde ise ... 1. İdare Mahkemesinde davası açılmış, davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak, başvuran ...'ın her biri için 75.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmininin istendiğini, ... 1. İdare Mahkemesi 15.02.2015 tarihinde davanın esası hakkında karar verdiğini, kararda davacıların manevi tazminat talepleri kısmen kabul edilerek, davacı ... için 75.000,00 TL ile anne ve babanın her biri için 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, tazminatlara ilişkin belirlemeye itiraz edilerek istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf kanun yolu sonucunda ... Bölge İdare Mahkemesi 3. idari Dava Dairesi 03.09.2020 tarihinde; manevi tazminata dair tüm taraf istinaf başvurularını reddetmiş, karar 14.09.2020 tarihinde taraflarına tebliğ edilmiş, İstinaf merciinin vermiş olduğu karar da 09.10.2020 tarihinde tazminat miktarları yönünden temyiz edilmiş, aynı şekilde davalı idare de istinaf mercii kararını temyiz etmiş, Danıştay 10. Dairesi 09.02.2021 tarihinde tarafların manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin reddine deir kararın 01.10.2021 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, 10.04.2021 tarihli başvuru üzerine ise davalı idare tarafından 19.10.2021 tarihinde; 175.000,00 TL alacak aslı ve 127.553,42 TL işlemiş yasal faiz ödemesi yapılarak manevi tazminata dair borç yükümlülüğü sona erdirilmiş, davacıların 28.08.2013 tarihinden itibaren ödenmesi gereken bir para alacağı olduğunu, idarenin ödemeden haksız kaçınma nedeni ile 98 aylık eylemli duruşu nedeniyle davacıların tazminat alacaklarının fahiş değer kaybına uğradığını, 98 aylık süreçte 11 adet aktüel ekonomik veriye göre tazminat alacağının ulaşacağı değerin yüksek olacağını, davacıların munzam zararının oluştuğunu, izah edilen nedenlerle (davalı taraftan var olan diğer alacaklarımız için ayrıca talep konusu) haklarının saklı kalması kaydı ile asıl alacak miktarı 6100 sayılı yasanın 107. maddesine göre tespit edilerek tahkikat sonucunda zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 1.000,00 TL tazminatın 500,00 TL'si ..., 250,00 TL'si ... 250,00 TL'si ...'a verilmek üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; idare mahkemesi kararı ile hükmedilen tazminatın davacı tarafa eksiksiz ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından munzam zararın varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ... 1. İdare Mahkemesi’nin 15.02.2018 tarih, 2013/1380 E.-2018/222 K. sayılı kararının, Danıştay 10 Dairesi 2020/5287 E., 2021/339 K. ve 09.02.2021 tarihli kararı ile birlikte nihai kesinliğe ermesi ile davacıların tazminat alacaklarının, 28.08.2013 tarihinden itibaren ödenmek gereken bir para alacağı olduğu, varlığının geriye dönük olacak şekilde ve mülk olarak tanındığı değinilen yargısal kararları ile sabit olduğunu, dava dilekçesinde arz edilen 11 adet aktüel ekonomik veri ortalamasına göre; davacıların (28.08.2013) başvuru tarihinde var olan ve varlığı tartışmasız (175.000,00 TL) alacaklarının 19.10.2021 tarihinde, 11 ekonomik veri ortalamasına göre ulaşacağı değerinin (677.806,82 TL) den az olmaması, hayatın olağan akışı içerisinde, ortalama yaşam tecrübesine sahip her insan için beklenen bir durum olduğunu, davacılara 175.000,00 TL tazminat alacakları için 28.08.2013 tarihinden sonrasında, gecikme farkı işlemiş faizi olarak 127.553,42, TL'nin ödenmesi yeterli görülmekle; başvuru tarihi itibariyle varlığı ve mülkiyet yönü tartışmasız olan alacağının değer kaybı yoluyla tüme yakın tüketildiği fiili durum görmezden gelinmekte asıl alacak üzerinde oluşan ağır değer kaybı yine (tüm hakkaniyetsizliğine rağmen) davacılar üzerinde bırakıldığını, fiili durumda, dava yolunu tercih edip 98 ay kaçınan davalının sağladığı avantaj, eş deyişle davacıların 175.000,00 TL tazminat alacaklarında yol açtığı değer kaybı,11 ayrı aktüel ekonomik veri ortalaması baz alındığında (yaptığı ödemeler toplamı düşülünce) (677.806,82 TL - 302.552,42 TL) = -375.254,40 TL ye ulaştığını, bu miktarın aynı zamanda davacıların uğradığı munzam zararın en az karşılığı olduğunu, mahkemenin davacıların zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki takdir ve gerekçesinin, kamu yararı ve davacıların mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi davacılar aleyhine bozduğunu belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın aslı idari yargıda (idare mahkemesi veya Danıştay) karara bağlanmış ise, bu asıl karara dayalı olarak doğan munzam zarar (aşkın zarar) talebi, idarenin bir eylemi veya işleminden kaynaklanan bir tam yargı davası niteliğinde olduğundan idari yargıda görülür. Somut olayda davacılar munzam zarar talebinde bulunmakta olup davacılar tarafından açılan asıl davanın ... 1. İdare Mahkemesi'nin 2013/13 80... /222 Karar sayılı dosyası ile yargılamasının yapıldığı dosya kapsamından anlaşıldığından eldeki dosyada idari yargının görevli olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/b ve 115 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verildiğinden kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.