Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13444 E. 2024/1725 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13444
- Karar No
- 2024/1725
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/302 D.İş, 2022/302 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2022/14486 DAVA TARİHİ : 17.08.2021 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne-İtirazın reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/4892 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 11.05.2017 tarihinde sürücüsü olduğu motosiklet ile davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak zararının karşılanmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı taleplerle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/182 Esas ile dava açtığını, Sigortacılık Kanunun 30/14 üncü maddesi gereği daha önce uyuşmazlık hakkında mahkemeye veya Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılmış ise bu uyuşmazlıkla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamayacağını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, kabul anlımına gelmemek kaydı ile, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuata uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyetince maluliyet oranının tespiti için yaptırılan inceleme sonucu verilen raporun kararda dikkate alınmasının mümkün olmadığını, skar dokusunun vücut hacminin % 1'ini kapsamadığından maluliyet oranında dikkate alınamayacağını, kusura ilişkin inceleme yapılması gerektiğini, davacının kask takmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamanın asgari ücret ile ve TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, davalının herhangi bi temerrütü oluşmadığından faz talebinin yerinde olmadığını, ticari faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)'ne göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davanın kabulüne, 118.640,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; öncelikle davacının aynı taleplerle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/182 Esas ile dava açtığını, Sigortacılık Kanunun 30/14 üncü maddesi gereği daha önce uyuşmazlık hakkında Mahkemeye veya Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılmış ise bu uyuşmazlıkla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamayacağını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, pasif dönem hesabının hatalı yapıldığını, pasif dönem için ücretin hatalı belirlendiğini, her halükarda kusur oranının bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenmesi gerektiğini, davacının kask takmaması, koruyucu ekipman kullanmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, davalı ... şirketinin temerrüdünün gerçekleşmediğini, faiz talep edilemeyeceğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve vekalet ücretinin AAÜT'ne göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemede açılan davanın takip edilmeyerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini bu nedenle hiç açılmamış gibi sonuç doğuracağını, yapılan itirazın bu nedenle yerinde görülmediğini, davacının doktor olduğunu ve bilinmeyen pasif dönem tazminatı hesaplanırken bilinen ücretin % 60' ının pasif dönemde elde edeceği aylık gelir olarak kabul edilmesinde bir hata bulunmadığını, Kaza Tespit Tutanağında kusur oranının belirlenmesinde bir hata bulunmadığını, görüntü kayıtlarının da bu kusuru teyit ettiğini, yeniden kusur incelemesine gerek bulunmadığını, davacıda oluşan araz ile koruyucu tertibatın arasında illiyet bağı olmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin talebin de reddinin yerinde olduğunu, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant ile yapılan hesabın Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, vekalet ücretinde hata bulunmadığını belirterek davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Genel Şartlara uygun maluliyet raporu özelliklerini taşımadığını, davaya konu uyuşmazlık sebebi ile ilk önce Ticaret Mahkemesine başvuru yapıldığını, huzurdaki talebin Sigortacılık Kanunun 30/14 üncü maddesi kapsamında usulden reddi gerektiğini, sigorta şirketine sunulan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmemiş olduğundan, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından talebin usulden reddi gerektiğini, taleplerine rağmen kusurun incelenmemesinin yerinde olmadığını, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda % 10 artış ve % 10 iskonto ile hesap yapıldığı belirtilmiş ise de bilirkişi raporunda ne iskonto ne de artış olduğunu, faiz başlangıç ve oranının hatalı belirlendiğini, vekalet ücretinin AAÜT'ne göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. 5684 sayılı Kanun'un "Sigortacılıkta tahkim" kenar başlıklı 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası şöyledir; “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.” anılan düzenleme gereğince başvuru sahibinin sigorta tahkim yoluna başvurmadan önce aynı uyuşmazlık açısından genel mahkemelerde dava açmamış olması gerekir. Bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği de ön inceleme aşamasında raportör tarafından incelenir. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesi uyarınca raportör, dosya üzerinde yapacağı ön incelemede uyuşmazlığın mahkemeye intikal edip etmediğini araştırır. Somut olayda; davacı vekilinin dava konusu uyuşmazlık ile ilgili İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/182 Esas sayılı dosyasından davalı yan aleyhine dava açtığı, bu davada 20.02.2020 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, geri çevirme kararı ile kararın taraflara tebliğe çıkmadığı ve bu haliyle kesinleşmediği ve derdest dosya olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış derdest dava bulunduğu ve kesinleşmeden 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ondördüncü fıkrası gereğince Komisyona başvuru yapılamayacağı ve bu nedenle başvurunun usulden reddi gerekirken kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Ancak, davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin nihai bir karar olup bu kararla dava açılmasıyla meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılmasıyla doğmuş olan derdestlik durumu da davanın açılmamış sayılmasıyla son bulacağı gibi, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı daha sonra açılan dava için kesin hüküm oluşturmaz. Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının davaya konu yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş görmezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talep etme hakkı bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından davalıya karşı sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açılan davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/182 E. 2020/150 K. sayılı ilamı ile HMK'nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 12.01.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla bu kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacağı, başka bir ifadeyle maddi hukuk bakımından davanın mevcut ve mahkemeye intikal etmiş olarak kabul edilemeyeceği (Dairemizin 01.03.2022 tarih, 2021/9437-2022/3616 sayılı kararı ile 27.10.2021 tarihli, 2021/5213-2021/7691 kararı da bu yöndedir.) aynı davacı tarafından aynı davalıya karşı mahkemedeki karar kesinleştikten sonra sigorta tahkim komisyonuna yapılan temyize konu sürekli iş göremezlik tazminatı başvurusu sonucu İtiraz Hakem Heyetince verilen kabul kararında bu yönüyle isabetsizlik bulunmadığı kanaatinde olduğumdan, davalı vekilinin bozma nedenine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmekle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.