Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1643 E. 2023/9724 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1643
- Karar No
- 2023/9724
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/513 E., 2022/2116 K. HÜKÜM/KARAR : Davacının istinaf başvurusunun reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla SAYISI : 2020/50 E., 2020/41 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 13.03.2005 tarihinde dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki, Ak Sigorta tarafından trafik sigortası ile sigortalanmış Metro Turizm'in işleteni olduğu yolcu otobüsü ile Mapfre Sigorta (eski adı Genel Sigorta A.Ş.) tarafından sigortalanmış olan dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki ...'a ait aracın çarpışması sonucu Burak Tüzer'in vefat ettiğini, kaza dolayısıyla Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/22 Esas 2006/109 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu olayın oluşumunda Burak Tüzer'in 6/8 oranında, ...'ın ise 2/8 oranında kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne için 57.978,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; desteğin kusurlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, destek olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinden yasal faiz verilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; 20.04.2020 tarihli dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuş; 22.12.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def'inde bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, zamanaşımı başlangıcının zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağını, bedensel zarara uğrayanın işgöremezlik derecesi, kusura katılımı, işgörebilirlik süresi, gerçek veya olası kazançları gibi hesap unsurlarının gözetilerek maddi zararlarının belirleneceğini ve sorumlulardan maddi tazminat istenebileceğini, zararın mahkemece alınacak oransal kusur raporundan sonra belli olacağını, zararda gelişen bir durum söz konusu ise zamanaşımının zararın tam olarak belirlendiği anda başlayacağını, 765 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu tarihte henüz zararın miktarının belli olmadığını, zararın 5237 sayılı Ceza Kanununun yürürlükte olduğu zamanda belli olduğunu, Yargıtay'ın bu hususta zararın öğrenildiği tarihteki mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatinde olduğunu, zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, davalıların hem borç ikrarında bulunması hem de zamanaşımı defi iddialarının yersiz olduğunu, davalının cevabına karşı cevap vermemelerine rağmen 2. cevap dilekçesi sunulmasının mümkün olmadığını ayrıca basit yargılama usulünün uygulanması sebebiyle de 2. cevap dilekçesi verilemeyeceğini, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığını, ıslah ile zamanaşımı definde bulunmasının mümkün olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği 09.03.2020 tarihinden sonra davalı tarafça HMK'nun 127. maddesi gereğince iki haftalık süre geçirildikten sonra 25.03.2020 tarihinde cevap dilekçesi sunulmuş ise de 7226 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ve 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararı ile süreler 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olduğundan, davalı tarafça cevap dilekçesinin süresi içerisinde verilmiş olunduğunun kabulünün gerektiği, davalı tarafça 20.04.2020 tarihinde beyan dilekçesiyle zamanaşımı definde bulunulup, tahkikat tamamlanmadan 22.12.2021 tarihinde cevap dilekçesinin tamamıyla ıslah edilmek suretiyle zamanaşımı definde bulunulmuş olduğu, bu nedenle davalı tarafça davaya yasal cevap süresi içinde cevap verilmiş sayılması gerektiği, davalının süresi içinde zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinin doğru olduğu, davaya konu olayın 13.03.2005 tarihinde meydana geldiği, davanın 25.02.2020 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 455/2 ve 102/3. maddeleri uyarınca olayın bağlı olduğu 10 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.