Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/270 E. 2023/6309 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/270
- Karar No
- 2023/6309
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/596 E., 2020/291 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/386 E., 2019/787 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 29.04.2007 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... şirketine zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile 7.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.04.2007 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili birleştirilen ek dava dilekçesinde; aynı davalı ... şirketinden belirsiz alacak olarak 52.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçe teminat üst miktarı olan 60.000,00 TL'nin davacı vekilinin banka hesabına havale edilmek sureti ile müvekkili sigorta şirketi tarafından ödendiğini, müvekkilinin davacı vekili tarafından tamamen ibra edildiğini, poliçeden doğan tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin kusura dayalı ve poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, bu nedenle kusur ve maddi tazminat miktarının tespit edilmesi gerektiğini, faiz başlangıcının kaza tarihi olamayacağını, ayrıca reeskont faizine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2013 tarihli ve 2010/350 Esas, 2013/118 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 7.500,00 TL bakıcı giderlerine ilişkin tazminatın dava tarihi olan 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 05.06.2017 tarihli ve 2016/16355 Esas, 2017/6345 Karar sayılı kararı ile davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Dosya içindeki davacının maluliyetine ilişkin alınan raporun usulüne uygun olarak düzenlenmediği gibi bakıcı ihtiyacı konusunda da bir belirleme içermediğinin anlaşıldığı; bu durumda, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun şekilde İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının, ayrıca bakıcı ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile davacı tarafça talep edilen 7.500,00 TL bakıcı giderlerine ilişkin tazminatın dava tarihi olan 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili; eldeki dosya ile birleştirilmesine rağmen mahkemece birleştirilen 2015/386 Esas sayılı dosyanın celbi ile bu ek dava ile ilgili talepleri ile ilgili de karar verilmesi gerekirken birleştirilmesine karar verilen dosyadaki talepleri ile ilgili karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece faizin kaza tarihinden başlatılması gerekirken dava tarihinden başlatılmasının, faiz türünün ticari faiz olarak belirlemesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 29.04.2007 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun bakıcı gideri talebine; birleşen davada, aynı kaza nedeni ile aynı iddialar ile ek taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166, 297 ve geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; ve özellikle, Daire bozması öncesinde verilen kararın sadece davalı tarafından temyiz edilmesine, davacı tarafın asıl dosyaya ilişkin temyizinin bulunmamasına, bu nedenle ilk kararı temyiz etmeyen davacının faiz başlangıcı ve türüne dair asıl dosyada temyiz başvurusunda bulunamayacağına göre, asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl ve birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; 6100 Kanun'un 297 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Somut olayda; davacı vekilince asıl davada bakıcı gideri ve birleşen davada ise ek dava olarak tazminat isteminde bulunulmuş, mahkemece de Dairenin asıl davaya ilişkin bozma kararından sonra aynı mahkemenin 2015/386 E. Sayılı dosyasının, 10.12.2019 tarihli 2019/787 K. Sayılı kararı ile davalar arasında hukuki ve fiili bağlantının olması sebebiyle asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş, asıl dosyada yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden esastan incelenerek hüküm kurulmuş, birleşen Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/386 Esas sayılı dosyası yönünden ise hüküm kurulmamıştır. Mahkemece, birleşen Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/386 Esas sayılı dosyasına ilişkin bilgilerin karar başlığında gösterilmemesi, gerekçede tartışılmaması ve birleşen dava dosyası bakımından hüküm kurulmaması 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrasına uygun düşmemektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166 ıncı maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmeksizin asıl dava bakımından hüküm kurulurken birleştirilen Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/386 Esas sayılı dava yönünden olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm kurulmamış olması doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin yerinde görülmeyen asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme hükmünün birleşen dava yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde asıl ve birleşen davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.