Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1709 E. 2024/5341 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1709
- Karar No
- 2024/5341
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1790 E., 2022/1828 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Hak Düşürücü Süreden Reddi / Davacı ve Dahili Davalı Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve dahili davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.07.2012 tarihinde motosikleti ile seyir halinde iken kendisine yeşil yanmış olduğu halde davalıya sigortalı aracın müvekkiline çarptığını, olay ile ilgili Milas 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/822 E-2013/276 K. sayılı dosyası ile ceza yargılaması yapıldığını ve davalının taksirle yaralama suçu nedeniyle adli para cezası ile cezalandırıldığını, ceza dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğu ve müvekkilinin ise hiçbir kusuru olmadığının belirlendiğini, Muğla Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) raporunda da katılanın mevcut yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokacak bir durum oluşturduğu ve vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlara etkisinin orta (3) derecede etkileyebilecek nitelikte olduğu yönünde rapor sunulduğunu, ceza mahkemesince davalının eyleminin bilinçli taksir kapsamında değerlendirildiğini, müvekkilinin tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmış olup, ancak kaza nedeniyle SGK‘dan herhangi bir ödeme almadığını, müvekkili, davalı ... şirketinden tazminat almışsa da almış olduğu tazminatın vücudunda meydana gelen yaralanmalar ile diğer maddi zararları göz önüne alındığında yetersiz kaldığını, kazaya neden olan aracın davalı ... AŞ tarafından sigortalanmış olduğunu, kaza akabinde müvekkilinin 10 gün boyunca Denizli Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü, çalışamadığını, 6 ay boyunca hastaneye kontrollere gidip geldiğini ve günlük geliş-gidiş masrafının 60,00 TL tutarında olduğunu, kaburgasında 5 kırık, karaciğerde zedelenme, kürekte çatlak, ölümcül iç kanama geçirdiğini, Denizli Devlet Hastanesince müvekkiline %20 oranında iş göremezliğe dair heyet raporu verildiğini, 10 ay evde yattığını ve çalışamadığını, kazanç kaybının olduğunu, almış olduğu raporlar nedeniyle çalışmakta olduğu işyerinden çıkartıldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle sağlık durumunun bozulduğunu ve tansiyon hastası olduğunu, ağrılarının hala devam ettiğini, ağır bir iş yapamadığını, ekonomik geleceğinin de tehlikeye düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay (30.07.2012) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kazada davacının vaki başvurusu üzerine müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını ve alınan aktüerya tazminat raporu ile tespit edilen zarar tutarının fevkinde olan 40.000,00 TL'nin de 02.08.2013 tarihinde davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin söz konusu ödeme nedeniyle ibra edildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesinde belirtilen iki yıllık süreden sonra dava ikame edildiğinden zamanaşımı def’inde bulunduklarını, yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının da yeterli olduğunu, davanın ibranamenin imzalanması ve tazminatın ödenmesinden 2 yıl geçtikten sonra açılmış olduğundan ve bu süre “hak düşürücü“ süre olmakla re’sen dahi göz önünde bulundurulması gerektiğinden, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğinin ortada olduğunu beyanla, davanın KTK'nın 111 inci maddesi hükmü doğrultusunda reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) vekili cevap dilekçesinde; davanın, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle uğradığı zararların tazminine ilişkin olduğunu, müvekkili kurumun da işbu davaya dahil edildiğini, müvekkili kurumun davaya ilişkin herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, 2918 sayılı Yasanın 98 nci maddesindeki değişiklikle sigorta şirketlerinin trafik kazalarındaki tedavi giderlerinden sorumluluğunun tamamen kalktığı gibi anlaşılsa da, bunun ancak maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen aktarımların yapılmasıyla gerçekleşebileceğini, bu sebeple gerekli aktarımların yapılıp yapılmadığı ve tedavi sırasında SGK Başkanlığı’nca başkaca herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, miktarı hususlarının SGK Genel Müdürlüğü’nden sorulması gerektiğini, ayrıca dosya kapsamındaki tüm tedavi gideri fatura ve belgelerinde yer alan harcamaların kalem kalem değerlendirilerek konusunda uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş müvekkili kurum aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini beyanla, müvekkili kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.07.2013 tarihli "İbraname, Feragatname ve Makbuz" başlıklı belgede maluliyete uğrayan davacıya 40.000,00 TL ödendiği, davacının da kayıtsız şartsız davalıyı ibra ettiği, dosyadaki 19.06.2018 tarihli raporda davacının %11 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş ve olay tarihinden itibaren 3 aya kadar iş göremezlik süresinin olduğu, ibranamede davacının %20 maluliyeti olduğu kabul edildiği, davacının ibraname sonrası maluliyetindeki artış oranına göre ödenmesi gereken fark talep edildiği gözetilerek, mahkemece davalıdan ödemeye ilişkin başvuru dosyası getirtilip maluliyet raporu incelenerek; davacının ibraname sonrası maluliyet oranında bir artış olmadığı aksine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Dairesinden aldırılan rapor sonuca göre %11 oranında hesaplama yapıldığı, bu hesaplamaya göre aldırılan 08.01.2019 tarihli hesap bilirkişinin raporunda ödenen 40.000,00 TL'den daha az tutarda davacının toplam 26.402,25 TL maddi tazminat alacağı olacağı hesaplandığından esas yönünden de davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve dahili davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece sürenin hukuki nitelendirmesi açısından hataya düşüldüğünü, bu tür davalarda hak düşürücü sürenin değil, zamanaşımının uygulanacağını, davada ne zamanaşımı ne de hak düşürücü sürenin mevcut olmadığını, zira uzamış ceza zamanaşımının söz konusu olduğunu, iki yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını, tazminat davalarının ceza davasının bağlı olduğu zamanaşımına bağlı olduğunu, müvekkilinin tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, ancak kaza nedeniyle SGK'dan herhangi bir ödeme almadığını, müvekkili, davalı ... şirketinden tazminat almışsa da bu tazminatın vücudunda meydana gelen yaralanmalar ile diğer maddi zararları göz önüne alındığında yetersiz kaldığını, dosyada yetersiz, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin fazladan ödeme aldığının belirtildiğini, müvekkilinin davalı ... şirketini almış olduğu miktar açısından ibra etmiş olup, eksik kalan ödemelerinden vazgeçmesinin ve bu ödemeler açısından yapılan herhangi bir ibranın söz konusu olmadığını, dosyada müvekkilinin artan maluliyeti açısından rapor aldırılmadığını, ibraname adı altında sigorta şirketlerine veya ödemede bulunan zarar sorumlularına verilen belgenin, kesin bir aklama (ibra) ve vazgeçme (feragat) belgesi olmayıp, ödenenle sınırlı bir 'makbuz' hükmünde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, ancak yargılama giderlerinin ve lehlerine takdir edilmesi gereken vekâlet ücretinin takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 02.08.2013 tarihinde davalı ... şirketinden 40.000,00 TL ödeme almış olduğunun tarafların kabulünde olduğu, dosya içerisinde 30.07.2013 tarihli ibranamenin de bulunduğu, içeriğinde maddi zararlarına karşılık mutabık kalınan maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapıldığı ve 40.000,00 TL ödenmesi karşılığında sigorta şirketinden başkaca hiçbir hak ve alacağının kalmayacağının beyan edilmiş olduğu, davacının ibra tarihinin 30.07.2013 olduğu, ödeme yapılan tarihin 02.08.2013 olduğu, dava tarihinin ise 28.11.2016 olduğu, buna göre 2 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra işbu davanın açılmış olduğu, mahkemece de, eldeki davanın açılış tarihi itibari ile iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacı vekili kaza nedeniyle davacının maluliyetinde artan ve gelişen durum olduğunu ileri sürmüşse de, sigorta şirketinin 02.08.2013 tarihinde yapmış olduğu ödeme ekindeki aktüer hesap raporunda %20 maluliyet oranının baz alınmış olduğu, mahkemece bu yönde alınan ATK 3. İhtisas Kurulu raporunda ise maluliyetin %11 olduğu, mahkemece, davanın hak düşürücü süreden reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasa’nın 59 uncu maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 inci maddesi değiştirildiği eldeki davanın söz konusu yasanın yürürlük tarihinden sonra açılmış olduğu (28.11.2016) ve davacı tarafça SGK'nın davada taraf gösterilmediği anlaşılmakta olduğundan, sonradan davaya dahil edilmesi mümkün olmadığı, davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve dahili davalı vekilinin Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/798 Esas-2019/279 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve dahili davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili ve dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı sürücüye çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği, Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu hususun ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması yeterli olsa da davacının dava tarihi 28.11.2016 olup KTK'nın 111/2 nci maddesi gereği ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olmasına göre ibraname geçerli ... gelmiş olup davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun dava taraf olmaması sebebiyle vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etme hakkı olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ve dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekili ve dahili davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca dahili davalı ... Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'nden harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.